Eyüp Zal Mahmut Külliyesi

Zal Mahmut Paşa Külliyesi, İstanbul Surdışı Eyüp Defterdar Caddesi ile Zal Paşa Caddesi arasında kalan yapı adasında 1577 tarihinde Zal Mahmut Paşa tarafından Mimar Sinan’a inşa ettirilmiştir. Külliye, Cami, iki medrese, türbe ve çeşmeden oluşan küçük bir külliyedir. Zal Mahmut Paşa Kanuni Sultan Süleyman döneminde görev yapmış bir vezirdir ve Kanuni’nin kız kardeşi Şah Sultan ile evlenerek saraya damat olmuştur. Külliye, cami, medrese, türbe, çeşmeden meydana gelir Yapılar, alanın engebesine göre iki basamaklı biçimde yerleştirilmiş, buna bağlı olarak planlar ve örtü düzeni değişmiştir. Külliyenin yapıldığı arazi Haliç’e doğru meyilli bir arazidir. Bunun için camii bir platform üzerine kurulmuş olup araziyi iyi kullanmak için setler yapılmıştır. Caminin kuzey alanının altına dükkanlar yapılmıştır. Külliyede iki ayrı medrese bulunmaktadır. Külliyede mimari deyimle iki ayrı merkez yaratılmıştır. Bir tanesi, caminin şadırvanı etrafında, diğeri ise türbe çevresindedir. Bu sebeple medreselerden biri şadırvan avlusu çevresinde diğeri ise düşük bir platformda türbe etrafındaki avludadır.  Defterdar caddesi tarafında kapısında bir çeşmesi vardır.

KÜLLİYENİN BANİSİ:

Bosna’da dünyaya gelmiş, Enderun’da yetişmiş, çeşitli devlet görevlerinde bulunduktan sonra 1553 yılında Kanuni Sultan Süleyman’a yaptığı hizmetlerden ötürü “Zal” ünvanını unvanını almıştır. Zal Osmanlıca pehlivan anlamındadır.1564’de Anadolu Beylerbeyi, 1567’de Vezir olmuştur. Bu sırada Sultan II. Selim’in kızı Şah Sultan ile evlenerek saraya damat olmuştur. Zal Mahmut Paşa ile eşi Şah Sultan 1580 yılında hastalanmış, aynı gün ve aynı saatte ölmüşlerdir. Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu şehzade Mustafa’nın öldürülmesi olayından dolayı Zal Mahmut Paşa daima tarihte suçlu gösterilmiştir. Bundan dolayı yapılmış olan bu dev külliyenin tarih boyunca ziyaretçisi hep az olmuştur.

KÜLLİYE CAMİSİ:

Caminin mimari planı kareye yakın bir formdur. Camii tek merkez kubbelidir. Kubbe caminin giriş kapısı yanındaki iki ayak ile mihrabın yanındaki payelerin taşıdığı kemerlerle taşınmaktadır. Caminin içinde üç yönde dörder sütunlu düz tavanlı revaklar vardır. Duvarlar taş ve tuğladır. Dış görünümü camiye kırmızı beyaz bir hava kazandırmıştır. Duvar pencereleri dört sıradır. Pencerelerin ilk iki sırası dikdörtgen formundadır. Bunların etrafında silmeler bulunur. Bu pencerelerin üstünde sivri kemerli tahfif kemerleri bulunur. Bu pencereler geniş aralıklarla yapılmıştır. Diğer ikinci ve üçüncü sıra pencereler sivri kemerlidir. Bunlar aydınlatma için yapıldığı için sık aralıklarla inşa edilmiştir. Caminin dış cephelerinin inşaatında bir sıra kesme taş iki üç sıra tuğla kullanılmıştır. Bu uygulama cami ve külliye görünümünü çarpıcı hale getirmiştir. Osmanlı devrinde Camii yapımında kullanılan ana malzeme kesme taştır. Ekonomik olarak daha basit maliyetler için bazı camilerin yapımında tuğlada kullanılmıştır. Cami ana mekanı iki ayağı bağlayan üç kemerin taşıdığı büyük bir kubbeyle örtülüdür. Doğu, batı ve kuzeyde sütunlara dayanan tonozlu bölümlerle ana mekan genişletilmektedir. Merkezi kubbe dıştan dört köşe kulesiyle desteklenmiştir. Mermer minber ve mihrap mükemmeldir. Mihrap etrafında çini bordür bulunmaktadır. Çini mihrabı ve minberi kalem işleriyle süslüdür.

Son cemaat yeri beş açıklı bir revaktır ve yanlar kubbelidir. Daha önceleri de birçok tamirat geçiren cami son olarak 1955-63 yılları arasında restore edilmiştir. İç avlu, son cemaat yeriyle birlikte 17 sütun ve 15 kubbe ile çevrilidir. Ortada 8 sütunlu şadırvanı vardır. Şadırvan, köşelerde sekiz sütuna oturan konik çatıyla örtülüdür. Minaresi tek şerefelidir.

KÜLLİYE MEDRESELERİ.

Külliyenin iki medresesi bulunmaktadır. Her medrese farklı bir platformda yapılmıştır. İki platform arasında kot farkı bulunmaktadır. Bir medrese şadırvan avlusu çevresin de, ve buna bağlı ikinci medrese düşük bir platformda türbe etrafında avlu ve Defterdar caddesi tarafında kapısında bir çeşmesi vardır. Yapı topluluğunun bölümlerinden biri olan bu medresenin, Mimar Sinan’ın eserlerinin listesini veren Tuhfetü’l Mimarin’de ismi geçmektedir. 16.yüzyılda yapılmış Klasik Osmanlı medreselerinden bir örnektir. Medresenin 1580 yılında cami ile birlikte yapıldığı sanılmaktadır. C.Baltacı medresenin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ndeki arşiv kayıtlarına göre 1579–1580 yıllarında fevkani olarak yapıldığını belirtmiştir. Yapı topluluğunun 1569–1570 tarihli vakfiyesinde medresenin 9 danişmende ikişer akçe, müderrise de 30 akçe verildiğini yazmaktadır.

Medrese arazi eğiminden ötürü kuzey doğu yönünde, caminin yan sahnının aşağı kotunda kalmıştır. Kot farkından ötürü de medrese hücreleri alt yapı üzerine oturtulmuştur. Bu nedenle de simetrik olmayan bir düzen yapıya hakim olmuştur. Medrese hücreleri caminin karşısında U şeklinde avlu etrafına sıralanmış, üzerleri kubbeli on üç oda ve bir dershaneden meydana gelmiştir. Dershane hücrelerin bir köşesindedir. Revaklar yalnızca iki oda grubunun önünde kalmış, arazi eğiminden ötürü de güneybatıdaki odaları üzerleri aynalı tonozlu dikdörtgen planlar halinde düzensiz olarak yapılmıştır. Caminin son cemaat revakı ile medrese revakları arasında bazı uyumsuzluklar görülmektedir.

Medresenin üst katındaki avlusu merdivenle aşağı kottaki avluya bağlanmıştır. Alt kattaki avluda ise değişik biçimde üst örtüleri ile dikkat çeken, kuzey tarafında altı, bunun sağında da dört oda yer almakta olup, simetrik olmayacak şekilde yerleştirilmiştir. Doğu tarafındaki üzeri kubbeli üç oda, tonozlu bir büyük oda ve yüksek kubbeli bir dershane bulunmaktadır. Odaların önüne de sütunlu bir revak eklenmiştir. Medrese külliye ile birlikte Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1960 yılında onarılmıştır. Külliye son iki yıldır restore edilmektedir.

KÜLLİYE TÜRBESİ:

Zal Mahmut Paşa ve karısı, aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi Şah Sultan aynı gün vefat etmişlerdir. Külliyenin haziresindeki türbede medfundurlar. Sekizgen, tek kubbeli, girişi altı sütunlu bir revaktan olan türbede hemen caddeye yakın olan avludadır. Türbe pencereleri klasik karınca gözlüdür. Klasik Osmanlı üslubundaki türbe kesme küfeki taşındandır. Dıştan sekizgen, içten kare planlı olup, üzeri 5.10 m. çapında bir kubbe ile örtülüdür. Duvarlarında iki sıra pencerelere yer verilmiştir. Bu pencerelerden alt sıradakiler birer kenar atlayarak açılmıştır. İkinci sıra pencereler cephenin her yüzünde olup, sivri kemerlidir. Türbenin girişinde dört sütunun taşıdığı, üzeri çatı ile örtülü sundurmalı bir revak bulunmaktadır. Türbenin içerisinde kubbe göbeği, eteği ve pandantifler, ayna tonozları döneminin kalem işleri ile bezenmiştir. Türbede Zal Mahmut Paşa, eşi Şah Sultan ve kim olduğu bilinmeyen bir kişiye ait mezar bulunmaktadır. Türbe İstanbul Vakıflar Baş Müdürlüğü tarafından 1960 yılında onarılmıştır.

KÜLLİYE ÇEŞMESİ:

Avlunun doğu duvarında 1589 tarihli çeşme vardır. Bu çeşme klasik bir Osmanlı çeşmesi olup, külliye restorasyonu ile yenilenmiştir.