Kocamustafapaşa Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi
Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi; İstanbul Suriçi Fatih Davutpaşa mahallesinde Kızılelma Caddesi ile Hekimoğlu Ali Paşa Caddelerinin kesiştiği yapı adasında 1734-1735 yıllarında Hekimoğlu Ali Paşa tarafından Mimar Çuhadar Ömer Ağa ile Hacı Mustafa Ağa’lara inşa ettirilmiştir. Hekimoğlu Ali Paşa külliyesi cami, tekke, türbe, şadırvan, kütüphane, sebil ve çeşme'den meydana gelmektedir.
KÜLLİYENİN BANİSİ

Hekimoğlu Ali Paşa, 1689 doğumludur. Sultan I. Mahmut ve Sultan III. Osman saltanat dönemlerinde, 1732’den 1755 tarihleri arasında üç kez toplam beş yıl dört gün sadrazamlık yapmıştır. Osmanlı devlet adamıdır. 1689'da İstanbul'da doğdu. Babası Venedik asıllı İtalyan olup, Padova Üniversitesi'nde tıp tahsili aldıktan sonra İslamiyeti kabul edip İstanbul'da hekim olarak çalışan ve Sultan II. Mustafa döneminde Hekimbaşı olan Nuh Efendidir. Annesi Türk asıllı olup ismi Safiye Hanımdır. Ailenin sekiz oğlu olmuş ve bunlardan ikincisi Ali Paşa'dır. Lakabını babasının mesleğinden dolayı almıştır. Babası Nuh Efendi, Rumeli kazaskerliği payesiyle Hekimbaşı iken1707'de vefat etmiştir. İyi bir eğitim gördü ve Sultan III. Ahmet döneminde saraya alınarak hassa silahşorluğu görevi verildi ve sonra kapıcı başı görevine geçti. Sultan III. Ahmet, Hekimoğlu Ali Bey'i süratle terfi ettirip kendisine damat yapmak istedi. Fakat padişahın bu gence gösterdiği teveccühü kıskanan Silahtar Damat Ali Paşa bir müddet taşralarda hizmet görüp yetişmesi uygun olur mütalasıyla 1713'de Hekimoğlu Ali Bey'i Zile voyvodalığı görevine tayin ettirip İstanbul'dan uzaklaştırdı. Tebriz'in zapt edilmesi hususunda göstermiş olduğu yararlılık üzerine 11 Ekim 1725'de vezirlik verilip birkaç gün sonra Anadolu valisi oldu. Mühr-ü hümayun alınır alınmaz Hekimoğlu Ali Paşa saray balıkhanesinden bir gemi ile Midilli adasına sürgüne gönderildi. Hekimoğlu Ali Paşa, Midilli'de iki ay kadar kaldı. Sonra affedilerek Kasım 1643'da Kandiye muhafızı ve Girit valiliğine tayin edildi. Eski sadrazamlardan Yeğen Mehmet Paşa'nın Aydın muhassallığına nakli üzerine Ekim 1744'de ikinci defa Bosna valiliğine gönderildi.

Sultan III. Osman'ın tahta çıkışından sonra, Trabzon'da sulh asayişi iyice sağladıktan sonra Mart'ta dördüncü defa olarak Anadolu valiliğine tayin olundu. Bu tayinden sonra da 3. kez olarak Çorlulu Köse Bahir Mustafa Paşa'nın yerine sadrazam yapıldı. Bu defaki sadareti yaklaşık 3,5 ay sürdü. Yeni hükümdar olan Sultan III. Osman asabi ve dengesizdi; sadaret işlerine devamlı karışmaktaydı. Bunun üzerine Mayıs 1755'de sadrazamlıktan azledildi. Hekimoğlu Ali Paşa sandalla Kız Kulesi'ne götürülmekte iken Sultan III. Osman'ın huzuruna giren annesi Şehsuvar Sultan müdahale etti; eski sadrazamın katledilmesinin önlenmesini istedi ve böylece Hekimoğlu Ali Paşa ölümden kurtuldu.

Önce kalebent olmak üzere Kıbrıs'ta Magosa kalesine sürgüne gönderildi. Ekim 1755 tarihine kadar 4,5 ay Magosa'da kalebent kaldı. Sonra sürgün yeri Rodos'a değiştirildi. Bu zaman Sultan III. Osman, Hekimoğlu Ali Paşa'nun azli ve sürgüne gönderilmesinin rakibi olan Bıyıklı Ali Paşa'nın iftiraları sonucu ortaya çıktığını öğrendi ve sadrazam yaptığı sabık silahtarı olan Bıyıklı Ali Paşa'yı idam ettirdi. Bundan sonra Hekimoğlu Ali Paşa Kasım 1757'de 3. kez Mısır valiliği görevi verildi.

17 Ekim 1757'de 4. kez Anadolu valisi tayin edildi. Bu valilik yanında aynı zamanda Aydın sancağı da kendisine verilerek o tarafların asayişi temin etmesi emredildi. Hekimoğlu Ali Paşa, Anadolu eyalet merkezi olan Kütahya'ya geldi. Az sonra 13 Ağustos 1758'de idrar kesesi iltihabı ile 71 yaşında iken orada vefat etti. Cesedi önce Kütahya'da Saray Camii yanına gömüldü. 26 gün sonra vasiyetine uyularak cesedi İstanbul'a nakledilip Davutpaşa Semtinde yaptırdığı külliye içindeki türbesine defnedildi.

Hekimoğlu Ali Paşa'nın idarede şiddetli olduğu ama cömert, akıllı, alim, sağlam görüş sahipli, tedbirli bir kişi olduğu belirtilmiştir. Otuz yılı aşkın yaptığı vezirlik görevi sırasına tüm devlet ricalinin ve özellikle saltanatı sırasında görev yaptığı padişahlar olan Sultan I. Mahmut ve Sultan III. Osman'ın hürmet ve itimadını kazanmıştır.

İstanbul'da Kocamustafapaşa'da kendi adını taşıyan bir külliyeden kalan bir camisi, Hekimoğlu Ali Paşa Camii mevcuttur. Kabataş'ta da iskele karşısında merdivenli yeşil seddin üstünde bir çeşmesi vardır. Bu çeşme kitabesinin her mısraı bir tarih olup Seyyit Vehbi'nindir. Bu Kabataş çeşmesi, 18.yüzyılın güzel sanat eserlerindendir. Bu tesisleri birinci sadareti esnasında yaptırmıştır. Bunlardan başka 1754 tarihli bir çeşmesi de Çemberlitaş'ta Atikali Paşa Camii'nin avlu duvarındadır. Hekimoğlu'nun İran seraskerliği ve Tebriz'i ikinci defa alması dolayısıyla maiyetindeki katiplerinden şair ve münşi Abdurrezzak Nevres'in Tebriziye isimli eseri yazmıştır.

KÜLLİYENİN CAMİSİ

Cami,  merkezi mekan geleneğine uygun yapılmıştır. Yüksek bir subasman üzerindeki caminin 3 avlu kapısı, 3 cami kapısı olup yapı kesme küfeki taşından yapılmıştır. Giriş kapısı taş kemerlidir ve sülüs kitabede Cihangirli Mustafa Efendi'nin hattıyla İshak Efendi'nin şiiri yer alır. Cami ana kubbesi 6 fil ayağına yaslanır, on iki kesitli sivri kemerleri vardır. Pandantif ve mukarnaslı geçişle 6 yarım kubbe ile harimi yanlara doğru genişler. Beşer sıralı pencereler 100'den fazladır. İnce ve tek şerefeli minaresi sağda, son cemaat yerine bitişiktir. Minare kürsüsünde Halifezade İsmail'in güneş saati görülür. Caminin kuzey giriş kapısından harime girildiğinde, harim mihrap dışında üç yönden mahfille çevrilidir ve galeri maksurelere sağ ve soldan döner merdivenlerden çıkılır. Mahfil, mermer korkulukludur. Ana avize büyük değildir. Mukarnaslı ve rokoko-klasik sanatlı mihrap sarkıtlı yaşmaklı, iki sütunceli, iki kabartma dolgulu ve kahverengi tonlarında bezemelidir. Üstünde iki yanda Kadiri eşrefi tacı ortada bir gül bulunur. Mihrap alanı harimden 30 cm yüksekte kare bir alandır. Sol duvarında ahşap yeşil renkli hünkar mahfili asılı gibi durur. Sol duvarda bir Kabe tasviri resmi, sağ duvarda yine bir Kabe tasviri çinisi vardır. Mihrabı sağdan sola kuşatan Kütahya çinisi üzerinde celi sülüs hatla Ayetül Kürsi yazılıdır. Mermer minber, mukarnaslı tepelikte ajurlu taçla biter. Ahşap kürsü soldaki sütuna bitişiktir. Duvarlar, mahfile kadar hatlı mavi çiniyle kaplıdır. Son cemaat yeri 6 sütunludur ve pencereleri arasında mihrap nişi ile barok bağdadi balkonlar vardır. Cami içinde kuzeyde iki çeşme vardır. Ayrıca avluda pencereli duvarlara gömülü 4 çeşme daha vardır ancak çeşmeler kurutulmuş, sebil yanındaki büyük çeşmenin iki yanındaki küçük çeşmeler kırılmıştır.

KÜLLİYENİN SEBİLİ

Hekimoğlu Ali Paşa Camii Sebili;  İstanbul Suriçi Davutpaşa, Kocamustafapaşa ve Samatya semtleri arasındaki Kızılelma caddesi ile Hekimoğlu Ali Paşa caddesinin kesiştiği noktada  1734-1735 yıllarında Hekimoğlu Ali Paşa tarafından yaptırılan külliyenin bir yapısı olarak Mimarlar Çuhadar Ömer Ağa ile Hacı Mustafa Ağa’ya inşa ettirilmiştir.

Cami, tekke, türbe, şadırvan, kütüphane, sebil ve çeşme'den oluşan bir külliyedir. Giriş kapısı taş kemerlidir ve sülüs kitabede Cihangirli Mustafa Efendi'nin hattıyla İshak Efendi'nin şiiri yer alır. Bu cümle kapısı üzerindeki fevkani yapı kütüphanedir. Kütüphanenin eserleri Süleymaniye Kütüphanesi'ne aktarılmıştır. Doğu kapısı kırma çatılı bir sundurmayla kaplıdır ve cami kapılarına yedi sekiz merdivenle çıkılır. Avlu taş döşemelidir ve çimenli bahçeleri çam ve çınar ağaçlarıyla kaplıdır. Şadırvan, mermer hazneli sekiz sütunla taşınan ahşap çatılıdır ve üzeri kiremit döşelidir. Şadırvanın yapında türbe bulunmaktadır. Türbede Abdal Yakub, Şeyh İbrahim sol bölümdeki sandukalarda yatar. Sağ bölümde Hekimoğlu Ali Paşa, karısı Muhsine Hatun ve ailesi yatmaktadır. Avlu cephesi ahşap sundurmalı olan türbenin kapı alınlığında talik yazılı kitabesi vardır. Avluda su terazisi ve bir kuyu bulunmaktadır.

Sebil cümle kapısı, şadırvan, türbe hizasında yer alıp iki caddenin köşesinde kubbeli bir yapıdır. Dilimli, beş cepheli, kubbeli, beş pencereli sebilin madeni şebekelerini bir kitabe kuşatır.

KÜLLİYENİN TÜRBESİ

Türbede Abdal Yakup, Şeyh İbrahim sol bölümdeki sandukalarda yatar. Sağ bölümde Hekimoğlu Ali Paşa, karısı Muhsine Hatun ve ailesi yatmaktadır. Avlu cephesi ahşap sundurmalı olan türbenin kapı alınlığında talik yazılı kitabesi vardır. Avluda su terazisi ve bir kuyu bulunmaktadır.

KÜLLİYENİN KÜTÜPHANESİ

Ana giriş kapısı üzerindeki fevkani yapı kütüphanedir. Kütüphanenin eserleri Süleymaniye Kütüphanesi'ne aktarılmıştır. Doğu kapısı kırma çatılı bir sundurmayla kaplıdır ve cami kapılarına yedi sekiz merdivenle çıkılır. Avlu taş döşemelidir ve çimenli bahçeleri çam ve çınar ağaçlarıyla kaplıdır. Şadırvan, mermer hazneli sekiz sütunla taşınan ahşap çatılıdır ve üzeri kiremit döşelidir. Şadırvanın yapında türbe bulunmaktadır.

Külliyeler

Turan Aknc Kitaplar