EMIRGAN KORUSU SARI KÖSK

Emirgan Sarı Köşk;  İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında Emirgan Korusu içerisinde bulunan üç köşkten biridir. Bu köşkler Mısır Hidivi İsmail Paşa tarafından 1878 yılında inşa edilmiştir. Emirgan Parkı, Boğaz'ın geçmişten gelen büyük ağaç varlığının günümüze kalmış zengin parçalarından biridir. 17.yüzyılda Sultan IV. Murat'ın Revan Seferi sırasında, Revan Kalesi kumandanı olan Emir Mirgünoğlu, kalenin fethinden sonra affedilerek Emirgan’da oturmasına izin verilmiştir. Bugün Emirgan adı buradan gelmektedir. Emirgüneoğlu Yusuf Han da bu koruda bir köşk yaptırmıştır. Bu yapı Yusuf Paşa Kasrı ismiyle geçer. Daha sonra bu koru Sultan İbrahim döneminin Sadrazamı Kemankeş Kara Mustafa Paşa’ya geçmiştir. Daha sonra el değiştirmeler şekliyle Şeyhülislam Mirza Mustafa Efendi, Mehmet Salim Efendi, Şeyhülislam Vassaf Abdullah Efendi, Esat Efendi ve Mehmet Şerif Efendiye geçmiştir. Nihayet Gümrük emiri Osman Paşa’ya kalmış ve Abdülaziz tarafından satın alınmıştır. Sultan Abdülaziz bu arazi ve koruyu Mısır Hidivi İsmail Paşa’ya hediye etmiştir. Hidiv İsmail Paşa koru içinde üç köşk yaptırmıştır.

Mısır’daki Hıdivlik makamının İngiltere ve Fransa tarafından kaldırılmasından sonra, bir süre da Hidiv ailesinin elinde kalan koru, 1930'larda Satvet Lütfi Tozan tarafından satış alınmıştır. Tozan'ın bir davetine icabet eden Vali ve Belediye Başkanı Dr. Lütfi Kırdar'ın ilk kez gördüğü çevreyi beğenmesiyle 1940'lar başında kamulaştırılıp şehrin mülkiyetine geçirilmiştir.

Sarı köşk, Şale üslubundadır. Bir kuş evi görünümündedir. Kuş evleri görünümü, Türklerin kuş sevgisinin işlevsel ve sanatsal bir anlatım biçimidir. Türk insanının geleneksel yaşama düzeninin gereği olarak bir sofa etrafında toplanan plan şeması uzun yıllar değişmeden sürdürülmüştür. Sarkis Balyan yapılarında tavan ve duvar süslemeleri, büyük yüksek, kapı ve pencereler, iç mekanlarda parlak renkle zenginleştirilmiş işlemeler önem taşımaktadır.

San Köşk: Üst katında üç oda bir salon, alt katta 4 oda, hol ve mutfak, bodrum katından ibarettir. Süsleme sanatının en ince özelliklerini taşır. İç tavanda çiçek motifleri yağlı boya figürler, dış cephe süslemeleri oyma el sanatının tipik örneğidir. San rengi beyazla birlikte motife edilmiş bir kuş evini andıracak şekilde dekore edilmiştir. 19 yüzyıllarda Osmanlı dönemi ağaç işçiliği, mimarı yapılara daha sıcak bir atmosfer sağlanmıştır. Malzeme olarak ceviz, elma, çınar, ıhlamur, abanoz, gül ve meşe ağacı kullanılmış, natüralist çiçek motiflerinin ağırlık kazanmasından; üçgen, yıIdız, zikzak, baklava ve çokgen türü geometrik kompozisyonların kullanılmasından; sedef, fildişi, baga, altın, gümüş gibi ağaç dışında yardımcı başka malzemelerden de yararlanarak; farklı bir üslup oluşturmuştur. Bu yüzyılda çiçek bezemesi ağaç işlerinin tümünü kaplamıştır.

Batı etkisinde kalarak, seçmeci üsluplar, rokoko, barok ve ampir üsluptaki bezemeler, bu yapıtların içini zenginleştiren unsurlardır. Yüksek tavanlar zengin kalem işleriyle süslenmiştir. Narçiçeği, gül, karanfil, yasemin ve lalelerle bezeli duvarlar, tavanlar altın varaklarla kaplıdır. Alt katın önünde, Boğaza bakan dar Şerit, iki set olarak teras haline getirilmiştir. İstinat duvarları, Sarı kandıra taşından örülmüştür. Köşk tekdüze kirli sarı renginden çıkarılıp beyaz sarı karışımı boyanınca, bir kuş yuvası güzelliğini kazanmıştır. Havuzun çevresindeki yola bakan istinat duvarları, granit Gebze taşından örülmüştür.