Haseki Cerrah Mehmet Paşa Külliyesi
Cerrah Mehmet Paşa Külliyesi;  İstanbul Suriçi Aksaray Haseki Cerrahpaşa Caddesi üzerinde 1593-1594 yıllarında inşa edilmiştir. Caminin banisi semte ismini veren Cerrah Mehmet Paşa’dır. Dönemin saray mimarı Mimar Davut Ağa tarafından inşa edilmiştir. Cami, medrese, türbe, hamam, çeşme yapılarından sadece hamam günümüze ulaşmamıştır. 1894 depreminde yıkılan bölümler bazı medrese yapıları 1958-1960 yıllarında yeniden onarılmıştır.

KÜLLİYENİN BANİSİ

Cerrahpaşa Mehmet Paşa, Sultan III. Murat ve Sultan III. Mehmet saltanatları döneminde sadrazamlığa kadar yükselmiştir. Cerrah Mehmet Paşa (9 Nisan 1598 - 6 Ocak 1599) tarihleri arasında yaklaşık on bir ay sadrazamlık görevi yapmış bir Osmanlı tabibi ve paşasıdır.

Enderun mektebinde yetişmiştir. Has oda ağalarından iken Şehzade Mehmet'i sünnet etmekteki mahareti sebebiyle isim yapmıştır. Endurundan çıkması ile Yeniçeri Ağalığı görevine atanmıştır. Daha sonra kubbe veziri olmuştur. İkinci vezir iken 9 Nisan1598 Sadrazam Hadım Hasan Paşa'nın idam edilmesi üzerine sadrazam tayin edilmiştir. İngiliz Elçisi Lallo'nun hatıralarına göre Sultan III. Mehmet'in halası ile evlenmiştir.

Sadrazam iken ilerleyen nikris hastalığından muzdarip olduğundan dolayı bir müddet sonra şahsen Sadrazamlık işlerine bakamayıp bir yardımcı ile is görmesi gerekmiştir. Bu, Sultan III. Mehmet tarafından uygun görülmeyip 6 Ocak 1599'da sadrazamlıktan azledilmiştir. Yerine Damat İbrahim Paşa üçüncü defa sadrazam yapılmıştır. Bundan sonra bir müddet daha yaşayan Cerrah Mehmet Paşa Ocak 1604'da vefat etmiştir. Cerrahpaşa semtinde yaptırdığı Cerrah Paşa Külliyesi'nin avlusunda bulunan türbesine defin edilmiştir. Son yüzyılda İstanbul’da yapılan imar faaliyetlerinden dolayı külliyenin ortasından yol geçirilmiştir. Bu durumda külliye ikiye bölünmüştür. Medrese yolun kuzeyinde kalırken camii, türbe ve çeşme güneyde kalmıştır. Hamam ise maalesef günümüze gelememiştir.

Cerrah Mehmet Paşa Külliyesin1660 yılında büyük yangın felaketinde içine sığınanlarla beraber yanmıştır. Ertesi yıl yeniden tamir edilmiştir. Katipzade adlı bir şair tarafından yazılmış olan ve Ayvansarayi’nin Mecmua-ı Tevarih’inde yer alan manzum başlıklı bir destanda bu camii ile ilgili yangın anlatılmaktadır. Hatice Turhan Valide Sultan bir hayrat yaptırmak ister. Bunun için yanmış olan Cerrah Mehmet Paşa yeniden tamir edilmesi düşünülmüştür. Daha sonra Eminönü’nde yarım kalmış olan Yeni Valide camisinin bitirilmesi tercih edilmiştir. Ağustos 1782 yangınında Cerrah Mehmet Paşa Camii bir kere daha yanmıştır. 1894 yılındaki depremde ise minare çökmüş ve son cemaat yeri yıkılmıştır. Minare daha sonra başka bir üslupta yeniden yapılmıştır.

KÜLLİYENİN CAMİSİ

Cami kare planlıdır, ortada büyük, yanlarda altı yarım kubbeyle örtülüdür. Geometrik süslemeli minber, dönemin önemli yapıtlarındandır. Camideki kalem işleri geç dönemdendir. Merkezde hafif basık olan ana kubbe sivri kemerler aracılığı ile altı payeye oturmaktadır. Kubbe baskısı altı yöndeki eksedralar üzerinden kemerler vasıtasıyla ile duvarlara aktarılmıştır. Mihrap kısmının üstünü örten güneydeki eksedra diğerlerinden farklı tutularak iki paye arası genişliğinde yapılmıştır. Ana mekan içinde yer alan kuzeydeki eksedranın iki yanındaki köşeler ikişer küçük kubbe ile örtülmüş, batı ve doğuda bulunan dört eksedra ile karşılıklı olarak caminin ana mekan şemasına katılmıştır. Camiyi iç taraftan saran ikinci kat koridoru kemerler vasıtasıyla taşınmaktadır. Duvarların dış yüzeyindeki içteki payelerin aksına gelen noktalara örme payeler konmuş ve ağırlık payelere bindiğinden cephelere bol pencere açma imkanı elde edilmiştir. Yapının kuzeyinde sekiz sütunun taşıdığı altı kubbeli bir cemaat yeri bulunmaktadır. Eksendeki girişin üzerini, altı kubbenin ortasında yer alan bir aynalı tonoz örter. Son cemaat yerinin eni harimden daha geniş inşa edilmiştir. Son cemaat yerinde iki mihrap nişi bulunmaktadır. Kuzeybatıda kare kaidesi duvar boyunca yükselen minare, kuzeydoğuda ise caminin ikinci katına geçişi sağlayan üstü kubbe örtülü merdiven bulunur. Minare on altıgen gövdesi, skalaktitli şerefesi ve şerefedeki mermer şebekeli korkuluk döneminin özelliklerini taşımaktadır. Cümle kapısı en dıştan iki sütunla sınırlandırılmıştır. Girişin iki yanında mukarnaslı nişler, üzerinde de iki satırlık kitabe yer almaktadır. Kitabenin üzerinde dokuz kademeli skalaktitli mukarnasın iki yanında birer daire içinde sağda ‘’Allah’’ solda ‘’Muhammet’’ ibareleri okunmaktadır. Cümle kapısı üç sıra mukarnaslı bir kuşakla son bulur. Caminin doğu ve batı cephelerinde üç sıralı olan pencerelerin alt ve orta sırası dikdörtgendir. Üst sıra ise sivri kemerli ve ajurlu olarak düzenlenmiştir. İki cephenin de ortasında, harime yanlardan girişi sağlayan kapılar açılmıştır. Mihrap kısmı dışa taşkın üç cepheli bir görünüm arz eder. Sütünçelerle sınırlandırılan mihrap altı kenarlıdır. Mihrabın üstü mukarnas kavsara, öündeki sekide 80 cm ebadında bir geometrik bir mermer mozaik bulunur. Külah ve kasnak kısmı ahşap olan minberin merdiven alınlığı bitki motifleriyle süslenmiştir. Minberin yanlarındaki üçgen alınlıkları, geometrik yıldızdan gelişen ve gittikçe bitkileşen bir motif bezemektedir.

KÜLLİYENİN ŞADIRVANI

Avlunun kuzeybatısında her köşesinde kısa bir mermer sütun olan 16 köşeli, mermer havuzlu şadırvan bulunur. Mermer yarım sütunceler ve palmet kuşağıyla süslüdür. Palmetlerden meydana gelen hafif kabartmalar bir kuşak havuzu çevreler. Üstü açıktır.

KÜLLİYENİN MEDRESESİ

Gevherhan Sultan Medresesi; İstanbul Suriçi Aksaray Cerrahpaşa caddesi üzerinde Nakşi Sokak ve Küçük Mühendis Sokakların çevirdiği yapı adasında 1587 tarihinde Gevherhan Sultan tarafından inşa ettirilmiştir. Yapı Cerrah Mehmet Paşa Camisinin karşısında olup külliyenin bir parçası olarak kabul edilir. Gevherhan Sultan, Sultan II. Selimin kızı ve Piyale Paşa’nın eşidir. Külliyenin mimarı bilinmemektedir. Cerrahpaşa Camisi o dönemde Mimarbaşı Davut Ağa tarafından inşa edilmiştir. Vakfiyesine göre 15 medrese hücresi ve Mescit bulunmaktadır. Revaklı ve kare planlı avlunun etrafına dizilen hücreler yine kare planlıdır. Yine kare planlı olan dershane, cadde üzerindeki girişin karşısında kalmaktadır. Avlunun bir köşesinde bir kuyu bulunmaktadır. Gevherhan Sultan Medresesi 1792 tarihinde toplam 14 talebe kayıtlı iken bu sayı 1869’da 27 ye çıkmıştır. 1914 yılının teftiş raporunda ise 20 kişi kayıt edilmiştir. Medrese 1970’li yıllarda Tıp Tarihi Enstitüsü’ne tahsis edildikten sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Araştırma Merkezi olarak hizmet vermiştir. Şu anda Deniz Feneri Derneği tarafından kullanılmaktadır.

KÜLLİYENİN TÜRBESİ

Camii avlusunda bulunan Türbe sekiz köşeli, kubbeli, iki dizi pencereli bir yapıdır. Osmanlı camilerinde türbe genelde camiinin kıblesinde kalan hazire bölümüne yapılır. Burada türbe camiinin güney batısında yer almaktadır. Türbede Cerrah Mehmet Paşa ve oğulları gömülüdür. Cerrah Mehmet Paşa’nın sağlığında yaptırdığı külliyenin avlusunun kuzeybatısında, avlu duvarına bitişik olan türbe sekizgen planlıdır. Kesme taştan kare planlı olarak yapılmış türbenin üzeri kubbe ile örtülüdür. Her cephesine altlı üstlü birer pencere açılmıştır. Bunlardan alt kat pencereleri dikdörtgen mermer söveli, üst kat pencereleri de sivri kemerlidir. Doğu cephesindeki türbe girişinin önünde önceden bir ahşap revak bulunuyordu. Bu revak günümüze gelememiştir. Türbenin içerisi oldukça sade olup, beyaz badanalıdır.

KÜLLİYENİN HAMAMI

Bugün tamamen yıkılmış olan hamam, külliyenin doğu kısmında çifte hamam olarak inşa edilmiştir. Kaynaklarda mevcut plan ve bilgilerden hamamların soyunma kısımlarının kare planlı ve kubbeli, soğukluklarının üç bölümlü ve sıcaklıklarının sekizgen kasnağa oturan pandantifli kubbelerle örtülü oldukları anlaşılmaktadır.

Külliyeler

Turan Aknc Kitaplar