Divanyolu Nuruosmaniye Külliyesi

Nuruosmaniye Külliyesi; İstanbul Suriçi Divanyolu caddesine yakın Çemberlitaş meydanına  cepheli Kapalıçarşı’nın Doğu kapısında 1755 yılında Sultan III.Osman tarafından tamamlatılmıştır. Klasik Osmanlı mimari anlayışından uzak, ilk defa barok tarzı batılı mimari anlayışın denendiği, süs ve işlemelerin çokça kullanıldığı bir külliyedir. Külliye sekiz yapıdan oluşur.  Külliye’nin yapımına Sultan I. Mahmut zamanında başlanmış, Sultan’ın ömrü bitirmeye vefa etmeyince,  Sultan III. Osman tarafından bitirilmiştir. Külliyenin mimarı hakkında kesin bir bilgi elimizde olmasa da bazı kaynaklarda Rum olduğu sanılan, külliye baş mimarı Simeon Kalfa tarafından yapılmış olduğu söylenmektedir. Nuruosmaniye Külliyesi, cami, hünkar kasrı, kütüphane, türbe, imaret, medrese, sebil, aşhane, imaret, dükkanlar ve çeşmeden meydana gelir. Cami meyilli bir arazide kurulduğu için zeminin oturduğu büyük bir platform üstüne kurulmuştur. Avlunun altında bulunan büyük bir çarşı veya mahzen bugüne kadar hiç kullanılmamıştır. Külliye avlusundan merdivenlerle çıkılan iç revaklı harem avlusu çok orijinaldir. Osmanlı Camileri arasında böyle bir yuvarlak plana sahip olan tek yapıdır.

KÜLLİYENİN BANİSİ:

Sultan I. Mahmut, 2 Ağustos 1696 tarihinde doğmuştur. 24. Osmanlı padişahı ve 103. İslam halifesidir. 1696'da Edirne Sarayı'nda dünyaya geldi. II. Mustafa'nın oğlu ve III. Ahmet'in yeğenidir. Babasının tahttan indirilmesinden sonra padişah olan amcası III. Ahmet de, şehzade Mahmut'un yetiştirilmesine itina gösterdi. Nihayet Sultan III. Ahmet'in Patrona Halil İsyanı'yla saltanattan indirilmesi üzerine, 30 Eylül 1730'da tahta çıktı. Sultan III. Ahmet saltanattan çekilirken yeğenine nasihatlar etti ve tavsiyelerde bulundu. Sultan I. Mahmut, padişahlığının ilk günlerinde, kendisini tahta çıkaran isyancıların isteklerini yerine getirmek zorunda kaldı. Sultan III. Ahmet devrinde yapılmış olan köşk ve konakların çoğu isyancıların istekleri sonucu yakılıp yıkıldı. Devlet adamları ve memurlar isyancıların düşünceleri doğrultusunda atandı.

İsyancıların önderi konumundaki Patrona Halil de Sultan I. Mahmut'a olan bağlılığını bildirmiş olmakla birlikte, devlet işlerine müdahale etmekten vazgeçmiyordu. Bu müdahale öyle bir aşamaya geldi ki, Patrona Halil Sultan I.Mahmut'tan kendisini yeniçeri ağalığına getirmesini ve Rusya'ya karşı savaş açmasını istedi. 15 Kasım 1730 günü tören yapılacağı bahanesiyle saraya çağrılan Patrona Halil ve yandaşları yakalanarak öldürüldü.

Sultan I. Mahmut, Lale Devri'nde büyük bir hız kazanan Osmanlı reform hareketinin Patrona Halil İsyanı ile kesintiye uğradığı bir siyasi ortamda tahta geçti. Amcası III. Ahmet'in başlattığı reform politikasını daha çekingen bir üslupla da olsa sürdürmeye gayret etti. İsyandan sonra duraksayan matbaacılık hamlesinin yeniden canlandırılmasına izin verdi. Başta Ayasofya kütüphanesi olmak üzere kütüphaneler kurdu. Daha sonra Nuruosmaniye Camii adını alan camiin Avrupa mimarisi tarzında inşa edilmesi için Simon Kalfa adlı Ermeni mimarı görevlendirdi ise de, daha sonra gelen tepkiler üzerine bu projeden vazgeçti.

1729 yılında Osmanlı Devleti'nin hizmetine giren Humbaracı Ahmet Paşa'nın öncülüğünde Humbaracı Ocağı büyük bir gelişme sağladı ve gerek Avusturya'ya gerekse Rusya'ya karşı kazanılan başarılarda önemli pay sahibi oldu.

Sultan I.Mahmut döneminin en büyük eseri Hekimoğlu Ali Paşa Camii ve Külliyesi oldu. Tophane'de inşa edilen Sultan I. Mahmut Çeşmesi, Halep'te yapılan Osman Paşa Külliyesi, Kahire'deki Habbaniye Sultan I.Mahmut Tekkesi ve Sebili, Erzurum'daki Vezir İbrahim Paşa Camii, Cağaloğlu'ndaki Hacı Beşir Ağa Külliyesi, Saliha Sultan Çeşme ve Sebili ve Şumnu'da inşa edilen Şerif Halil Paşa Camii dönemin diğer önemli mimari eserleridir. Zor bir dönemde padişah olmasına rağmen ülke içinde ve dışında huzuru sağlayan, Osmanlı Devleti'nin gerileme sürecini bir süreliğine de olsa yavaşlatmayı başaran I. Mahmut, 13 Aralık 1754'te hastalığına rağmen çıktığı Cuma namazından dönerken, Demirkapı'da at sırtında vefat etti. Yeni Cami Turhan Valide Sultan Türbesi'nde babası Sultan II. Mustafa'nın yanına gömüldü.

Devrinin vakanüvislerince zeki, anlayışlı, hamiyetli, lütufkâr ve merhametli bir zat olarak tanıtılan Sultan I.Mahmut, hadiseleri sonuna kadar takip eder, devlet işlerinde istişarede bulunur, acele etmez ve telaş göstermezdi. Yeniliği sever ve memleketi bu yoldan yükseltmeye gayret ederdi. İlim, sanat, edebiyat meclislerindeki sohbetlere katılır ve Sebkati mahlası ile şiirler yazardı. Devrinde ilim, kültür ve sanat sahalarında kıymetli eserler yazıldı. Beşiktaş'ta Arap İskelesi Camii, Rumeli Hisarı'nda İskele Camii ve Yıldıztepe mescitleri yaptırdığı bazı eserlerdir.

KÜLLİYENİN CAMİSİ:

Caminin kare biçimindeki harimi, ağırlıklı dört büyük kemere dayanan 25.50 m. çapındaki tek kubbeye oturan bir sistemdir. Cami’nin merkezi, koca bir kubbeyle örtülüdür ve bu kubbe Osmanlı camilerinde kullanılmış en büyük kubbelerden biri olma özelliğine sahiptir. Bu kubbenin inşası ile ilgili olarak o dönemde İstanbul’da bulunan Le Roy isimli bir Fransız mimarın bu konuyu anlatan bir kitabı vardır.  Mihraptaki çıkıntılar ve silmeler Osmanlı mimari geleneğiyle bağdaşmayan, aykırı bir tarzdır. Cami, Fatma Hanım Mescidinin yerine, 1749 Ocak’ından 1755 Aralık’ına kadar süren zaman diliminde inşa edilmiştir. Camide bulunan yazıların büyük bir bölümü; Hattat Bursalı Ali Efendi, Mehmet Rasim, Seyyit Abdulhalim ve Fahrettin Yahya tarafından yazılmıştır. Duvarları çevreleyen içbükey kornişlerde Fetih Suresi yazılıdır ve camide “S” ve  “C” biçiminde eğrisel kemerler kullanılmıştır. İkişer şerefeli iki minaresiyle ve çevresi küçük kubbelerle çevrilmiş “U” şeklindeki avlusuyla farklı bir hava yakalayan Nuruosmaniye Külliyesi’nde kullanılan barok ve rokoko bezemeler, Osmanlı ustalarının elinde farklılaşmış ve eşsiz sanatsal süslemeler olmayı başarmıştır.

HÜNKAR KASRI:

Nuruosmaniye camisinin doğu tarafında yan cepheleri pencereli, hünkar kasrına çıkışı sağlayan büyük bir rampa bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli bir kapıdan sonra başlayan rampalı üst yol üstte sola dönerek camiye bağlanarak mahfile ulaşmaktadır. Rampalı yolun sonundaki mekanlardan doğu yönündeki dükkanlar, batı yönündeki sütunlar üzerine oturtulmuştur. Medrese ile imaret dış avluda kıble istikametinde yer almaktadır. Kitabelerde bunların 1755 tarihinde yapıldığı okunmaktadır. Bunlarda barok üslubu daha az görülmektedir.

KÜLLİYE TÜRBESİ:

Türbe, önünde üç kemerli bir revak bulunan, kubbeli ve dörtgen bir bina olarak dış yüzey işlemeleri İtalyan baroğunu yansıtır. Külliye I. Mahmut tarafından yapılmış olsa da Külliye türbesinde III. Osman’ın annesi Şehsuvar Valide Sultan’ın sandukası bulunur.

Caminin güney cephesinin batı yakasında imaret, doğu yakasında ise medrese bulunur.

KÜLLİYE MEDRESESİ:

Medrese revaklı olup, orta avluyu çevreleyen odalardan müteşekkildir. İmaret ise küçük bir avlu, mutfak ve yemekhaneden meydana gelmiştir. Medrese Külliyenin güneydoğusunda kalmakta olup giriş kapısı Cami avlusunadır. Cami barok bir mimari sayılsa da medrese 12 göz hücresi ile klasik Osmanlı Medrese mimarisinin dışına çıkmamıştır. Revaklı dikdörtgen bir avlu etrafına dizilmiş 12 hücre bulunmaktadır. 1792 yılında yapılan inceleme de 19 öğrenci kayda geçmiş olup 1869 tarihinde 34 kişiye çıkmıştır. 1914 tarihindeki teftişte ise 56 talebe sayılmıştır. Günümüzde Eminönü Yatılı Kuran Kursu olarak faaliyet göstermektedir.

KÜLLİYE KÜTÜPHANESİ:

Caminin kuzeydoğu yönünde yer alan kütüphane, alt katı bodrum olan ve birkaç basamakla yükseltilmiş bulunan iki platform üstüne inşa edilmiştir. Kütüphane yapısı ana kubbeyi dört sütunun taşıdığı ve iki tane yarım kubbeyle bu ana kubbenin desteklendiği görülür. Ayrıca daha sonra ilave odalarla güçlendirilmiştir.

KÜLLİYE DÜKKANLARI:

Nuruosmaniye Külliyesi bir teras üzerine bina edilmiş ve üç yönde bu terasların altına dükkânlar yerleştirilmiştir. Bu dükkânlar bugünde kullanılmaktadır.

Osmanlı mimarisinde bir dönüm noktası olan Nuruosmaniye Külliyesi, diğer külliyelerden ayrı tutulmalıdır. Batılılaşma eğilimlerin mimaride de kendini göstermeye başladığı bir dönemde, batı mimarisinden etkilenen bu külliye, kentin koşuşturması içinde ilk günkü ihtişamını korumayı başarmıştır.