Fatih Atikali Kumrulu Mescit
Kumrulu Mescit; İstanbul Suriçi Fatih Kocadede Mahallesinde Yavuz Selim Caddesi ve Nişanca Caddelerinin kesiştiği noktada inşa edilmiş olup yapım tarihi bilinmemektedir. Camiye ait kitabede şunlar yazar; İlk Fatih Camii’nin Mimarı olan Sinanüttin Yusuf tarafından 15. yüzyılda kendi adına yaptırılmıştır. Mimarı olan Sinanüttin Yusuf halk arasında Mimar Atik Sinan veya Mimar Azatlı Sinan olarak bilinir.  İlk Fatih Camii İstanbul’un fethinden sonra 1470 tarihinde Mimar Atik Sinan tarafından inşa edilmiştir. Bu yapı 1760 tarihlerindeki İstanbul Depreminde yıkılmıştır. Bugünkü Fatih Camii 1771 tarihlerinde Sultan III.Mustafa tarafından Mimar Mehmet Tahir Ağa’ya inşa ettirilmiştir.

Mescidin köşesindeki çeşmenin ayna taşında bir çift kabartma kumru bulunduğundan “Kumrulu Mescit” ismiyle meşhur olmuştur. Duvarları kagir; çatısı, son cemaat yeri ve minberi ahşap İken 1963-64 yılında aslından farklı biçimde yeniden yapılmıştır. Atik Sinan’ın türbesi caminin haziresindedir. Mezar taşını okuyan Murat Belge kitabında Atik Sinan hakkında şu bilgileri vermiş; Mezar taşından, 1471′de idam edildiğini öğreniriz. Ama kayıtlarda şehit edilerek deyimi kullanılmıştır. Ancak bundan da önce, ünlü bir hikâye vardır. Fatih Sultan Mehmet yaptırdığı Fatih Camini beğenmez ve Mimar Atik Sinan’a kızar. Öfkesinin sonu olarak mimarın ellerini kestirir. Evliya Çelebi bu hikayeyi Osmanlı adaletini anlatmak üzere aktarır. Kadı, dava sonunda Fatih Sultan Mehmet’i haksız bulmuştur. Mimar Atik Sinan bu konuya devam etse, Fatih Sultan Mehmet’e kısas yapılıp ellerinin kesilmesi kararını verecektir. Ama Sinan üstelemez ve ömür boyu maaş bağlanır, tazminat olarak.  Fatih Sultan Mehmet de kadının bu yargısını takdir eder.

Fatih ile mimarı arasında sorun çıktığı ortada en azından idam kesin. Ama sorunun ne olduğu belli değil. Yaygın söylenti, cami için Fatih’in verdiği sütunları Atik Sinan’ın keserek kısaltması. Niçin kestiği sorulunca Sinan, “kubbe bu kadar yüksek sütunlara oturtulursa depreme dayanamazdı,” yollu bir cevap veriyor. “El kesme” cezasının gerekçesi de bu ise mühendislik açısından doğru bir cevap olabilir. Ama cami yapılırken en başta sütunların dikilmesi gerekir. Bu durumda, kesilip kesilmediği o zaman anlaşılırdı. Bir ikinci neden, cami tamamlandığında, Fatih’in Ayasofya’nın aşılamadığını görerek gazaba gelmesi olabilir. Eldeki çeşitli ipuçları böyle bir hayal kırıklığının gerçekten yaşandığını akla getiriyor. Bu duygu Mimar Atik Sinan’ın birtakım yolsuzluklar yaptığı şüphesiyle birleşmişse, ceza da daha anlaşılır olabilir. Mimar Atik Sinan’ın camiye başlarken kendine bir vakıf kurduğunu biliyoruz. Gerekçe her ne idiyse, görülüyor ki bu durumda tarihi gerçeklik, efsanede anlatılan, imparatorun gazabına uğrayan mimar motifine uyuyor.

Suriçi Mescitleri

Turan Aknc Kitaplar