ÜSKÜDAR BÜYÜK SELIMIYE CAMII

Büyük Selimiye Camii; İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında Üsküdar Selimiye Kışlası karşısında 1801 – 1805 tarihlerinde Sultan III. Selim tarafından inşa ettirilmiştir. Üsküdar, Selimiye kışlası yanında bulunan camii Sultan 3.Selim tarafından yaptırılmıştır.  Kadıköy-Beşiktaş vapurundan Haydarpaşa Limanı önünden geçerken Selimiye kışlasının yanında muhteşem bir görünüşü vardır. Caminin inşaatına 1801 de başlanarak 1805 de bitirilmiştir. Sultan Selim kısa bir müddet sonra kazan kaldıran yeniçerilerin kurbanı oldu. Cami ana binasına ilave olarak tüm büyük camilerde olduğu üzere ek yapılar bulunur. Bunlar, Mektep, muvakkithane çeşme ve sebilden teşekkül eder. Caminin Deniz tarafında da Selimiye Kışlası yaptırılmıştır. Ayrıca Selimiye adı ile anılan kadife ve kumaş imalathaneleri ile bir hamam da inşa ettirilmiştir.  Hatta bu son tesisler için Galatasaray’ın fazla arazisi zirai 50 kuruşa satılarak camiye tahsis edilmiştir.

CAMİNİN BANİSİ:

Sultan III. Selim 1761 doğumludur.28. Osmanlı padişahı ve 107. İslam halifesidir. Sultan III. Selim, 24 Aralık 1761 tarihinde babası Sultan III. Mustafa'nın saltanatı döneminde dünyaya geldi. Babası 1774 yılında öldüğünde sadece 13 yaşında olduğu için amcası Sultan I. Abdülhamit tahta çıktı. Sultan I. Abdülhamit şehzade Selim'e kendisinden önceki padişahların tersine, oldukça iyi davrandı. Kafes hayatı yaşamasına rağmen Selim'in iyi bir eğitim almasına izin verdi. Şehzade Selim müzik ve edebiyat ilgilendi. Fransa'nın Fransız Devrimi öncesindeki son kralı olan XVI. Louis'le mektuplaştı. Tahta çıkmadan Osmanlı Devleti'nde köklü bir yapısal değişikliğe gerek olduğu inancına vardı. Sultan I. Abdülhamit 7 Nisan 1789 yılında ölünce, Sultan III. Selim Avrupa'yı temelinden sarsacak olan Fransız Devriminin eşiğinde tahta çıktı.

1807 yılında Nizam-ı Cedit ordusunun kaldırılmasını isteyen yeniçeriler Kabakçı Mustafa'nın önderliği altında ayaklandılar. Sultan III. Selim Nizam-ı Cedit ordusunu dağıtmak ve 29 Mayıs 1807 tarihinde de tahttan çekilmek zorunda kaldı. Sultan III. Selim'in yerine geçen amcaoğlu Sultan IV. Mustafa Sultan III. Selim'i tekrar kafese geri gönderdi. 28 Temmuz 1808 tarihinde III. Selim'i tekrar tahta çıkarmak amacıyla Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa saraya yaklaşırken III. Selim padişah IV. Mustafa'nın emriyle boğduruldu. Sultan III. Selim'le onu idam etmeye gelen yeniçeriler arasında büyük bir boğuşma geçtiği bilinmektedir. Sultan III. Selim'in cenazesi Laleli Camii'nin avlusunda babası Sultan III. Mustafa Türbesine defnedildi.

Osmanlıların Fransızlarla Kanuni Sultan Süleyman zamanına kadar uzanan bir dostluk ilişkileri vardı. Fransızlar ilk defa kendilerine tanınan kapitülasyonlardan büyük yarar görmüşler, ilişkiler kesintisiz olarak bir dostluk temelinde süregelmişti. III. Selim daha tahta geçmeden Fransa kralı XVI. Louis'yle mektuplaşmaktaydı ve Ruslarla yapılmakta olan savaşta Fransızlar Osmanlı Devletinin tarafını tutuyorlardı. Ancak Fransa hükümetinin Büyük Britanya'nın Mısır ve Uzakdoğu ticaret yolları üzerindeki etkisini kırma amacını gütmesi nedeniyle bu ilişkilerde ilk olarak bir kırışma meydana geldi.

O yüzden Napolyon Osmanlıların Mısır'ı ele geçirmesine karşı çıkmayacaklarını düşünmüştü. Kahire'nin de 22 Temmuz 1798 tarihinde Napolyon Bonapart'ın eline geçmesi üzerine Osmanlı'lar bu durumu kabul edemeyerek Mısır'ı savunmaya karar verdiler. 2 Eylül 1798 tarihinde Osmanlı Devleti Fransa'ya savaş ilan etti. Osmanlı ve Mısır orduları Fransa karşısında önce bazı yenilgiler aldılar ama Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki ordu 18 Mart 1799 tarihinde Akka önlerinde karşılaştığı Fransız ordusunu başarıyla geriye püskürttü. Bonapart komutasındaki Fransız ordusu 1 Ağustos 1799'da Osmanlı kuvvetleri karşısında bir muharebe kazandı, ancak Fransa ordusunun yetersiz olduğu ortaya çıkmaktaydı. Bu durumu göz önünde bulunduran ve Fransa'daki siyasi bunalıma müdahale etmek isteyen Napolyon Bonapart Fransa'ya geri döndü. Mısır'da gücünü pekiştiremeyen Fransa sonunda 27 Haziran 1801 tarihinde imzalanan sözleşmenin hükümleri uyarınca Mısır'dan geri çekildi. 9 Ekim 1801'de imzalanan Paris Antlaşması Fransa'nın Mısır seferini sona erdirdi; bu şekilde Mısır yeniden Osmanlı yönetimine geçti.

Sultan III. Selim babası ve amcasının eğitimine verdiği önemden dolayı bilgili ve kültürlü bir şehzade olarak yetişti. Bir yandan doğu kültürüne ilgisini devam ettirirken batı kültürüne de ilgi duyuyordu. İlk defa 1797 yılında III. Selim zamanında İstanbul'a Avrupa'dan gelen bir grup opera gösterisi sergiledi. III. Selim'in kızkardeşi Hatice Sultan'ın Melling tarafından Ortaköy semtinde inşa edilen sarayı İstanbul halkı ve Avrupalılar arasında çok ün kazandı. Bir yandan da eleştirilere neden oldu. Sultan III. Selim sık sık kız kardeşinin sarayına uğramaktan büyük zevk alırdı. Sultan III. Selim şiir ve müziğe çok meraklıydı. İlhami mahlasıyla birçok şiirler yazdı ve çok sayıda şarkı besteledi. Klasik Türk Müziğindeki suzidilara, şevkefza, şevk-u tarab, Arazbarbuselik ve nevakürdi makamları Sultan III. Selim'in buluşlarıdır. Dini müzik olarak ayin, durak, nat, ilahi formunda, din dışı müzik olarak Kâr, beste, semai, şarkı, köçekçe, peşrev, saz semaisi formunda 64 civarında eser bestelemiştir. Sultan III. Selim'in yazdığı saltanatın gelip geçici olduğunu anlatan bir manzume şöyledir.

MİMARİ YAPI:

Cami mimari planı kare formda olup barok stilindedir. Kare harim merkezi tek kubbe ile örtülmüştür. Üç ulu çınarın gölgesinde güzel bir bahçe içinde yer alan Camii bol pencereli, büyük açık kemerler üzerinde yükselen kubbeye ve köşelerde zarif ağırlık kulelerine sahiptir. İçerisi, dışarısı kadar göz alıcı değilse bile çok sayıda pencereleri ile bol ışıklı ve ferahtır. Kubbeyi tutan kemerler aynı stilde konsollarla kuvvetlendirilmişlerdir. Caminin yanında sıbyan mektebi, hayrat hademesi odaları ile Hünkar Dairesi yer almaktadır. Zamanında minaresi kalın görüldüğünden inceltilmiş ve bir fırtınada 1822 tarihinde harap olduğundan tamir edilmiştir. Sonradan 1954-1959 yıllarında esaslı tamirler yapılmıştır.