Divanyolu Köprülü Mehmet Pasa Külliyesi

Köprülü Mehmet Paşa Külliyesi; İstanbul Suriçi Çemberlitaş Divanyolu’na cepheli olarak 1661'de Köprülü Mehmet Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Mescit, medrese, türbe, çeşme, sebil,  ve dükkanlar geniş bir alana yerleştirilmiştir. Köprülü Mehmet Paşa külliyesi altı adet binadan oluşmaktadır. Daha sonra Kütüphane ve Vezir Hanı 1676 tarihinde Köprülü Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa tarafından ilave edilmiştir. Ayrıca türbenin etrafına zamanla yapılan gömülerle burası bir hazireye dönüşmüştür. Köprülü Mehmet Paşa külliyesinde dikkat çekici olan unsur, küçük bir külliyede hanın çok büyük tutulmasıdır. Buda 17. yüzyılda bu semt ve caddenin ticari olarak önemli bir merkez olduğunu göstermektedir. Külliye yapılarından sebil günümüze ulaşmamıştır. Vakfiyesinde ‘’Darülkurra-i Latife’’ olarak bahsedilen yapı medresenin dershanesi olup aynı zamanda dışa açık bir mescittir.

KÜLLİYENİN BANİSİ:

Köprülü Mehmet Paşa, 1578'de Arnavutluk'un Berat Sancağı'nın Rudnik Köyü'nde doğmuştur. Babası Vezirköprü eşrafındandı. Gençliğinde İstanbul'a getirilerek saraya alındı. Has odalı Hüsrev Ağa'ya bağlanarak, büyük odalı zümresine dahil oldu. Sonra hazine-i amire'de vazife aldı. Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın zamanında Mirahorluk payesi aldı. Daha sonra Mirmiranlıkla Şam'a vali tayin edildi. 1650'de kubbealtı veziri oldu. Sadrazam Gürcü Mehmet Paşa'nın garazına uğradı ve bu yüzden rütbesi alınarak Köstendil'e sürüldü. İpşir Mustafa Paşa'nın himayesi ile Trablus'a vali tayin edildi. Eskişehir'de karşılaştığı Boynueğri Mehmet Paşa ile birlikte İstanbul'a döndü. Bu esnada bütün memlekette anarşi kol gezmekteydi. Zorbalık ve haksızlık almış yürümüştü. Devlet düzeni bozulmuştu. Ordudaki disiplin bozulmuş, askerler ahaliyi rahatsız etmeye başlamışlardı. Henüz çocuk olan IV. Mehmet'in duruma hakim olması mümkün değildi. Annesi Turhan Valide Sultan saltanat naibeliği yapıyordu. İstanbul'da bulunan Köprülü Mehmet Paşa ise; yakın dostlarından Mimar Kasım Ağa, şair ve musikişinas Solakzade Mehmet Hemdemi Efendi ve Evliya Çelebi ile sohbet ediyor, devlet idaresi hakkındaki fikirlerini açıklıyordu. Mütevazı fıtratıyla tanınan, mevki ve makamda gözü bulunmayan Mehmet Paşa, devletin içerisinde olduğu durumdan ızdırap duyuyor ve yakın arkadaşlarına devletin kurtarılması için ne yapılması lazım geldiğini anlatıyordu. Turhan Valide Sultan'ın müşavirlerinden olan Mimar Kasım Ağa, Köprülünün fikirlerini Valide sultana anlatmış ve Köprülüyü sadrazam olarak tavsiye etmişti. Valide Sultan Köprülü ile görüştü ve onu sadrazam yapmak istediğini bildirdi. O esnada 78 yaşında olan Köprülü, kendisine geniş yetkiler verildiği ve aleyhine hile koparanların sözlerine itibar edilmeyeceğine söz verildiği takdirde sedareti kabul edeceğini bildirmiş ve kendisine çok geniş yetkilerin verilmesi üzerine 15 Eylül 1656'da sadrazamlığı kabul etmişti. Mehmet Paşa idareyi ele alır almaz derhal anarşiyi bastırma yoluna gitmiş ve zorbaları birer birer yakalatarak cezalarını vermişti. Sultan IV. Murat gibi, ordu intizam altına alınmadan devletin kargaşadan kurtarılamayacağına ve huzurun temin edilemeyeceğine inanan Mehmet Paşa, ordudaki zorbaları temizleyerek, disiplini kurmaya muvaffak oldu. İstanbul'daki karışıklıklarda, yeniçeri kıyafetine soktuğu Hristiyanlar vasıtası ile Müslüman ahaliyi zarara uğratan Rum patriğini idam ettirdi. İstanbul'daki ulema sınıfı arasındaki kargaşalığı önledi ve bu sınıfın huzurla hizmet görür hale gelmelerini sağladı. Devlet bünyesinde asayişi muhafaza edip, huzur ve intizamı ikame ettikten sonra orduyu toplayarak sefere çıktı. Çanakkale Boğazını kapatmış olan Venediklilerin üzerine yürüdü. Kaptan Topal Mehmet Paşa'nın denizden, kendisinin karadan yaptığı taarruz neticesinde Venediklileri boğazdan attı ve Venedik işgali altındaki Bozcaada ve Limni adalarını geri aldı. Ardından, Eflak, Boğdan ve Erdel meselelerini ele aldı. Bu havalideki isyanları bastırdı. Anadolu'daki Abaza Hasan Paşa isyanını da başarıyla bastırdı ve Anadolu'da huzuru temin etti. 1661'de Edirne'de vefat eden Köprülü, İstanbul'a getirilerek Divan yolundaki türbesine defnedildi. Kendisinden sonra oğulları, Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ve Köprülü Fazıl Mustafa Paşa sadrazam olarak devlete hizmet etmişlerdir.

Sekiz köşeli mescit, dönemin özelliği olarak, dershane işlevini de üstlenmiştir. Medresenin revaklı, kubbeli odaları mescidi L biçimi sarmaktadır. Türbe 8 köşelidir. Köşeler, sütunlarla yuvarlatılmıştır. Kemer araları tunç kafeslidir. Burada Köprülü Mehmet Paşa, Fazıl Ahmet Paşa ve Ayşe Hanım gömülüdür. Çeşme, mescidin sokak yönündeki duvarlarındadır.

Vezir Hanı, iki katlı orta avlu çerçevesinde dizili revaklı odalar planında bir yapıdır. Birinci kat oda ve revakları beşik tonoz, ikinci kattakiler ise kubbe örtülüdür. Avlunun ortasında mescit bulunmaktadır.

KÜLLİYE CAMİSİ:

İki caddenin kesiştiği noktada olan yapı kesme taştan inşa edilmiştir. Yapı sekizgen planlı olup, kasnaklı kubbe ile örtülmüştür. Çift sıra pencere düzenine sahip bina, biri kuzeyde caddeye, diğeri güneye medrese avlusuna açılan iki kapı vardır. Caddenin 1871 yılında genişletilmesi esnasında kapı önündeki revak kaldırılmış ve iki yıl sonra kapı yenilenmiştir. Bu durum kapı üzerindeki 1873 tarihli kitabede okunmaktadır. Yapıda barok üslupla yapılmış mermer mihrap bulunmaktadır. Üzeri sıvalı, oval formlu bir kaideye oturan vaaz kürsüsü yarım yuvarlak şekilde olup üstünde ajurlu ahşap korkuluk bulunmaktadır. Yapıda bugün mevcut olan ahşap minber ise yeni olup sade bir işçiliğe sahiptir. Mihrabın karşısındaki ahşap mahfil de yine 19.yüzyıl sonunda eklenmiştir. Mahfilin sağında merdivenle ulaşılan üst pencere ahşaptan köşk tipi minareye geçit vermektedir. Yapının içi son senelerde yenilenmiştir. İç tezyinatta çok miktarda kalam işi görülmektedir. Peykhane sokağı üzerinde yer alan ve üstte sivri kemerli olarak düzenlenen altta ise yuvarlak kemerli açıklığa sahip olan kapı ile medresenin revaklı avlusuna girilmektedir.

KÜLLİYE MEDRESESİ:

Medrese Peykane Sokaktan girildiğinde sağda dükkanlar solda ise Dershane mescidi bulunur. Bu mescit medreseye göre büyük tasarlanmıştır.  Medrese avlusunun da L formunda yerleştirilmiş 10 adet medrese hücresi bulunmaktadır. Aslında bugüne gelemeyen 2 hücre yol yapımları sırasında istimlak edilmiştir. Medrese avlusunun Divanyolu’na bakan cephesi bugün külliyenin haziresidir. Medrese 1792 tarihinde 10 mermer hücre sahibi ve 4 müstahdem, 1869’da ise bir dersiam ve 35 talebe bulunmaktadır. 1914 tarihli teftiş raporunda ise 25 talebe tespit edilmiştir. Medrese 1984 yılından bu yana Kubbe Altı Akademisi tarafından eğitim hizmetlerinde kullanılmaktadır.

KÜLLİYE KÜTÜPHANESİ

Köprülü Mehmet Paşa külliyesinde yer alan kütüphane külliyeden biraz daha uzakta Sultan II.Mahmut türbesi karşısındadır. Kütüphane 1667'de Köprülü Fazıl Ahmet Paşa tarafından kurulmuştur. Kütüphane, Köprülü Mehmet Paşa Külliyesi'ne dahil yapılardan biridir. İstanbul'da kütüphane olarak tasarlanan ilk yapıdır. Köprülü ailesi tarafından bağışlanan koleksiyonlarla zenginleşen kütüphanede bugün Türkçe, Farsça ve Arapça dillerinde çok sayıda değerli basma ve yazma eserler ile suyolları haritaları bulunmaktadır.

Dewey Onlu Sistemi'ne göre düzenlenmiş katalog ve Arapça baskılar kataloğu okuyucuların hizmetindedir. Mikrofilm, fotoğraf gibi istekler ve bilgisayar hizmetleri bağlı bulunduğu Süleymaniye Kütüphanesi tarafından karşılanır

KÜLLİYE ÇEŞMESİ:

Peykhane sokağı üzerinde dershane mescidin batı cephesine bitişik olarak inşa edilmiş olan çeşme, mermerden yapılmıştır. İki renkli taşın alternatif olarak kullanıldığı sivri kemerli niş şeklinde düzenlenen çeşme iki yanda halat şeklinde sütünçelerle sınırlanmıştır. Niş içindeki alınlıkta rumilerden oluşan grift bir kompozisyon görülür. Kemer köşe dolgularında birer iri rozet ve kıvrık dallı süsleme bulunmaktadır. Bunun üstünde talik hatla yazılı olan kitabeden çeşmenin Köprülü Mehmet Paşa Hayratı olduğu okunmaktadır.