NISANTASI TESVIKIYE CAMII

Teşvikiye Camii; İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında Nişantaşı Teşvikiye Caddesine cepheli 1854 yılında Sultan Abdülmecit tarafından inşa ettirilmiştir. 1794-1795 yıllarında Sultan III. Selim tarafından inşa ettirilmiş olan mescidin yerine yapılmıştır. Padişahın gezileri sırasında namaz kılması için yapılan ahşap mescit, o dönemdeki Nişantaşı’nda yapılmış ilk binadır. Avlusunda bulunan iki menzil taşından, bir zamanlar atış talimlerinin bu civarda yapıldığı anlaşılmaktadır. Sultan Abdülmecit’in Topkapı Sarayından Dolmabahçe Sarayına taşınması ile hanedan üyeleri ve Devlet ricali Nişantaşı’na taşınmaya başlamıştır.

CAMİNİN BANİSİ:

Sultan I.Abdülmecit, 31. Osmanlı padişahı ve 110. İslam halifesidir. Sultan II. Mahmut'un Bezmialem Sultan'dan olan oğludur. Döneminde Tanzimat Fermanı'nı ilan ettirmesiyle meşhurdur. Osmanlı Devleti'nin son dört padişahının babasıdır ve en çok sayıda oğlu padişahlık yapmış olan padişahtır. Abdülmecit, babası gibi tüberküloza yakalanmıştı. Ihlamur Köşkü'nde öldüğünde 38 yaşındaydı. Fatih'te, Sultan Selim semtinde, Yavuz Selim Camii Haziresi'nde, Sultan Abdülmecit Türbesi'ne defnedildi. Batı kültürüyle yetiştirilmiştir. İyi Fransızca konuşur ve batı müziğinden hoşlanırdı. Babası II. Mahmut gibi yenilik yanlısıydı. Babasının vefatı üzerine tahta çıktı. Talihi, Mustafa Reşit, Mehmet Emin Ali Paşa, Fuat Paşa gibi devlet adamlarına rastlamasıydı. Aracısız halkın dertlerini halkın kendi ağzından dinleyen ilk padişahtır. 1 Temmuz'da 1839 tahta çıktı.

Londra ve Paris'te, Osmanlı devletindeki ıslahat hazırlıkları konusunda görüşmelerde bulunan hariciye nazırı Mustafa Reşit Paşa, bir ıslahat programının gerekliliğine padişahı inandırdı. Hazırlanan Gülhane Hattı Hümayunu Mustafa Reşit Paşa tarafından 3 Kasım'da Gülhane'de okundu. Tanzimat dönemini açan bu belgeyle, yargılamasız kimsenin cezalandırılamayacağı, mal ve mülkünün zorla alımına gidilemeyeceği ilkesi getiriliyor, devletle birey arasındaki ilişkileri düzenleyecek yasaların çıkarılacağı açıklanıyordu. Fransız ceza kanunu çevrilerek uygulamaya konuldu. İlk idadiler açıldı. 1847'de Mekatibi Umumiye nezareti kuruldu. 1848'de ilk muallim mektebi, aynı yıl Harbiye'de kurmay sınıfı, 1850'de Darülmaarif adı verilen lise, 1851'de ilk bilim akademisi sayılan Encümen-i Daniş açıldı. 1846'da Darülfünun binasının temeli atıldı. Askerlik yasası çıkarılarak kura yöntemi benimsendi, askerlik süresi 4-5 yıl olarak sınırlandı.

1840'ta kaime-i mutebere adıyla ilk kağıt para çıkarıldı. 1853 yılında Abdülmecit, Rusya'ya savaş açtı. Osmanlı Devleti, müttefikleri İngiltere, Fransa, Piyemonte ile birlikte Kırım Savaşı'nı kazandı. 1856 yılında Paris'te imzalanacak barış antlaşmasından önce padişah, Tanzimat Fermanı'nı tamamlayan Islahat Fermanı'nı ilan etmek zorunda bırakıldı. Azınlıklara, savaştan önce Rusların istediğinden daha fazla haklar veren bu belge, 1856 tarihinde Paris Antlaşması'nı imzalayan İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya ve Piyemonte tarafından senet kabul edildi.  Siyasi buhranları bu şekilde atlatan Abdülmecit, yeniden ıslahat işlerine döndü. 1856'da askerlik teşkilâtı yedi ordu esası üzerine kuruldu ve Hıristiyanlar da askere alınmaya başlandı. Maarif-i Umumiye nezareti kuruldu (28 Nisan 1857). Avrupa'ya öğrenci gönderildi (1857). Mülkiye Mahreç Mektebi (1859), Telgraf Mektebi (1860) gibi bazı meslek okulları açıldı. Yeni toprak kanunu (Arazi kanunnamesi) yayınlandı (1857). Devletin gelir ve giderleri bir bütçeye bağlandı. Tersane yeniden düzenlendi.

Bu sırada mâli durum da çıkmaza girmişti. Savaş giderlerini karşılamak üzere ağır koşullarla alınan dış borçların hazineye büyük yükü yanında padişahın ve sarayın sorumsuz harcamaları da durumu gittikçe ağırlaştırıyordu. Devlet, 1854 yılında Kırım Savaşı sırasında ilk kez dışarıdan borç almak zorunda kalmıştı. Bunu ikinci (1855), üçüncü (1858), dördüncü (1860), borçlanmaları izledi. Beyoğlu sarraflarından alınan borçlar da 80 milyon altın lirayı aştı. Bunlar için rehin verilen mücevherlerle borç senetlerinin bir bölümü yabancı tüccar ve bankerlerin eline geçti. 1859 yılında sadrazam Mehmet Emin Ali Paşa azledildi. İngiltere, Fransa, Avusturya, Prusya ve Rusya Bab-ı Ali'ye bir nota vererek, Islahat Fermanı'nda söz konusu edilen ıslahatların gerçekleştirilmesini istediler.

Sultan Abdülmecit, dışarıdan aldığı borçların bir kısmıyla saray ve köşkler yaptırdı. Dolmabahçe Sarayı (1853), Beykoz Kasrı (1855), Küçüksu Kasrı (1857), Mecidiye Camii (1849), Teşvikiye Camii (1854) Hırka-i Şerif Camii (1851), döneminin başlıca yapıtlarıdır. Bezmiâlem Valide Sultan Gureba Hastanesi'ni yaptırdı (1845-1846). Yeni Galata Köprüsü de aynı tarihte hizmete girdi.

MİMARİ YAPI:

Caminin mimari planı 13 m.X12m. m boyutunda, kareye yakın dikdörtgendir. Yaklaşık 24x15 m boyutunda zemin katının bir bölümü son cemaat yeri olarak ayrılmış, bir hünkâr mahfilinden (daire-i hümayun) oluşmaktadır. Selatin camilerde hünkâr mahfilinin ayrı bir kitle olarak gelişmesi III. Selim döneminde başlamışsa da asıl gelişmesi ve hem boyut olarak büyümesi hem de cami giriş cephesini belirleyen bir kitleye dönüşmesi II. Mahmut ve asıl Abdülmecit dönemlerinde olmuştur. Belirtilen rakamların gösterdiği gibi, Teşvikiye Camisin de daire-i hümayunun harim mekânının yaklaşık iki katını aşan bir büyüklüğe sahip oluşu, geç tarihli bir şemaya işaret etmektedir.

Cami bahçesindeki Nişantaşı’nda Padişah 3.Selim’in 1260’gerz den su testisini vurduğunu anlatmaktadır.  Diğer Nişantaşı üzerindeki yazı ise 2.Mahmut ile ilgilidir. Cami, harap olduğu için 1854 yılında Abdülmecit tarafından olasılıkla yeniden yaptırılmıştır. Bu yenilemeye dair kitabedeki “Eser-i Avatıf-ı Mecidiyye Mahallei Cedide-i Teşvikiyye” yazısı caminin Teşvikiye’nin gelişmesiyle eşzamanlı olduğuna işaret eder. Teşvikiye Cami, son olarak1891 yenilenmiştir.

Bu yenilemenin Yuvan Efendi tarafından yapıldığı biliniyor. Teşvikiye Camii, diğer birçok 19.yy camii gibi yalnızca bir dış avlusu ve eğimli bir arazide inşa edildiği için güney kesiminde bir alt katı olan fevkani bir camidir. Plan şeması ve üslup açısından III. Selim döneminden çok, bir 19.yy yapısı olarak yorumlanabilecek özelliklere sahiptir. Teşvikiye Camii, Dolmabahçe Camii ve Ortaköy Cami’si ile aynı yıllarda yenilenmiştir. Bu camilerde daire-i hümayunların kuzey cephelerinde giriş akslarının içeri, geriye çekilmesi gibi benzer düzenlemeler vardır.