Üsküdar Kuzguncuk Üryanizade Esat Efendi Camii
Üryanizade Ahmet Esat Efendi Camii; İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında Üsküdar Kuzguncuk sahilinde 1850 tarihinde Üryanizade Mehmet Esat Efendi tarafından inşa ettirilmiştir. Adını banisi Üryanizade Ahmet Esat Efendi’den alır bu ahşap köşk cami.
CAMİNİN BANİSİ

Üryanizade Ahmet Esat Efendi, 1813 yılında doğmuştur. Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamit döneminde 1878-1889 yılları arasında 11 yıllık bir süreyle Osmanlı Devleti'nin şeyhülislamlığı görevini yapmıştır. Üryanizade Ahmet Esat Efendi 1813 yılında İstanbul'un Eyüp semtinde kendi adıyla anılan Üryanizade Yalısı'nda dünyaya geldi. Babası II. Mahmut döneminde kadılık yapmış olan Mehmet Sait Efendi'ydi. Ahmet Esat Efendi Hoca Abdullah Efendi ve Ahıskalı Hoca İsmail Efendiden ders aldı. Fetvahanede yazıcı oldu. Eyüp, Üsküdar, Edirne ve Medine kadılığı görevlerini yaptı. 1866-1867 yılları arasında İstanbul Kadısı, 1870-1871 yılları arasında Anadolu Kazaskeri oldu. Daha sonra Rumeli Kazaskerliği görevine atanan Ahmet Esat Efendi I. Meşrutiyet'in ilanı üzerine Ayan Meclisi üyesi oldu. Daha sonra 1878 yılında Sultan II. Abdülhamit tarafından şeyhülislamlığa getirildi. Şeyhülislamlığı sırasında padişah otoritesinin gücüne ve padişahın din işlerine karışmamasına dayalı bir siyaset gütmüştür. 1860 yılında İstanbul'un Kuzguncuk semtinde kendi adıyla anılan ahşap bir camii yaptırmıştır. Ahmet Esat Efendi 11 yıl şeyhülislamlık görevinde kaldıktan sonra 1889 yılında görev başında vefat etti. Eyüp Camii'nin güneyinde Camii Kebir Caddesinde bulunan türbesine defnedildi. 1813’de İstanbul Eyüp’te doğmuştur. Babası Mehmet Sait Efendi, Sultan II. Mahmut Dönemi’nde Kadılarındandır.

MİMARİ YAPI

Caminin mimari planı dikdörtgendir. Cami etrafını çevreleyen avlunun kuzeydoğusunda yer alır. Avluya güneydoğuda cadde üzerinden giriş düzenlenmiştir. İki yanı tuğla örgülü üstte kırma çatılı bu giriş kapısı üzerinde Latin harfli bir kitabe yer alır ki burada caminin yapım yılı için yazan1860 yılı dikkati çeker. Ancak bazı kaynaklar da caminin yapım yılı olarak 1889 yılı gösterilir. Girilen avludan camiye yöneldiğimizde cami girişinin önünde bulunan dikdörtgen sundurmaya merdivenle çıkarak ulaşırız. Avludan beş basamak kadar yükseltilmiş olan bu sundurmanın üzeri tek yöne eğimli ahşap bir çatı bulunur. Üzeri sıvalı ve beyaz badanalı olan bu bölüm, düz bir silme ile bitirilmiş. Hemen üzerinde yükselen mescit bölümü ise açık sarı boyalıdır. Cami, giriş cephesi ve denize bakan cephede yer alan pencereler vasıtasıyla aydınlatılmış. Giriş cephesinde düz atkılı yüksek üç pencereye karşılık denize bakan cephesinde iki kat şeklinde üçer pencere mevcut. Gerek mihrabın yer aldığı güneydoğu ve gerekse kuzeydoğu cephesinde ise pencere bulunmaz.

Köşkvari bu ahşap caminin en ilginç özelliği hiç kuşku yok ki caminin kuzeybatı köşesinde gördüğümüz minaresidir. Böylesi şirin bir camiye de böylesi şirin bir minare yakışırdı ancak Bodur gövdeli olan minarenin minicik bir köşk biçimindeki şerefesi baklava motifleriyle süslü. Şerefenin üst kısmında kademeli kaş kemerler, ara dolgularda ise beş kollu yıldızlar bulunurken daha üst tarafında mukarnaslar ve köşelerde yapraklar bulunur. Şerefeyi sekiz kenarlı kurşun bir külah örtü tamamlar.

Camiden içeri girdiğimizde önce girişin hemen karşısında bulunan ahşap korkuluklarla çevrili zemin kat mahfili karşılar bizi. Deniz cephesine bakan kuzeybatı bölümünde düz atkılı bir açıklıkla geçilen bölüm son cemaat yeri niteliğinde düzenlenmiş bu bölümün hemen üzerinde kadınlar mahfili yer alır. İbadet mekanı son derece sadedir. Öyle ki duvarlarda yer alan kalem işi süslemeler dahi bu sadeliği bozamaz. Mihrabı basit bir niş şeklinde mermerden yapılmış. Minberde de aynı sadelik devam eder. Dışarıdan kırma bir çatı ile örtülü olan ibadet mekanı, içeriden düz ahşap bir tavanla nihayetlenir.

Camiler

Turan Aknc Kitaplar