Fatih Hadım Mesih Mehmet Paşa Külliyesi
Hadım Mesih Mehmet Paşa Külliyesi; İstanbul Suriçi Fatih Hırka-ı Şerif mahallesinde 1586 tarihinde inşa edilmiştir. Külliyenin banisi Hadım Mesih Mehmet Paşa, Sultan III.Murat dönemi sadrazamlarındandır. Külliye, cami, türbe, çeşmeler, dükkanlar ve hazireden meydan gelmektedir. Zamanında çevresinde yer alan bazı vakıf binaların Ali Paşa’ya ait olmasından dolayı halk arasında Mesih Ali Paşa Camisi olarak da anılır. Bu alan Mesih Mehmet Paşa tarafından Hasan Paşa isimli bir vezirin yaptırdığı mescit yıktırılarak inşa edilmiştir. Bu konu Ayvansarayi’nin yazdığı Hadikatül-cevami isimli eserinde bulunmaktadır. Bu yapının Mimar Sinan tarafından yapıldığı söylense de bazı yayınlarda Mimar Sinan’ın çırağı olan Davut Ağa tarafından inşa edildiği anlatılmaktadır. Yapı 1894 depreminde zarar görmüş, 1936 ve 1955 tarihlerinde yenilenmiştir.
KÜLLİYENİN BANİSİ

Hadim Mesih Mehmet Paşa, Sultan III. Murat döneminde 1 Kasım 1585-14 Nisan 1586 tarihlerinde sadrazamlık yapmıştır. Bulgar asıllı olduğu büyük olasıdır. Devşirme olarak küçük yaşta Enderun'a alınmıştır. Sarayda ak ağa olarak görev yapmıştır. Hazinedarbaşı görevi yapmakta iken, Ekim 1574'de Hüseyin Paşa’nın yerine Mısır Beylerbeyi olarak Mısır'a gönderilmiştir. Mesih Mehmet Paşa Mısır Beylerbeyi görevinde 5 yıl kalmıştır. Bazen gayet sert olarak ve çok zaman yumuşaklıkla hiç isyan ve büyük şikayet olmadan bu eyaletin idaresinde başarı kazanmıştır. 1579'da Mısır'dan İstanbul'a çağrılarak ikinci vezir olarak kubbealtı vezirliği görevi verilmiştir. Yerine Mısır Beylerbeyi olarak haremi-hümayunda olan Hadim Hasan Ağa getirilmiştir. Mesih Mehmet Paşa, İran Seferi'nde Serdar-ı Ekrem olarak bulunan Özdemiroğlu Osman Paşa'nın o cephede iken bir hastalık sonucu 29 Ekim 1585'de öldüğü haberi İstanbul'a ulaşınca 1 Kasım 1585'da Sultan III. Murat tarafından Sadrazam görevine atanmıştır. Sadrazam olarak, padişahın ve saray erkanının devamlı devlet ve hükümet işlerine karışmasına hedef olmuş ve bundan tedirgin olmuştur. Nisan 1586'da devlet işlerinde Sadrazam'ın isteklerini karşılamayan Reis-ül Küttab Hamza Efendi'nin padişah tarafından azlini istemiştir. Fakat Sultan III. Murat Sadrazam'ın bu isteğini ret etmiştir. Bunun üzerine Mesih Mehmet Paşa'nın istiklali olmayan vezir-i azam iş göremez diyerek 4 ay kadar kaldığı sadrazamlıktan istifa ettiği belirtilmiştir. Sadrazamlık görevinde iyi idareli, vakur ve ciddi olduğu belirtilmektedir. Bu istifasından sonra Mesih Mehmet Paşa emekliye ayrılıp diğer bir devlet işi ve ünvanı verilmemiştir. Mesih Mehmet Paşa 1592'de İstanbul'da ölmüştür. Fatih yakınlarında Hırka-i Şerif Camii tarafında olan "Mesih Mehmet Paşa Camii" kenarında bulunan üstü açık olan türbesine gömülmüştür.

MİMARI YAPI

Kesme taş malzemeyle inşa edilen sekiz dayanaklı cami revaklı bir avluya sahiptir. Doğu ve batı aksında eğimli olan arazi üzerine yapılan külliye altında dükkanlar bulunur. Batı yönünde dükkanların arkasında bir külliye inşa edilecek düzlem yaratılmıştır. Camiye batı ve güney yönlerinden bir giriş ile avlu kotuna ulaşılır. Batıda yer alan odanın altına denk düşen basık kemerli kapı cephenin iki yanındaki sivri kemerli birer nişle zenginleştirilmiştir. Bu kapıdan öncelikle çapraz tonozlu bir mekana, ardından birkaç basamakla avluya ulaşılır. Güney kapısı basık kemerlidir. Avlu sivri kemerlerin köşeleri hafifçe pahlı dörtgen payelere oturduğu on iki kubbeli bir revakla kuşatılmıştı. Kuzey duvarında bu revakların gerisinde sivri kemerli nişler içerisinde abdest muslukları yer alır. Revaklar avlunun doğu ve batı uçunda yer alan, kaynaklarda kayyum ve müezzine ait olduğu belirtilen dörtgen planlı, kubbeli, dikdörtgen forumlu pencerelere sahip bir oda ile son bulur. Revaklı avlunun ortasında Mesih Mehmet Paşa’nın sekizgen açık bir türbesidir. Caminin iki sıra halindeki son cemaat yerinin ahşap çatılı dış revakı baklavalı başlıklara sahip dört adet mermer sütunla biçimlendirilmiştir. Son cemaat yerinin beş gözlü iç revakı ise yanlarda kubbe, ortada aynalı tonozla örtülüdür. Kemerleri taşıyan altı adet granit sütundan batıdaki mukarnaslı, diğerleri köşeleri pahlı başlıklara sahiptir. Ancak bu başlıkların taşıdıkları mukarnas izleri yangında olabileceklerini akla getirir. Bu çift kuruluşlu son cemaat yeri doğu ve batı yönlerinde üçer kemerle açılır. Caminin kuzey cephesi ortada taç kapı, yanlarda kaş kemerli levhaların iki bölüme ayırdığı ince uzun birer niş, dörder dikdörtgen formlu pencere ve mukarnas kavsaralı birer mihrapçık oluşturur. Cephenin batı uçunda minareye ve mahfile, doğu uçunda merdiven kulesine çıkışı sağlayan birer kapı yer alır. Mukarnas kavsaralı, basık bir kemerle geçişin sağladığı taç kapı iki yanda kum saati tezyinatla değerlendirilmiştir. Taç kapının iki yanındaki birer niş üzerinde caminin inşa kitabesi yer alır.

KÜLLİYE CAMİİSİ

Enlemesine dikdörtgen planlı caminin 12.80 m. çapındaki ana kubbesi yüksek ve sivri kemerlerin üzerine oturduğu sekiz paye ile taşınmaktadır. Bu taşıyıcı sistem, kubbenin etrafını çeviren çokgen kesitli sekiz ağırlık kulesiyle dışarıdan da algılanabilmektedir. Harim mekanı, köşelerde mukarnaslı dolgularla geçişin sağlandığı bir eksedra ile genişletilmiş. Dışa taşkın derin mihrap bölümü ise yarım kubbe ile örtülmüştür. Harimi doğu ve batı yönünde iki kat halinde tasarlanmış yan mekanlar kuşatır. Bu yan mekanlar zemin katta dışa açılan galeriler biçiminde olup iç mekandan soyutlanmıştır. Galeriler ikişer pencere ve birer kapı ile dışarıya, bunların kaburgalı çapraz tonoz örtüleri üzerinde oturan üst kat ise üçer sivri kemerle harime açılmaktadır. Pandantiflere oturan üçer kubbenin örttüğü bu mekanlar böylece geniş mahfiller halini almış ve taşıyıcı sistemin üst katta bağımsız hale gelmesini sağlamıştır.

Harim duvarları dört sıra pencere düzenine sahiptir. Dışarıdan pencere dizilerini ayıran korniş kat gelişimini de yansıtır. Galeri seviyesindeki yan cepheleri hareketlendiren üç büyük sivri kemerden ikisi pencere, biri kapı olarak tasarlanmıştır. Mermer söveli lokma demir parmaklıklı pencerelerin kemer aynaları ajur tekniği ile geometrik formlu şebekelerle hareket kazandırılmıştır. Galerilerin gerisinde kalan bu pencerelerden harime sızan ışık yetersizdir. Basık kemerli kapının etrafı baklava formlu ajurlu bir şebekeyle dolgulanmıştır. Mahfil seviyesinde üç büyük sivri kemer içerisinde yer alan pencereler kendi içinde yer alan pencereler kendi içlerinde de üç sivri kemerli bölüme ayrılmıştır. Pencereler altta mermer lentolu ve lokma demir parmaklıklı, üstte revzenlidir. Kemer içinde, yarım kubbelerle ve kasnakta açılan pencereler yuvarlak kemerlidir. Mahfil seviyesinden itibaren açılan çok sayıda pencere harime yeterli ışığın girmesini sağlar. Harim ölçülü oranda kullanılan çini süslemesi, kalem işi nakışları, renkli pencere işlikleri, başarılı mermer ve ahşap işçiliği ile sade, farklı güçlü bir süsleme programına sahiptir. Mihrabın etrafı yeşil zeminli kare çini levhalarla kuşatılmıştır. Bu merkezdeki büyük rozetten çarkıfelek şeklinde dağılan rozet biçimli kırmızı mavi renkte çiçeklerin ve yaprakların oluşturduğu bir kompozisyona sahiptir. Levhaların köşe dolgularında çin bulutları ile birleşen yarım palmetler, mihrabın iki yanındaki pencereleri çevreleyen çinilerle paralellik gösterir. Galerilerin harime açılan ikişer penceresi bordürleri çiçekli, lacivert zemin üzerine sülüs yazılı birer dikdörtgen çini alınlıkla değerlendirilmiştir. Öte yandan beş gözlü son cemaat yerinin örtüleri ve paye başlıkları seviyesinden itibaren harim döneminin üslubunda bitkisel temalı kalem işleriyle bezenmiştir.

TÜRBE

Yapının banisi Mesih Mehmet Paşa’nın sekizgen açık türbesi konumuyla dikkati çeker. Avlunun ortasında şadırvan görmeye alıştığımız yere inşa edilen türbe klasik Osmanlı Mimarisinde bir istisna arz eder. Sekizgen bir kaide üzerine yükselen yapıyı her cephede kareye yakın dikdörtgen formlu, lokma demir parmaklıklı birer pencere ve bunları ayıran köşe sütuncukları biçimlendirir. Türbeyi üstte bir palmet firizi çevreler.

HAZİRE

Yapının mihrap önünde küçük bir hazireyi bulunur. Burada bu külliye inşaatından evvel mescit sahibi Hasan Efendi’nin mezarı bulunur. Bu konu Hadikatül-cevami isimli eserde belirtilmiştir.

DÜKKANLAR

Batı cephesinde yer alan külliyenin düz bir zemin üzerisinde yükselmesini sağlayan yedi adet dükkan yuvarlak kemerli, çapraz tonozludur. Bu dükkan dizisinin ortasında minarenin altına denk gelen kısımda sivri kemerli bir niş bulunur. Dükkanların güneyinde bugün içi örülmüş bir kapı bulunur. Bu kapının eskiden hazireye geçişi sağlayan bir kapı olduğu bilinmektedir.

ÇEŞME

Caminin güneybatı köşesinde kavşakta yer alan çeşmelerden güney yönündeki çeşme kesme taştan, sivri kemerli, kitabesiz ve bezemesizdir. Batı yönündeki çeşme ise mermerle kaplıdır. Üstte her iki çeşmeyi boydan boya kaplayan inşa kitabesi yapının 1586 yılında Mesih Mehmet Paşa tarafından yaptırıldığını belirtir. Bu kitabenin altında büyük kartuşlar içerisinde binanın 1818 tarihinde Sultan III.Mustafa’nın kızı Beyhan Sultan tarafından tamir edildiğine dair kitabe yer alır. Girland başlıklara sahip olan pilastırların biçimlendirdiği ikiz çeşmenin kabartma tezyinatı aynı taşları barok kıvrımlı birer kemerle taçlandırılmıştır. Çeşmenin solunda içi örülerek kapatılmış kemerin varlığı görülmekle birlikte bu birim kısmen toprağa gömülmüş ve sağdaki plastır sökülmüştür. Güney batı duvarı boyunca en üstte dolanan bir sıra kaş kemerli firiz tek çeşmenin bitimine kadar devam eder.

Gerek mekan kuruluşları gerekse süsleme düzeni açısından dikkati çeken Mesih Mehmet paşa Külliyesi, yan galerilerin kullanımı avluda şadırvan yerine inşa edilmiş sekizgen formlu açık türbesiyle yeni bir külliye denemesi olarak karşımıza çıkar.

Külliyeler

Turan Aknc Kitaplar