Fatih Hırka-i Şerif Camii
Hırka-i Şerif Camii; İstanbul Suriçi Fatih Atikali Muhtesip İskender Mahallesi 1851 yılında Sultan I.Abdülmecit tarafından İslam peygamberi Hazreti Muhammed'in Veysel Karani’ye hediye ettiği hırkanın (Hırka-ı Şerif) muhafaza ve ziyaret edilmesi için inşa ettirilmiştir.  Veysal Karani’nin vefatından sonra Üveysi sülalesi elinde kalan Hırka-ı Şerif, 17.yüzyıl'ın başlarında, ailenin o tarihteki reisi Şükrullah Üveysi tarafından Sultan Ahmet'in fermanı gereğince İstanbul'a getirilmiştir. İstanbul'a yerleşen Üveysi ailesinin, Fatih semtindeki evinde ziyaret edilen hırkanın korunması için Sadrazam Çorlulu Ali Paşa’nın kagir bir hücre ile bitişiğinde bir çeşme ve imaret inşa ettirdiği bilinir. Şeyh Osman Üveysi zamanında 1725 tarihinde ilk defa bir vakf tesis edilir. Yapının ziyaretler için yetersiz kalması üzerine Sultan I.Abdülhamit 1780 tarihinde  “Küçük Hırka-i Şerif Dairesi” veya “Eski Hırka-i Şerif Odası” olarak adlandırılan ve caminin avlusunda kalan hücreyi inşa ettirir. Yine Sultan II.Mahmut tarafından 1812 tarihinde  hücre yenilenir. Zamanla bu hücrede yetersiz kalınca Sultan Abdülmecit devrinde Hırka-ı Şerif Camii yaptırılır. Çevredeki binaların kamulaştırılarak yıktırılmasından sonra 1847’de başlayan inşaat, 1851’de tamamlandı. Camide Hırka-ı Şerif’in korunması ve ziyareti için birimler, hünkar mahfili ve hünkar kasrı bulunur. Ayrıca yapının çevresinde Üveysi ailesinin en yaşlı erkek bireyi ile ailesi için bir meşruta, bu kişinin reşit olmaması halinde kendisine vekalet edecek olana mahsus vekil dairesi, hırka-i şerifi korumakla görevli bir bölük jandarma için kışla inşa edilmiştir. Bu yapı bugün Fatih Milli Eğitim Müdürlüğüdür. Cevre duvarları kırma taş, kapılar ve cami duvarları kesme taş ile örülmüştür.

MİMARİ YAPI

Üstünde Abdülmecit tuğrası bulunan büyük ana kapıdan içeri girilince bir hole girilir. Burası birbirleriyle bağlantılı iki ayrı holdür. Buradan ileri doğru devam edilince ana hacime yani harime girilir. Harim sekizgen prizma biçiminde ve iki kat yüksekliğindedir. Yapı kesme küfeki taştan yapılmıştır. Caminin kubbesi sekiz kolona oturmaktadır. Kubbe çapı 11.5 metredir. Kubbe neo klasik üslupta inşa edilmiştir. Kubbe kasnağı sekizgendir.  Kubbe ve tonozlar tuğla ile örülmüş olup üstü kurşun ile örtülmüştür. Mihrap, minber, kürsü koyu kırmızı renkli breş taşından ampir, barok ve rokoko tarzların karışımı olarak yapılmıştır. Vaaz kürsüsü eklektik tarzıyla yapılmış olup tam bir kupa görünümündedir. Mihrapta ise mukarnas taklidi olarak sonradan doldurulmuştur. Minberdeki zencirek motifi önemli bir detaydır. Türkiye’de Hereke’de çıkarılan bu taşa, Osmanlı mimari süslemelerinde hemen hemen hiç rastlanılmaz. Sekiz büyük, sekiz yarım daire şeklinde 16 penceresi vardır. Pencereler çerçeveleri alcıdan yapılmış olup dört metre yüksekliktedir. Pencere üstleri yuvarlak kemer gibidir. Pencere üzerlerindeki hatlar Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nindir. Ayrıca Sultan Abdülmecit’in yazarak imzasını attığı levhalar minberin üzerinde yer alır. Giriş kapısı üzerindeki 1851 tarihli kitabe metni Ziver Efendi tarafından kaleme alınmış ve hattat Kazazker İzzet Efendi tarafından yazılmıştır. Padişah ve devlet adamlarının dinlenmesi ve ibadet etmeleri için bir hünkar kasrı yapılmıştır. Ana mekan hünkar kasrı ile bağlantılıdır. Bu bölüme Keçeciler caddesindeki kapıdan bir rampa ile girilmektedir. Caminin minaresi küfeki taşıyla örülmüş silindirik gövdesi tek şerefeli zarif iki minaresi bulunmaktadır. Minareler yapının kuzey batı ve güney batı köşelerindedir. Minarelerin kaideleri yapının üst silmesine kadar çıkmaktadır. Şerefeler dilimli şekilde gövdeyi sarmaktadır. Cami'in bulunduğu Muhtesip İskender Mahallesi adlı mahalle, Fatih Belediye Meclisinin 2008 yılında almış olduğu bir karar ile Keçeci Karabaş Mahallesi ve Mimar Sinan Mahallesi ile birleştirilmiş ve oluşan yeni mahallenin ismi “Hırka-i Şerif Mahallesi” olarak değişmiştir.

Suriçi Mescitleri

Turan Aknc Kitaplar