GALATA BANQUE DE CHANGE BINASI

Banque de Change; İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında Karaköy Bankalar Caddesi’nde, Kamondo Merdivenleri’nin yanında yer alan yapı 1880 tarihinde inşa edilmiştir. 1959 yılından beri Demirbank’ın sahip olduğu, dolayısıyla da Demirbank. Mimarının Alexandre Vallaury olduğu bilinmektedir. Yapının en önemli özelliği, cephede Neoklasik üslubun kullanılmış olmasıdır. Zira bu üslup açısından, Osmanlı Bankası Genel Müdürlüğü Binası’na yakın benzerlik, Banque de Change Binası’nın Osmanlı Bankası Genel Müdürlüğü Binası ile aynı yıllarda ve aynı mimar tarafından yapıldığını gösterir. Yapının üzerinde kitabesi bulunan ve muhtemelen binayı yaptırmış olan, Société Ottomane de Change et de Valeurs. Bu şirketin Osmanlıca ünvanı ise Şirket-i Osmaniye-i Kambiyo ve Esham’dı. 1872 yılında kurulmuşsa da, yapının bu kadar eskiye dayanmadığı kesindir. Zira Gavand Planı’nda arsası boş gözükmektedir. 1890’da Vallaury’nin Osmanlı Bankası için çizmiş olduğu planda bina gözüktüğüne göre, 1875-1890 arasında, muhtemelen de 1880’lerde inşa edilmiş olduğunu düşünmek daha doğru bir yaklaşım olur.

Binayı yaptıran Şirket, 1901-1902’deki tasfiyesine kadar burayı kullanmış, 1903’ten itibaren ise 1940’lara kadar bina İngiliz Konsolosluğu olarak hizmet vermiştir. 1950’lerde Şalom Pessah ve Mehmet Bülent Sirmen’in Şimşek Elektrik Şirketi’ne devredilen yapı, ardından 1953 yılında Sadi Berkter ve arkadaşları tarafından kurulan Türk Ekspres Bank’a devredilmiştir. 1959 yılında Demirbank tarafından satın alınan yapı, 1998 yılına kadar bu bankanın genel müdürlük binası vazifesini görmüş,1998’den itibaren de, Demirbank’ın Karaköy Şubesi olarak kullanılmıştır. 1999 yılında geçirdiği esaslı bir restorasyonla, iç mekan özgünlüğünü tamamen kaybeden yapı, 1895 tarihinde R.Huber tarafından çizilen kent haritasında da yer almaktadır.

1999 yılında geçirdiği restorasyonla iç tasarımı tamamen değişen ve özgün tasarımından hiçbir özellik kalmayan, eğimli bir arsa üzerine inşa edilmiş yapı, mevcut araziye uygunluk açısından yuvarlatılmış köşesiyle dikkat çekmektedir. Dikdörtgen tasarımlı yapı, zeminle birlikte dört kat olarak inşa edilmiştir. Neoklasik üslup özellikleri içeren cephelere sahip yapının en dikkat çekici cephesi, Bankalar Caddesi’ne bakan ve üzerinde mermer bir zemin üzerine yapının orijinal adı olan Société Ottomane de Change et de Valeurs kitabesidir. Şirketin Osmanlıca ismi ise Şirket-i Osmaniye-i Kambiyo yazılı kitabenin bulunduğu güney cephesidir. Bu cephe, yatayda saçakların, dikeyde ise paye ve plasterlerin, yüzeyi eşit ve aksiyal biçimde parçalaması, yatay ve dikey hatlar arasında dengeli bir uyum ve simetri oluşturması bakımından, Rönesans mimarisinin klasik cephe düzenini akla getirmektedir. Zeminde dört mermer paye arasına, ölçüleri eşit dikdörtgen formda üç geniş açıklık yerleştirilmiştir. Bu açıklıklardan batıda olanı, bugün kapı olarak değerlendirilmektedir. Birinci katın cephesi, bosajlı duvar örgüsü ve ortadaki üçlü sistemde olmak üzere, dikdörtgen formlu pencereleri ile dikkati çeker. Dikdörtgen formlu pencerelerin çerçevelerinin, iç-içe silmelerden oluşması ve ortadaki üçlü pencerelerin korint başlıklı plasterlerle kuşatılması, Rönesans’ın antik Roma’dan alarak, yaygın şekilde kullandığı pencere formlarını düşündürür. Birinci kat güney cephesi, antik Yunan ve Roma kaynaklı meander motifleriyle dekore edilmiş ve iç-içe silmelerle hatları belirlenmiş ince bir yatay kuşak, onun üzerinde akantus yapraklarıyla dekore edilmiş başka yatay kuşaktan sonra gelen geniş bir bantla, ikinci ve üçüncü katın bir bütün olarak algılanan cephesine bağlanır. İkinci ve üçüncü kat cephelerinin güneyde bir bütün olarak algılanabilmesini, taşıyıcı olmayan, tamamen cephede denge ve simetri sağlamak maksadıyla kullanılmış, yüzeyden hafif ileri taşkın plasterler sağlamaktadır. Bu plasterlerin iki kat boyunca kesilmeden devam etmesi, cephenin bir bütün halinde algılanmasını sağlamaktadır. İkinci katın, iç-içe silmelerin oluşturduğu yuvarlak Rönesans kemerli, dikdörtgen pencerelerini iki yandan kuşatan, gövdeleri ince silmelerle yivlendirilmiş korint başlıklı ve yarı daire kesitli plasterler Rönesans’ın antik Roma’dan alarak cephelerde kullandığı plasterleri akla getirir. Bu pencerelerin üzerlerinde yer alan, iç-içe silmelerin sınırlarını belirlediği ve kademeli sistemde birleşerek tek bir saçak izlenimi veren yatay saçaklarda, antik Yunan ve Roma tapınak cephelerindeki diş sırası motifleri süsleme elemanı olarak kullanılmıştır. Pencerelerin yuvarlak alınlık kemeri kilit noktalarında iç-içe silmelerle yüzeyleri yivlenmiş volütler biçiminde kilit taşları yer alır. İç-içe silmelerden dikdörtgen çerçeveli üçüncü kat pencerelerinin üst köşelerine, yüzeyden ileri taşkın ve yüzeyleri ince silmelerle yivlenmiş volütler yerleştirilmiştir. Üçüncü kat pencerelerinin üzerindeki ikili yerleştirilmiş volüt formundaki konsollar ve aralarındaki yatay dikdörtgen formundaki boş bantlardan oluşan geniş bir yatay saçaktan sonra, yapının öne taşkın ve yüzeyleri akant yapraklarıyla işlenmiş volüt formundaki konsollara oturan çatı saçağı gelir. Çatı saçağının üzerine sonradan bir kat daha ilave edildiği anlaşılmaktadır. Yapının güney cephesinin, saçaklar ve plasterlerle eşit ölçülerde parçalanışı, Rönesans’ın simetriği ve kolay anlaşılırlığı sağlamak amacıyla cephede saçak ve plaster kullanımını hatırlatır. Birinci katta kullanılan bosajlı duvar örgüsü de, Rönesans döneminde özellikle saray ve konutların alt katlarında karşımıza çıkan duvar tekniği ile paralellik gösterir.