Fatih Sultan II.Mehmet Külliyesi

Fatih Sultan Mehmet Külliyesi, İstanbul Fatih’te Fevzi Paşa Caddesi, Aslanhane Caddesi, Haliç Caddesi, İslambol Caddesi ve Şeyhülislam Hayri Efendi Caddelerinin çevrelediği yapı adasında  1463-1470 yıllarında Fatih Sultan Mehmet tarafından Mimar Atik Sinan Ağa’ya inşa ettirilmiştir. İstanbul’da inşa edilmiş ilk külliyedir. Külliye yedi büyük yapıdan oluşur. Cami, medrese, darüşşifa, hamam, çarşı, kütüphane ve türbelerin de içinde olduğu büyük bir külliye olma vasfını taşıyan mekân, 1463–1470 yılları arasında ilk inşa edildiği zamanki özgün biçimini büyük ölçüde yitirmiştir. Mimar Atik Sinan’ın eseri olan külliyenin yerinde, Bizans zamanında Havariyun adlı bir kilise bulunduğu ve külliyenin de bu kilisenin harabesi üzerine bina edildiği bilinmektedir. Ayrıca; külliyenin mimari çizgilerine bakıldığında Bizans mimarisinden uzak olduğu ve Türk mimari geleneğinin gelişmiş bir örneği olduğu dikkat çekmektedir.

KÜLLİYENİN CAMİSİ:

Külliyenin ana elemanı olan cami; 1509, 1557, 1754 meydana gelen depremler sonrası büyük hasar görmüş ve her seferinde tekrardan ihya edilmiştir. Ama 1766 yılında gerçekleşen depremden sonra yapının ana kubbesinin çökmesi ve duvarlarının büyük zarar görmesi üzerine; günümüzdeki cami, 1767 yılında III Mustafa’nın emri ile Mimar Mehmet Tahir Ağa’ya inşa ettirilmiştir. Cami inşa edilirken yıkılan caminin mimari özelliklerine sadık kalınmamış,  dönemin mimari üslubunun klasik üslupla harmanlanması sonucu günümüzdeki yapı meydana gelmiştir. 19 yy.a kadar tek şerefeye sahip iki minaresi olan caminin minarelerine bu yüzyılda birer şerefe eklenmiş ve minareler yükseltilmiştir. Camiye 22 kubbesi olan revaklı iç avludan girilir. Caminin 26 m çapındaki ana kubbesi dört fil ayağı üzerine oturtulmuş, ana kubbeyi destekleyen yarım ve tam kubbelerle tavan örtüsü meydana getirilmiştir. Caminin bezemelerinde ise barok tarzının etkileri görülür.

FATİH SAHN-I SEMAN MEDRESELERİ

Fatih Sahn-ı Seman Medreseleri veya Sahn Medreseleri veya Sekiz Medreseler; İstanbul Suriçi Fatih Ali Kuşçu Mahallesi Fevzi Paşa Caddesi, Tophane Sokağı, Hattat Nafiz caddesi, Tetimmeler Sokağı ve İslambol Sokaklarının çevrelediği yapı adasında inşa edilmiş Fatih Külliyesinin yapılarından biridir. Külliye, cami, medreseler, türbeler, hazire, türbeden meydana gelir. Bir medresedeki talebe hücrelerinin bir meydan etrafında toplanmasından dolayı Sahn ismi kullanılmıştır.

Bu külliye 1463- 1470 yılları arasında inşa edilmiştir. Bu alan Bizans döneminde de kutsal bir alandı. Burada Havariun Kilisesi bulunmakta idi. Külliyenin Mimarı Azatlı Sinan ismiyle veya Atik Sinan ismiyle tanınan Mimarbaşı Sinanüddin Yusuf Ağa’dır. Kendisi 1474 tarihinde vefat etmiş olup, Fatihteki Kumrulu Mescitte medfundur. Sahn-ı Seman Medreseleri Külliyenin iki farklı alanında yer almaktadır. Medreseler Bahr-ı Siyah denilen Karadeniz Medreseleri ve Bahr-ı Sefid denilen Akdeniz Medreseleri olarak iki ana gruptur. Bu bölümlerin yanına yapılmış olan ve bugün ortadan kalkmış olan tetimmeler bulunmakta idi. Tetimmeler bir çeşit hazırlık okullarıdır. Bunlardan başka külliye içinde eğitim fonksiyonu olan sıbyan mektebi ve tıp fakültesi bulunmaktadır. O dönemde tıp fakültesi tamamen Darüşşifa içinde bulunmakta idi. Medreselerin batısına tamamlayıcı unsur olarak bir de kütüphane inşa edilmiştir.

Fatih Medreselerinin güneyde kalan kısmı olan Akdeniz Medreseleri dört ayrı bölümden oluşur. Girişleri Fatih Camisinin avlusuna açılmaktadır. Günümüzde Fevzi Paşa olarak kullanılan kısım, evvelce tetimme medreselerinin arka kısmını oluşturmaktır. Medreselerin kıble tarafında olana Baş kurşunlu olarak adlandırılır. Ortadaki iki bloğun dershane mescitleri birbirine bitişik olduğundan, bu yapılara çifte kurşunlu ismi verilmiştir. Medresenin en batıda olana ise Ayak Kurşunlu ismi verilmiştir.  Bu medreseler dörtgen bir avlu etrafına inşa edilmiş 19 hücreden meydana gelmektedir. Hücreler avlunun üç yönüne inşa edilmiş olup, dershane-mescit yapısı güneye bakmaktadır. Bu yapılar şu anda restore edilmektedir.

Fatih Medreselerinin kuzeyde kalan kısmı olan Karadeniz Medreseleri dört ayrı bölümden oluşur. Girişleri Fatih Camisinin avlusuna açılmaktadır. Medreselerin kıble tarafında olana Baş kurşunlu olarak adlandırılır. Ortadaki iki bloğun dershane mescitleri birbirine bitişik olduğundan, bu yapılara çifte kurşunlu ismi verilmiştir. Medresenin en batıda olana ise Ayak Kurşunlu ismi verilmiştir.  Bu medreseler dörtgen bir avlu etrafına inşa edilmiş 19 hücreden meydana gelmektedir. Hücreler avlunun üç yönüne inşa edilmiş olup, dershane-mescit yapısı güneye bakmaktadır. Dikdörtgen planlı olan medreselerde 20 hücre avlunun üç yanına dizilmiştir. Hücreler kubbeli, ocaklı ve nişlidir. Dördüncü cephede bulunan dershane ve mescit yapısı kubbeli olur kare bir formdadır. Bu medreselerin üç bölümü faal olarak Yüksek Eğitim Yurdu olarak faaliyet göstermektedir. Bu yapılar şu anda restore edilmektedir. Bu medreseler Fatih’in İstanbul’u fethinden sonra İmparatorluğun ileri gidebilmesi için gerekli insan eğitim ve öğretimi burada yaratılmıştır. Sahn-ı Seman ve Süleymaniye medreseleri Osmanlı İmparatorluğunun sonuna kadar en üst düzey eğitim verilen kurumlar olmuşlardır.

Bu kurumlarda 1792 tarihinde sahn medreselerinde 256 tetimme medreselerinde 191 olmak üzere 447 talebenin okuduğu saptanmıştır. 1869 tarihli teftişte ise medreselerde 36 dersiam, 684 talebe bulunmaktadır. Medreseler 1509 ve 1766 depremlerinde çok büyük bir zarar görmüştür.

KÜLLİYE KÜTÜPHANESİ:

Külliye yapıları arasında yer alan kütüphane binası günümüze ulaşamamıştır. Günümüzdeki mevcut kütüphane binası 1742 yılında bina edilmiş ve eski kütüphaneden kalan derme buraya nakledilmiştir. 1956 yılına gelindiğinde, mevcut kütüphanede bulunan tarihi yazma eserler Süleymaniye Kütüphanesi’ne taşınmıştır. Kütüphanenin yıpranmış mimari dokusu ise son yıllarda yenilenmektedir.

FATİH SULTAN MEHMET TÜRBESİ:

Fatih Sultan Mehmet Türbesi, İstanbul Suriçi Fatihteki, Fatih Camii haziresinde, 2126. ada, 1. parselde yer almaktadır. İlk türbe binası, Fatih Sultan Mehmet’ın vefatından sonra yapılmıştır. İnşa tarihi belli değildir. Bu türbe, 1765 yılındaki depremde cami ile birlikte tamamen yıkılmıştır. Türbe ve camiyi, 1766 yılında Sultan III.Mustafa, o devrin üslubuna göre Mimar Mehmet Tahir Ağa’ya yeniden inşa ettirmiştir. Fatih Sultan Mehmet, yedinci Osmanlı padişahıdır. Sultan II. Murat’ın, Hüma Hatun’dan 29 Mart 1432 yılında doğan oğludur. “Fatih”, “Fatih Sultan Mehmet”, “Ebu-Feth Sultan Mehmet Han” ve “Fatih-i Kostantiniyye” adlarıyla tanınmıştır. Çok iyi bir eğitim aldı. Yedi tane yabancı lisan bilirdi. İlki, Ağustos 1444 -Ağustos 1446, ikincisi 19 Şubat 1451-3 Mayıs 1481 tarihleri arasında olmak üzere iki kez tahta çıkmıştır. İlk tahta çıktığında on iki yaşında idi. Padişahın küçük yaşta olmasını fırsat bilen Haçlılar bir ordu kurarak Osmanlı İmparatorluğu’na saldırmaya hazırlanıyordu. Bu tehlikeyi gören Fatih Sultan Mehmet, o sırada Manisa’da dinlenen babası Sultan II. Murat’a tekrar tahta geçmesi için bir mektup yazı. Ancak, Sultan II.Murat oğluna güvendiği için tahta tekrar geçmek istemedi. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet bir mektup daha yolladı. Mektubunda “Murat Han, eğer siz padişahsanız buyrun tahtınızın başına geçin, şayet ben padişahsam size tahta geçmenizi emrediyorum” diye buyurmuştu. Bunun üzerine Sultan II.Murat tekrar tahta çıkmıştır. Babasının vefatından sonra, Fatih Sultan Mehmet, ikinci defa tahta çıktıktan sonra bütün siyasetini Konstantinopolis’in fethi amacına yöneltti. Çok hummalı bir hazırlıkla ordu sefere hazırlandı. Yıkılmaz diye bilinen Bizans’ı yıktı ve 29 Mayıs 1453 tarihinde İstanbul’u fethetti. (Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in “İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdar ne güzel hükümdar ve onun askerleri ne güzel askerdir” dediği “Kutlu Hükümdar” şerefine Fatih Sultan Mehmet mazhar olmuştur.) Böylece Hıristiyan aleminin son kalesi olan İstanbul ele geçirildi ve İslam aleminin bu büyük düşü gerçekleşmişti. Ayasofya kilisesini camiye çevirdi. (Fatih Sultan Mehmet Han’ın, kıyamete kadar cami olarak kalmasını istediği bu muhteşem mabet 1127 sene kilise ve 482 sene de cami olarak hizmet verdikten sonra, 1934 yılında müze haline getirildi.) Fatih Sultan Mehmet Han, Enez’i ve Kefe’yi Osmanlı topraklarına dahil etti. Limni, İmroz, Semendirek, Taşoz, Bozcaada ve Boğdan’ı aldı. 1458 yılında Mora’yı kısmen, bir sene sonra da Sırbistan’ı tamamen aldı. 1463 senesinde Papa’nın büyük gayreti ve savaşa katılan herkesin altı aylık günahının affolunacağının ilanı ile yirmi devletin katılımıyla oluşan Haçlı ittifakı ile on altı sene savaştı. 1463 senesinde Bosna’yı fethetti ve Hersek’i tabiiyeti altına aldı. 1466′da Konya ve Karaman’ı aldı. 1473 yılında Otlukbeli Savaşı kazanıldı. Ömrü seferle geçen Fatih Sultan Mehmet Han, yine bir sefer hazırlığındayken 3 Mayıs 1481 tarihinde Gebze’de vefat ettiğinde, Osmanlı devleti ordusu; teşkilatı ve sanatı ile dünyanın önde gelen güçleri arasına girmiştir. Şeyh Vefa Hazretleri’nin kıldırdığı cenaze namazı ile Fatih’deki camiinin haziresine gömülen Fatih Sultan Mehmet Han, bir asker ve devlet adamı olarak dünya tarihine geçmiştir. Yerine, oğlu Sultan II. Bayezit Veli tahta geçmiştir. Fatih Sultan Mehmet Han’ın erkek çocukları; Mustafa, Sultan II.Beyezıt, Cem, Korkut, kız çocuğu ise;Gevherhan Sultan’dır.

Türbenin inşası 1766, caminin inşası ise 1771 yılında bitmiştir. 1782 Cibali yangınında, halkın yangından kaçırdığı eşyalarını cami avlusuna yığması yüzünden ateş türbeyi de sarmış, türbenin içi, bütün eşyası ve sandukası yanmıştır. Sultan I. Abdülhamit tarafından türbe, ikinci inşa tarzı değiştirilmeden onarılmıştır. Türbeye, yeni bir sanduka konulmuş ve üzeri Kabe örtüsü ile örtülmüştür. Bu arada yenilenen kapı sövelerinin üstüne 1784 tarihli bir kitabe yerleştirilmiştir. Sultan Abdülaziz devrinde bir onarım daha gören türbeye; altınlı nakışlar ve sürme pencereler yapılmıştır. Meşrutiyette, Sultan V. Mehmet Reşat tarafından iç tezyinatı bir İtalyan dekoratörüne yeniden tezyin ettirildi. Türbe 1953 yılında ise 500. Fetih kutlamaları münasebetiyle esaslı bir tamir görmüştür.

Türbe, ongen planlı, kubbeli bir yapı olup, cepheleri mermerle kaplıdır. Cephe düzeni ve unsurları ile Osmanlı Mimarisi’nde, Batılı etkilerin yansıdığı önemli bir eserdir. Giriş kısmında, kapı üstündeki Osmanlı Baroğu’na has dalgalı ahşap saçağı taşıyan iki sütunlu sundurması vardır. Türbeye, ondüleli saçaklı, zengin dekorasyonlu ve camekânlı bir sahanlıktan girilir. Kubbe, içten pencere üzerinde yarım daire kenarlara ve her pencere arasındaki ayaklara dayanarak on köşe üzerine oturur. Alt pencerelerin her birinde kitabe vardır. Türbenin içinde Geç devire ait kalem işleri duvarları ve kubbeyi süslemektedir. Pencere üstlerindeki panolara, Hattat Abdülfettah Efendi’nin yazdığı “Fetih Süresi”nin ilk beş ayeti Celi Sülüs hat ile yazılmıştır. Türbe kapısının üzerinde ise; “Ankebut Süresi”nden “Hüvel Hallak-ül Baki, Külli Nefsin Zaikat-ül Meft” ayeti ile Sultan I. Abdülhamit’in tamir kitabesi bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmet Han’ın sandukasının etrafında gümüş bir şebeke yer almıştır. Fatih Sultan Mehmet Han’ın sandukasının örtüsü, 1997 yılında Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsüne yeniden yaptırılmıştır.

Türbede, Fatih Sultan Mehmet tek başına yatmak-tadır. Türbe ziyarete açıktır. 1953 yılında, 500. Fetih Yıldönümü kutlamalarında, halkımızın ziyaretine açılmıştır. Etrafındaki geniş hazire ile birlikte 2003 yılında esaslı bir onarımdan geçen türbe ziyarete açıktır. Osmanlı kültürünün İstanbul üzerindeki etkisini artıran bu kültür ve ibadet mekânının tabhanesi, hamamı ve çarşısı; külliyenin günümüze ulaşamamış diğer yapılarıdır.

GÜLBAHAR HATUN TÜRBESİ

Gülbahar Valide Hatun türbesi, İstanbul Fatihteki Fatih Camii haziresinde Fatih Sultan Mehmet Türbesi’nin karşısında, 2126. ada, 24. parselde 1492 yılında inşa edilmiştir. Gülbahar Hatun, Fatih Sultan Mehmet Han’ın eşi ve Sultan II. Beyazıt’ın annesidir. Fatih Sultan Mehmet’in haremine 1446 yılında girmiştir. İki sene sonra, 1448 yılında oğlu II. Beyazıt’ı, daha sonra da Gevherhan Sultan’ı dünyaya getirmiştir. Oğlu II. Beyazıt tahta çıkınca “Valide Sultan” olan Gülbahar Hatun 1492 yılında vefat etmiştir. Türbe, Fatih Camii haziresindedir. Eski türbe, Fatih Sultan Mehmet Türbesi gibi, 1766 yılında meydana gelen depremde yıkılmıştır. 1767 yılında, Sultan III. Mustafa’nın isteği üzerine, eski türbenin kolon kısımları üzerinde türbe Mimar Mehmet Ağa’ya yeniden inşa ettirilmiştir. Türbe eski türbe gibi sekizgen planlı ve tek kubbelidir. Kesme taştan yapılmıştır. Dıştan oldukça sadedir. Altlı-üstlü birer pencere ile aydınlanır. Kapı üzerinde iki satır halinde yazılmış kitabesi vardır. Kitabede şunlar yazılıdır. Türbe 1782 yılında meydana gelen Cibali yangınında hasar görmüş, Sultan I.Abdülhamit tarafından onarılmış ve yukarıdaki kitabe konulmuştur. Türbeyi çeviren parmaklıklarda bulunan ikinci kapı üzerine mermerden oval bir şekilde yerleştirilmiş olan kitabenin her iki yüzüne de ayetler yazılmıştır. Bu kitabe 1894 tarihli olup, Hattat Tevfik Efendi’nin imzasını taşımaktadır. Türbe içte de sadedir. Zemine altıgen tuğlalar döşenmiştir. Yegane süs öğesi, kubbede görülen sade motifli kalem işidir.

Türbede; Gülbahar Hatun, kızı Gevherhan Sultan ve kimlikleri bilinmeyen iki saraylı kadına ait toplam dört sanduka vardır. Gevherhan Sultan; Fatih Sultan Mehmet Han’ın, Gülbahar Hatun’dan doğan kızıdır. Doğum ve vefat tarihi bilinmemektedir. Uzun Hasan’ın oğlu Uğurlu Mehmet Bey ile 1474 yılında evlendi. Bu evlilikten Göde Ahmet isminde bir oğulları oldu. Daha sonra, Fatih Sultan Mehmet Han, damadını Sivas Beylerbeyliği’ne tayin etti. Gevherhan Sultan, kocası ile beraber Sivas’a gitti. Fakat kocasının İran’a çağrılıp, öldürülmesi üzerine 1477 senesinde İstanbul’a döndü İstanbul’da vefat eden Gevherhan Sultan, annesinin türbesine gömüldü. Oğlu Göde Ahmet, daha sonra Sultan II. Beyazıt’in kızı Aynışah Sultan ile evlendi ve Akkoyunlu Hükümdarı oldu. Türbe, ziyarete açıktır. Türbeleri Koruma ve Yaşatma Derneği tarafından onarılarak, 1997 yılında ziyaretine açılmıştır.

GAZİOSMAN PAŞA TÜRBESİ  /  FATİH

Gazi Osman Paşa Türbesi; İstanbul Fatih’te, Fatih Camii avlusu, 2126. ada, 24. parselde 1900 yılında Sultan II. Abdülhamit tarafından Mimar Kemalettin’e yaptırılmıştır. Neo-Klasik üslûptadır. Gazi Osman Paşa, Plevne Kahramanı olarak ün kazanmış değerli askerlerdir.

1832 yılında Tokat’ta doğdu, küçük yaşta ailesi ile beraber İstanbul’a yerleşti. Beşiktaş’taki Askeri Rüştiye’yi, daha sonra İdadî’yi bitiren Osman Paşa, 1852 yılında Harbiye’den Teğmen olarak mezun oldu. Daha sonra; Yüzbaşı, İstanbul’da Erkanı Harp dairesinde memur ve Kolağası oldu. 1857 yılında Batı Anadolu’nun özellikle Bursa yöresinin haritasını yapmakla görevlendirilmiştir. Daha sonra Tesalya, Yenişehir Fırka Erkanı Harp Reisi, sonra da Cebel-î Lübnan taburuna Binbaşı oldu. Gönderildiği Girit’te gösterdiği başarıdan dolayı Albaylığa, Yemen Savaşı’ndaki hizmetlerinden dolayı da Generalliğe yükseltildi. Sonra Rumeli’de bulunan ikinci orduya tayin edildi. 1875 yılında Manastır Fırka Komutanlığı’na getirildi. Bosna-Hersek ayaklanması sırasında Ferik olarak Niş Fırkası Komutanlığı’na getirildi. 1876 yılındaki Osmanlı-Rus Savaşı’nda gösterdiği büyük başarılardan sonra müşir (Mareşal) oldu. Sırp yenilgisinden sonra Ruslar tekrar Osmanlılara savaş ilan edince, Osman Paşa, Vidin ve Rahova’yı savunmakla görevlendirildi. Osman Paşa bunun üzerine Tuna’ya ilerleyerek Plevne’yi ele geçirdi. Rusya ve Romanya’lı askerlerden oluşan büyük ordunun Plevne’yi kuşatması karşısında yaklaşık beş ay süren ve tüm dünyanın askerlik uzmanlarını şaşırtan büyük bir savunma yaptı. Fakat savaşırken yaralandı ve esir düştü. Rus Çarı Aleksandr II bu büyük Türk askerine saygı gösterip kılıcını almadı. Sonra İstanbul’a dönünce Sultan II.Abdülhamit ona “Gazi” ünvanı ile bir kılıç hediye etti. Bir süre sonra da Mabeyn Müşavirliği’ne getirildi. 5 Nisan 1900 tarihinde vefat etti. Ölünceye kadar büyük bir şerefle yaşadı. Vasiyeti üzerine Fatih Camii haziresine gömüldü.

Gazi Osman Paşa Türbesi, 1900 yılında Sultan II. Abdülhamit tarafından Mimar Kemalettin’e yaptırılmıştır. Neo-Klasik üslûptadır. Kare plana sahip olan türbe, tromplu bir kubbe ile örtülmüştür. Sade bir türbedir. Giriş cephesi hariç, üç cephede birer pencere açılmıştır. Türbenin giriş cephesi, iki sütun üzerine bir kemerle sağlanmıştır. Bu sütunlar mukarnas başlıklıdır. Giriş kapısı ise yay kemerlidir. Süs unsuru olarak, sadece sandukanın etrafını çeviren ahşap şebeke bulunmaktadır. Bu şebekede, akant yaprakları, çiçek ve palmet motifleri ile vazoya benzer süslemeler vardır.

Türbede, Gazi Osman Paşa tek başına medfundur. Türbe bakımlı ve iyi durumda olup, personel yetersizliğinden dolayı ziyarete kapalıdır. Her yıl, 5 Nisan’da “Gazi Osman Paşa’yı Anma Töreni” yapılmaktadır.