Saraçhane Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Külliyesi
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Külliyesi; İstanbul Suriçi Saraçhane Dede Efendi Caddesi’yle Şehzadebaşı Caddesi’nin kesiştiği yapı adasında, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından 1720 yılında, kütüphane ve darülhadis medresesi olarak inşa ettirilmiştir. Külliye’nin avlusunun güney tarafında, Damat İbrahim Paşa ve oğullarının mezarları yer alır. Bu mezarlıklarla aynı yöndeki eyvanlı odalar medrese öğrencileri için bina ettirilmiştir. Külliyenin cadde yönündeki çeşmesi ve sebili yol çalışmaları esnasında zarar görmüş, külliye dershanesi camiye çevrildiği yıllarda yapıya günümüzdeki mevcut tek şerefeli minaresi eklenmiştir. Cami şadırvanıysa avlunun ortasında ve ağaçların arasında bulunur. Bu küçük külliyenin medrese olarak faaliyet gösterdiği dönemlerde, kalabalık bir kadroyla hizmet ettiği bilinmektedir. Mekanın bezemelerinde kullanılan çiçek motifleri, Lale Devri’nin mimari anlayışıyla paralellik göstermiş ve yapının sanatsal değerini artırmıştır.
KÜLLİYENİN BANİSİ

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa 1660 tarihinde doğmuştur. Sultan III. Ahmet saltanatında, 1718-1730 tarihleri arasında sadrazamlık yapmıştır. İsmi Lale Devri ve Nevşehir ile özdeşleşmiştir. Enderun'dan yetişen sadrazamların on üçüncüsü ve Osmanlı sadrazamlarının yüz otuzuncusudur. İş bulmak için İstanbul'a gelmiş ve Eski Saray masraf katibi Mustafa Efendinin tavsiyesiyle 1689'da sarayın helvacı ocağına, daha sonra eski saray baltacıları ocağına kaydolmuştur. İbrahim Efendi hizmetleri ile zamanla yükselip Darüssaade ağasının yazıcı halifesi olarak Padişahın bulunduğu Edirne'ye gitti. Şehzade Ahmet'in padişah olmasından sonra 1703'te Darüssaade ağası yazıcılığına tayin edildi. Bu vazifedeyken padişahın itimat ve teveccühünü kazandı. Ancak Sadrazam olan Çorlulu Ali Paşa onu Edirne'ye gönderdi. 1715'te Mora Seferine çıkan Veziriazam Silahtar Damat Ali Paşa, İbrahim Efendi'yi beraberinde götürdü. Buranın alınmasından sonra da katiplik işi ile vazifelendirildi. İbrahim Efendi, 1716 yılında Avusturyalılarla yapılan Petrovaradin Muharebesi'nde bulundu. Mağlubiyetten ve sadrazam ve Serdari Ekrem olan Silahtar Damat Ali Paşa şehit olduktan sonra vaziyeti Padişaha arz etmek üzere bir arıza ile ordu tarafından Edirne'ye gönderildi. Sultan III. Ahmet çok güvendiği İbrahim Efendi'yi geri göndermeyerek birinci ruznameci yaptı. Birkaç gün sonra da 3 Ekim 1716'da sadaret kaymakamlığına tayin etti. İbrahim Paşa, şehit Silahtar Damat Ali Paşa'nin dul kalmış bulunan III. Ahmet'in kızı Fatma Sultan'la 1717'de nikahlanarak Damat oldu. İbrahim Paşa'nın teşebbüsleri sayesinde Avusturyalılarla barış yapılmasının kararlaştırılmasından sonra, 1718'de sadrazamlığa getirilerek Avusturya ile Pasarofça Antlaşması'nı imzaladı. Aynı yıl Venediklilerle de barış yapıldı. İbrahim Paşanın on üç yıl süren sadrazamlığı zamanında İran ile bir kez savaş yapıldı. Ancak oluşturulan genel barış ortamında devlet bir huzur dönemine girmiştir. Lale, Çırağan, Sadabat ve diğer mesirelerde, helva sohbetleri düzenlenmesi de bu dönemde oldu. Bunun yanı sıra ilk matbaanın tesisi ve sanayi müesseselerinin kurulması onun gayretleri ile gerçekleşti. İbrahim Paşa, Eylül 1730'da meydana gelen Patrona Halil İsyanı sırasında Sultan III. Ahmet'in heyetiyle birlikte vardığı karar uyarınca öldürülerek cesedi isyancılara teslim edildi. Cesedi paramparça edildi. Devlet işlerine vakıf, düşünceli, mutedil, kadirşinas, kabiliyetli insanların kadrini bilen bir devlet adamıydı. Damat İbrahim Paşa'nın hayır eserleri oldukça fazladır. Bunların başında, zevcesi Fatıma Sultanla beraber İstanbul'da Şehzade Camii yakınında yaptırdıkları Darülhadis, talebeye mahsus odalar, sebil, kütüphane gelir. İstanbul'un muhtelif yerlerinde çeşme, sebil ve mesire yerleri yaptırmıştır.  Ayrıca İstanbul'da bir çini fabrikası ve çuha fabrikasının yanında Hatayi ismi verilen kumaş fabrikasının tesisi, İbrahim Paşa'nın gayret ve çalışmalarıyla olmuştur. Lale Devri ile başlayan park ve bahçelik de bu gayretli sadrazam sayesinde gerçekleşti. Ancak 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı'ndan sonra bu bahçeler yakılıp yıkıldı.

KÜLLİYE MEDRESESİ

Damat İbrahim Paşa Külliyesi Medresesi; İstanbul Suriçi Saraçhane Şehzadebaşı Caddesi ile Dede Efendi sokağı ve Darül Elhan sokakları arasında kalan yapı adasında 1720 tarihinde Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa 12 yıl boyunca ülkeyi hiç savaşa sokmadan yönetmiş bir devlet adamıdır. Bu külliye kendisi ve eşi olan Fatma Sultan tarafından yapılmıştır. Damat İbrahim Paşa’nın kabri külliyenin haziresindedir. İhata duvarı tuğla ve taştan meydana gelen almaşık malzeme ile inşa edilmiş olan Medrese yapısı, darülhadis olarak inşa edilmiştir. Medreseye Dede Efendi caddesinden girilmektedir. Girişin sağında ve solunda simetrik iki adet kubbeli ve kare planlı yapı bulunur.  Bu yapılardan sağdaki yani güneyde olan Dershane ve Mescit, diğeri ise Kütüphanedir. Bilhassa dershane mescidin giriş revak kubbelerinin süslemeleri özgün olup son derece etkileyicidir. Avlunun ortasında sekizgen planlı bir şadırvan bulunmaktadır. Külliye girişinin karşısındaki hücreler, tabanı geniş ve iki ucu kısa bir u çizmektedir. Daha sonra medreseye bazı ilaveler yapılmıştır.  Başlangıçta medresede 13 oda bulunmakta idi. Medrese hücreleri kubbeli olup, avluyu çeviren revakların arkasında yer almaktadır. Dershane Mescit olarak inşa edilmiş yapıya sonradan bir minare eklenmiştir. Medresede 1793 tarihinde biri türbedar olarak 18 kişi eğitim görmekte idi. 1869 tarihinde ise 4 müderris 24 talebe bulunmakta idi. 1914 raporunda ise 42 öğrenci ile ilgili bir kayıt vardır. Medrese günümüzde Doğu Türkistan Vakfı Kültür Merkezi tarafından kullanılmaktadır.

Külliyeler

Turan Aknc Kitaplar