Eminönü Hamidiye Külliyesi
Hamidiye Külliyesi veya Hamid-i evvel Külliyesi; İstanbul Suriçi Eminönü Hamidiye caddesine cepheli olarak 1777 tarihinde inşa edilmiştir. Külliye en son yapılan selatin külliyesidir. Şehrin hakim ve gösterişi olan semtlerinde yer kalmadığı için Eminönü, Sirkeci gibi şehrin en önemli ticari bölgesinde kurulmuştur. Ahmet Cevdet Paşa tarihinde anlatıldığına göre, Hamidiye Külliyesinin temeli Eylül 1777 tarihinde Sadrazam, Şeyhülislam gibi kişilerin bulunduğu bir ortamda Sultan I.Abdülhamit tarafından atılmıştır. Binalar çeşitli tarihlerde bitirilmiş olun tamamının sonuçlanması 1780 yılını bulmuştur. Ocak 1781 tarihinde düzenlenen vakfiye senedi günümüze kadar gelmiş olup, Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindedir. Külliyenin camisi yoktur. Eminönü yeni Valide Camii çok yakında olduğu için cami yapılmamıştır. Ama inşa edilmiş olan medresenin yanında ufak bir mescit bulunmaktadır. Sultan I. Abdülhamit Beylerbeyi’nde sahilde annesi Rabia Sultan için 1778 tarihinde bir camii yaptırmıştır.
KÜLLİYENİN BANİSİ

Sultan I. Abdülhamit veya Osmanlı Türkçesi ile Abdülhamid-i evvel 27. Osmanlı padişahı ve 106. İslam halifesidir. Sultan III. Ahmet'in oğlu ve Sultan III. Mustafa'ın kardeşidir. Sultan I. Abdülhamit, döneminde siyasi ve askeri ıslahatlar yapmıştır. Bugün İstanbul Teknik Üniversitesi olarak bilinen okulu, Yeniçeri ocağına ve donanmaya yeni bir çehre kazandırmaya çalışmıştır. 1782 İstanbul yangınında itfaiye çalışmalarına katılmasından dolayı halkın sevgi ve takdirini kazanmıştır. Padişah olduktan sonra, 49 yıllık saray hayatının ardından İstanbul'da sık sık dolaşmış, değişik semtleri ziyaret etmiştir.

Külliyenin mimarı Hafız İbrahim Ağanın yerine ikinci defa tekrar göreve getirilen mimarbaşı Mehmet Tahir Ağadır. Mehmet Tahir Ağa bu görevinde 1784 tarihine kadar görev yapmıştır. Bina emini de Şehremini Hafız Mustafa Efendidir. II.Meşrutiyet döneminde Efkaf Nazırı olan Hayri Efendi’nin döneminde Medresenin karşısındaki imaret ve sıbyan mektebi yıktırılmıştır. Buradaki Sebil ise Gülhane’ye Zeynep Sultan Camii’nin Soğukçeşme kapısının önüne taşınmıştır. İmaret ve Sıbyan mektebinin yerine o dönemde gelir getirici gayrimenkul olarak görülen 4.Vakıf Han inşa edilmiştir. İttihat ve Terakki devrinde İstanbul’un imarı için bazı yollar açılmıştır. O dönemde eski eser kavramı gelişmedi için bazı önemli yapılar yıkılmıştır. Burada yıkılan İmaret ve Sıbyan mektebi de bunlardan biridir. Burada bulunan arasta gözleride dükkan olarak kiralanmıştır. Hatta Medresenin bulunduğu yer İstanbul Ticaret Borsasına tahsis edilmiştir. 1926 yılındaki nu tahsiste, bu medresenin yıkılıp yeni bir borsa binası yapılması için tahsis yapılmıştır. Nedense bu şarttan vazgeçilmiş olur. Hamidiye Medresesi günümüze kadar ulaşmıştır.

KÜLLİYENİN CAMİSİ

Medresenin arkasında Büyük Postane tarafında bir avlu duvarı ile çevrili olarak yer almıştır. İçinde bulunduğu yapı adası her taraftan binalarla kuşatılmış olduğundan camii dışarıdan görülmemektedir. Buraya medresenin içinden ve arka taraftaki Yeni Postane caddesinden olmak üzere iki yerden geçilebilmektedir. Son cemaat yeri bulunmayan camiye medrese avlusuna açılan kapıdan, bir tarafı taş ve tuğladan karma teknikle bir duvarla diğer tarafı dört mermer sütunlu bir revak biçiminde yapılmış ve üstü beşik tonozla örtülü bir dehlizle ulaşılır. Buradaki sütunlardan iki tanesi serbest olup uçtakiler cami ve medrese duvarına gömülüdür. Duvarda açılmış bir kapı cami avlusunun arka bölümüne geçit sağlar. Bir tarafı revak halindeki bu dehliz bir bakıma son cemaat yeri gibidir. Cami 10 m. X 10 m. ebatlarında kare bir yapıdır. Kitabesi, dehlizin bitiminde olan ve dolayısıyla yan cepheye açılmış bulunan kapı üstünde yer alır. Taş ve tuğladan almaşık teknikle inşa edilmiş duvarlarda iki sıra pencere bulunur. Sadece mihrap yönünde sadece altlarda iki pencere bulunur. Diğer cephelerde dört pencere bulunur. Giriş cephesinde ise bir pencere yerine kapı inşa edilmiştir. Alt pencereler klasik Osmanlı Mimarisinin dikdörtgen pencerelerindendir. Bu tür dikdörtgen pencerelerin üstünde sivri tahfif kemer içinde örülmüş mimari detaylar bulunur. Bu tahfif kemerlerine boşaltma kemeri de denir. Cami borsaya tahsis edildiği için caminin mimari detayları bozulmuştur. Cami içindeki minber ve süsleme detayları kaldırılmıştır. Mihrap ise mimari olarak gizlenmiştir. Caminin iç mimarisi tamamen değiştirilmiştir. Caminin harimi bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin merkez noktası ise yerden 8 metre yüksekliktedir. Bu cami bitişiğindeki medrese kütlesinden ayrı olarak tasarlanmıştır. Bu caminin medreseden ayrı olarak tasarlanması ilk defa görülen bir uygulamadır.

KÜLLİYE MEDRESESİ

Caddenin kenarında ve ona paralel olarak uzanan medresenin girişi ara sokakta açılmış olup kapısı üzerinde kitabesi bulunmaktadır. Bu kapıdan, üstü aynalı tonozla örtülmüş bir koridordan bir avluya çıkılmaktadır. Bu avlu 16 X 31 m. ebadındadır. Avlunun etrafında otuz sütun bulunmaktadır. Medrese avlusu borsaya tahsis edildikten sonra üzeri betonarme döşeme ile kapatılmıştır. Bu da külliyenin bütün mimari özelliğini bozmuştur. Revak bölümlerini çapraz tonozlar örtmektedir. Kubbe ve tonozlar dışından kurşun ile kaplanmıştır. Hücreler dışarıya açılan iki pencere ve revaklara bir açılan bir pencere ile aydınlatılmaktadır. Medresenin yan cephesiyle cadde kenarındaki dükkanların arkasında hücre pencerenin ışık ve hava alması için dar bir dehliz bırakılmıştır. Medrese revaklar cephesinde basamakla inilen bodrum hücreleri bulunmaktadır. Bu hücreler üstleri tonozla örtülmüştür. Medresenin ortasında olması gereken şadırvan buradan sökülerek bir kısmı arka avluya taşınmıştır. Medrese girişinin sağında duvarla ayrılmış tuvaletler ve yıkanma yerleri bulunur. Borsanın bu medreseyi kullanımı sırasında külliyenin bazı binaları yıkıldığı anlaşılmaktadır. 1839 yılında Istanbul’a gelen Ahmet Cevdet Paşa Hamidiye medresesinde eğitim görmüştür. Temmuz 1869 tarihli medrese raporuna göre o dönemde bu medresede 89 öğrenci eğitim görmekte idi. Medrese raporlarında 1914 yılında medresede 21 hücre olduğu belirtilmiştir. Bir tanesi Müderris odası olmak üzere toplam 25 oda bulunmaktadır. O dönemde yapı eski ve harap olduğu için eğitim yapılmamakta idi. Bu rapor sonunda medresenin kadro dışı olduğu belirtilmektedir.

İttihat ve Terakki iktidarı tarafından çıkarılan bir kanun ile 1911 tarihinde külliyenin imareti yıkılır. Bu yapının yerine gelir getirmek için 4.Vakıf Han yaptırılır. İmaret ile medresenin de yıktırılması planlanmıştı. Bunun için Sultan Selim Camii yakınına 1915 tarihinde Mimar Kemalettin tarafından Hamid-i Evvel medresesi ve kütüphanesi inşa edilmiştir. Bu yapı hali hazırda Sultan Selim Kız Enstitüsü olarak faaliyet göstermektedir.

Kütüphane: Bu yapı külliyenin uçunda inşa edilmiştir. Osmanlı Kütüphane mimarisinin kendine özgü bir sitili vardır. Kitapların rutubetten korunması için büyük kemerli bir zemin kat inşa edilir. Kitapların saklandığı mekan ise üst kattır. Bu yapıda ara sokağa açılan ana kapıdan bir hole girilir. Bu holün solundaki merdivenle üst mahale geçilir. Kütüphane merdivenle çıkılan bir giriş mekanından sonra üstü aynalı tonozla örtülmüş iki ayrı mekandan meydana gelir. Döşemesi basamakla çıkılan ve aradaki mermer sütunlarla ayrılmış olan bir okuma salonu bulunur. Bu okuma salonu caddeye cepheli olduğu için caddeye açılan pencerelerden ışık alır. Bu bölümde bir de bir mücellithane bulunmakta idi. Bu kütüphane binasının da yıkılması planlanmıştı. Allahtan bu yapı yıkılmadan günümüze geldi. Bugün iç düzenlemeli değiştirilmiş olsa da, yapı Borsanın toplantı salonu olarak kullanılmaktadır.

İmaret ve Aşhane: Bu yapı ile ilgili olarak bir plan ve relöve yoktur. Sadece bir fotoğraf bulunmaktadır. Hamidiye caddesinin diğer tarafında İmaret, Sıbyan Mektebi ve Sebil bulunmakta idi. Bu üç yapı 4. Vakıf hanın inşaatı nedeniyle yıkılmışlardır. En batıda olan Sebil sökülerek Gülhane’ye taşınmıştır.  İmaret ortası avlu olan ve içinde revaklar bulunan bir yapı idi. Bu yapı Sansaryan Han’a kadar uzanmakta idi. İmaretin Hamidiye Caddesine bakan anıtsal bir kapısı bulunmakta idi. Bu kapının kemerli bir girişi ve giriş yanında bir çeşme bulunmakta idi. Bu gün arka avluya monte edilmiş barok çeşmenin buradan nakledildiğini düşünmekteyiz. Yine bu kemerli kapı yanında bulunan silmeler arasında kitabe olduğu bilinmeketedir. Bu kitabe bugün Türk ve İslam Eserleri Müzesindedir. Yapının üst katıda sıbyan mektebi idi.

MEDRESENİN SIBYAN MEKTEBİ

Külliyenin sıbyan mektebi Hamidiye Caddesine bakan cephenin ikinci katındadır. Bu yapının planına ait bir belge veya röleve yoktur. Yapının kesme taş ve tuğladan meydana gelen almaşık malzemedir. Çatısı kurşun kaplıdır. Dördüncü vakıf hanın inşası ile yıkıldığı için elimizde fazla bir bilgi ve belge yoktur.

Sebil ve Çeşmeler: İstimlak sebebiyle Sebil Hamidiye Caddesinden sökülerek Gülhane Alemdar Paşa Caddesi üzerindeki Zeynep Sultan Camisinin Soğukçeşme Sokağa açılan kapısının yanına monte edilmiştir. Bu sebil 18. Yüzyılda İstanbul’da yapılmış Barok mimari eserler arasında en başarılılardan biridir. Dairesel olan sebilin iki yönünde batı ve güneyde çeşmeler bulunmaktadır. Sebilin uzun bir saçağı vardır. Saçaklar üstünde ise bir merkezi kubbe bulunmaktadır. İki kademeli bir kasnağa oturan bir kubbedir. Sebilin üç kademesi vardır. Altta köşeli olan kolon yukarıya doğru yivli, üç parçadan meydana gelen ve dairesel sütunlar kubbeyi taşımaktadır. Bu taşıyıcı sütunların ara kısmında çok zarif şebekeler bulunur. Bu şebekeler tunçtan dökülmüştür. Şebekelerin üstü yuvarlak kemer gibidir. Tüm dairesel bir silme saçak altında dönmektedir. Bu silmeler arasında manzum kitabeler bulunur. Sebil üzerinde çok miktarda barok süslemeler bulunur.

Arasta: Hamidiye Caddesi boyunca bir sıra dükkanlar inşa edilmiştir. Bu caddenin boyunca devam eder. Bu uçta kütüphane bulunur. Diğer uçta ise türbe bulunur. Arasta dükkanların arkasında ise medrese cephesi bulunur. Dükkanlar ve medrese arasında 3,5 m genişliğinde bir açık koridor vardır. Bu hem medrese hücrelerinin hem de arasta dükkanların aydınlatılması için bırakılmıştır. Bugün bu dükkanlar özgün halini kaybetmiştir.

Türbe: Külliyenin Sirkeci tarafındaki köşesinde külliyenin türbe binası bulunur. Bu türbe 1780 tarihinde inşa edilmiştir. Nisan 1789 tarihinde Sultan I. Abdülhamit vefat etmiştir. Bu tarihten evvel inşa edilmiş türbeye gömülmüştür. Türbede kardeşi Sultan IV. Mustafa da yatmaktadır. Bu türbeden evvel burada Yıldız Baba hamamı bulunmaktaydı.

KÜLLİYENİN TÜRBESİ

Türbe kesme taştan inşa edilmiştir. Bina aslında kare planlıdır. Barok mimarinin esaslarına  uygun biçiminde yuvarlaklaştırılarak pilaster ile süslenmiştir. Yapıyı üç kademeli bir saçak silmesi üstünde sekiz köşeli sağır kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Kubbeye geçişi sağlayan trompların yarım kubbecikleri dışarıya aksetmiş, bunlarla birlikte ana kubbe ve bütün örtü sistemi kurşun ile kaplanmıştır. Türbenin girişinde bir giriş holü bulunur. Bunun sağ tarafının duvarla kapalı olmasına karşılık diğer tarafı ve ön cephesi sütunlu revak halindedir. Bu hol iki kemerle ortadaki kare yanlardakiler dar ve dikdörtgen biçiminde üç bölüme ayrılmıştır. Orta bölümün üstü merkezi kubbe ve yan bölümleri ise yarım kubbeler örtmektedir. Buradan içeriyi geçişi sağlayan kapı kemerinin üzerinde bir ayet işlenmiştir. Türbe pencerelerle aydınlanmaktadır. Pencereler iki sıradır. Alttaki pencereler dikdörtgen olun üstünde bir tahfif kemeri bulunmaktadır. Üstteki pencereler ise üstü oval kemerlidir. Alttaki pencereler önünde demir lokma parmaklıklar bulunur. Türbenin dört cephesinde üç altta üç üstte toplam altı pencere bulunur. Dört yana yapılmış köşelerde ise birer pencere bulunur. Türbenin içinde Sultan I. Abdülhamit ve kardeşi Sultan IV.Mustafa dışında 18 sanduka daha bulunur. Bunlar aileye mensup sultanlar ve şehzadelere aittir. Bunların hepsinde kimlikler tespit edilmiştir.

KÜLLİYENİN HAZİRESİ

Türbenin etrafını çeviren hazire zaman içinde epey bir tahribat yaşamıştır. Hazirede Sultan I.Abdülhamit’in Sadrazamlarından Karavezir adıyla anılan Silahtar Seyyit Mehmet Paşa’nın kabri bulunur. Ayrıca Sultan I.Abdülhamit’in baş kadını el haç Hatice Kadın, üçüncü kadını Binnaz Hanım, beşinci kadını Mutebere Kadın, Sultan III. Mustafa’nın baş kadını Şevkinur kadın ve ikinci kadını Seyyare kadın’ın mezarları bulunur. Eminönü Hamidiye Külliyesi İstanbul’un imar faaliyetlerinden dolayı çok etkilenmiştir. İstanbul’da hiçbir külliye bu kadar tahrip edilmemiştir.

Külliyeler

Turan Aknc Kitaplar