BEYOGLU GALATASARAY POSTANESI

Galatasaray Postanesi; İstanbul Beyoğlu İstiklal caddesine cepheli olarak 1875 yılında Tüccar Theodor Sıvacıyan tarafından aile konutu olarak inşa ettirilmiştir. Fransa'da imal edilen kapılarıyla, İtalyan ressamların uyguladığı tavan bezemeleriyle donatılan binanın üst katlarında Sıvacıyan ve ailesi otururken, giriş katı da Bay Apolonatos tarafından ecza laboratuarı olarak işletildi. Bina o dönemin parasıyla 26 bin liraya inşa edildi.1907 yılında Hüseyin Hasip Efendi binayı 13 bin 500 liraya satın aldı ve Beyoğlu Posta-Telgraf Merkezi'ne dönüştürdü. O zamandan beri de ‘‘dünyanın en güzel postanesi’’ olarak hizmetini sürdürüyordu. Taa ki Türkiye, onun artık postane değil, ‘‘müzelik’’ olmasına karar verene kadar. Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Bakanlık kararıyla müze yapılmasına karar verilen Galatasaray Postanesi binası boşaltıldı, geçici olarak karşısındaki bir binaya taşındı. Binada restorasyon çalışmaları başladı. Önümüzdeki aylarda açılması düşünülen müzede, PTT'nin 1840'tan günümüze kadarki evrimi yansıtılacak. İlk dağıtıcı kıyafetleri, telgraf örnekleri, mühürler, pullar sergilenecek. Bir de turistlere yönelik hatıra pulları, kartpostal satışı yapılacak. Galatasaray Postanesi'ni kullanmak isteyenler de karşı tarafta yapılmakta ve tıpkı diğer ‘‘modern’’ postaneler gibi sıradan olan binaya gidecekler mecburen. Böylece tarihi koklayarak gündelik bir iş yapma keyfi de ‘‘müzelik’’ olacak. Ahşap bankoların çoğu, artık işe yaramayacağı için depoya kaldırılmış ve tozlanmaya başlamış bile... Çünkü onların konmasının uygun kaçacağı atmosferde başka bir postane binası yok İstanbul'da.

Beyoğlu Postanesi, Posta İşletmesi'nin tüm hizmet binalarının içinde, en değerlisi ve en süslüsüydü. 340 metrekare alan üzerine, kagir olarak inşa edilmiş; bir bodrum, bir zemin, üç tam kat ve boğaz manzarası olan bir çekme kattan oluşan bir binaydı. Cephesinin tamamen mermer kaplı olması, üzerindeki bezemelerin yoğunluğu ve niteliği, İstiklal Caddesi'nde sıralanan eklektik-klasisist anlayışla tasarlanmış diğer yüzyıl sonu cepheleri arasında özel bir yere koyuyordu onu. Meşe ağacından yapılmış geniş çift kanatlı, oymalı kapısından girince, ikisi sağda, ikisi solda olmak üzere, somaki mermerden kürsüler üzerine kurulu dört sütun karşılıyordu mektup atmaya gelenleri. PTT bankoları oradaydı. Tavan işlemeleri de usta işi olduğunu hemen belli ediyordu. Birinci kattaki müdür odasına çıkmak isteyenler, bir buçuk metre genişliğindeki mermer merdivenlerden tırmanıyordu. Bu kat binanın en süslü katıydı. Toplantı ve kabul salonunun tavanları, o dönemin ünlü bir İtalyan ressamı tarafından, çiçekler, meyveler ve av hayvanlarıyla bezenmişti.

Bir de Fransa'da imal edilmiş kapılarıyla ünlüydü, postane binası. Maundan yapılmış, gül ağacıyla kaplanmış, pirinç çivilerle raptedilmiş ve pervazları altın yaldız olan kapıları vardı. Ayrıca yapıda üç mermer şömine çok meşhurdur.  İstanbul Radyosu, 1943-1944 arasında yayınlarını ikinci katın dört odasından sürdürmüştü. Her gün 18.00-23.00 saatleri arasında uzun dalga lambalı postadan ‘‘Radyo Difüzyon Neşriyatı’’ yapılmıştı. Binada bir süre de İngiliz, Alman radyo şirketleri faaliyet göstermiştir. Stern İngiliz Kablo Kumpanyası, Alman Kablo Kumpanyası...

 

İstanbul'un pek çok tarihi binası gibi Galatasaray Postanesi de yangınlarla harap oldu. Üçüncü ve son yangın 1977'deydi. Postane restore edilerek 1982'de yeniden hizmete açıldı. Binanın müze yapılması kararından sonra restorasyonunu üstlenen Posta İşletmesi Teknik Başmüdür Yardımcısı, Mimar Sulhi Gedik, o zamanki tasarruf tedbirleri nedeniyle o restorasyonun tam anlamıyla gerçekleştirilemediğini itiraf ediyor. Döşemelerin bazı yerlerine şap döküldüğünü, bazı yerlere de marley konduğunu söylüyor. Şimdiki restorasyonun ise aslına uygun olarak yapıldığını anlatıyor. ‘‘O zamanki tasarruf tedbirlerinden dolayı yangından harap olan tavan işlemelerini altın yaldız yapmıştık, şimdi orijinali gibi altın varak yapıyoruz. Silinen figürler yenileniyor. Döşemeler eski haline döndürülüyor. Eskilikten kaynaklanan çatlakları hallettik. Çürümüş kapıları yeniledik’’ diyor. Müzenin ilk üç katta yer alacak, dördüncü kat müdüriyet, asma kat ise cafe olarak düzenlenmişti. Bina şu anda Galatasaray Müzesi olarak hizmet vermektedir.