Üsküdar Yeni Valide Külliyesi
Emetullan Gülnüş Valide Sultan Külliyesi; İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında Üsküdar meydanındaki Hakimiyeti Milliye Caddesi ile Balaban caddesi arasındaki yapı adasında 1708-1710 yıllarında Emetullah Rabia Gülnüş Valide Sultan tarafından inşa ettirilmiştir.
KÜLLİYENİN BANİSİ

Haseki Emetullah Rabia Gülnuş Valide Sultan, 1647 yılında doğmuştur. Osmanlı döneminde Valide Sultan olup 2 ayrı padişahın annesidir. Sultan II. Mustafa ve Sultan III. Ahmet ve Sultan IV. Mehmet'ın eşiydi. Emetullah Rabia Gülnuş, 1647 yılında Girit'te doğdu. Babasının adı Retimo Verzizzi ve doğduğu zamanki ismi Eugenia Voria idi. 1695 yılında oğlu II. Mustafa'nın tahta çıkması üzerine Valide Sultan oldu. Devlet işlerine karışmadı ama Sultan II. Mustafa'nın tahtan indirilip yerine diğer oğlu Sultan III. Ahmet'in geçirilmesinde onayı alındı. Toplam 20 yıl Valide Sultan kaldıktan sonra 1715 yılında oğlu Sultan III. Ahmet'in saltanatı sırasında Edirne'de öldü. Ölümünden sonra Lale Devri başlamıştır. Vefatından önce, 1708'de yaptırdığı Üsküdar'daki Yeni Valide Camii'nin yanındaki üstü açık türbesine gömüldü.

KÜLLİYENİN CAMİSİ

Dört caddenin çevrelediği yapı adasında yüksek bir çevre duvarı ile caddelerden ayrılmıştır. Çevre duvarında yer yer boşluklar olup bu alanlar şebekelerle ayrılmıştır. Bu dış avludan merdivenler ile yüksek bir platforma çıkılır. Camiyi inşa eden mimar yapının sahilde olması ve su basmasından etkilenmemesi için caminin ve harem avlusunu cadde kotundan daha yüksekte inşa etmiştir. Caminin iç avlusunun ortasında kompakt bir şadırvan bulunur. Cami harimi kare bir formdadır. Kare plan üzerinde merkezi bir kubbe bulunur. Kubbe kasnağı yüksek tutulduğu için kubbe kasnağına pencereler konmuştur. Basık şekilli kubbe sekiz kemerle taşınır. Bu kemerlerin dört tanesi düz kemer diğeri ise dört yarım kubbedir. Ana mekanda yaratılmış sekiz paye üzerine bu kemerler oturur. İkişer şerefeli iki minaresi vardır. Cani içindeki hat yazıları Hezarfen Mehmet Efendi'nin eseridir.

Cami avlusuna bu yollara açılan beş kapıdan girilir. Hakimiyet-i Milliye Caddesi'ne açılan kapı, çarşı tarafında bulunduğundan 'Çarşı Kapısı', eski Bit Pazarı kapısının karşısında bulunan ikinci kapı, 'Bat Pazarı Kapısı' veya 'Sebil yahut Hünkâr Kapısı' isimleriyle anılırdı. Üçüncü kapı, Arasta Çarşısı'na açıldığından 'Arasta veya Bedesten Kapısı', Balaban Caddesi tarafındaki dördüncü kapı, 'Balaban Kapısı, Cümle Kapısı, İmaret Kapısı veya Mektep Kapısı' adlarıyla bilinirdi. Beşinci kapı ise, 'Uncular Kapısı, Değirmen Kapısı, Mescit Kapısı, İmam Kapısı' isimleriyle meşhurdu. Bu yöndeki kapılar isimlerini, burada bulunan ve yakın zamana kadar duran bir değirmenin taşlarından, Geredeli Mescidi'nden ve İmam Nasır'ın yaptırmış olduğu bir çeşmeden almıştı. Külliye, cami, hünkâr mahfili, çeşme, sebil, türbe, muvakkithane, mektep, imaret, şadırvan, havuz, su deposu, çarşı, bedesten ve meşruta evlerinden oluşuyordu. Mabet oldukça büyük bir avlunun ortasındadır. Düz bir sahada ve sel yataklarının ortasında yaptırıldığı için su basmaz merdivenlerle çıkılmaktadır. İç avlu veya şadırvan avlusunun iki yanlarında ve bir de cümle kapısı tarafında olmak üzere üç kapısı vardır.

Şadırvan avlusunun her cephesinde alt üst altışar pencere olmak üzere 36 penceresi vardır. Bunlar klasik demir parmaklıklı ve içten tahta kapaklıdır. Avlunun zemini mermer kaplıdır. Üç tarafı, 14 mermer sütunun taşıdığı 17 kubbeli bir revak ile çevrilmiştir. Orta yerde zarif bir şadırvan yer almıştır. Devrinin en güzel eserlerinden biri olan bu şadırvan tamamen mermerden sekiz yüzlü olarak yapılmıştır. Her yüzün köşelerinde mermer sütunlar vardır. Bu sütunların arasında pirinç şebekeler yerleştirilmiştir.

KÜLLİYENİN SIBYAN MEKTEBİ

Cedit Valide Sıbyan Mektebi; İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında Üsküdar meydanında bulunan Yeni Valide külliyesinin bir parçası olup,1710 tarihinde Sultan III.Ahmet’in annesi Emetullah Gülnuş Sultan tarafından inşa ettirilmiştir. Sıbyan mektebi camiinin kuzeyinde, Balaban Ağa caddesine açılan kemerli kapının üstünde olup girişi avludandır. Kurşun kaplı ve biri daha basık olan iki tonozla örtülü olan mektebin alt katında 1990’lar da mahya odası bulunmaktaydı. Yine o dönemlerde mektep müezzin lojmanı olarak kullanılmaktaydı. Mektepe dik bir taş merdivenle çıkılır. Cephelerde 5 adet pencere bulunur. Yan cephelerde de iki adet pencere bulunur. Bu pencereler Osmanlı mimarisinin tipik mermer söveli demir parmaklıklı pencereleridir. Binanın alt katı kesme taş olarak yapılmıştır. Sıbyan mektebi olan ikinci kat ise tuğla ve kesme taş karışımıdır. Çatı saçaklarında kirpi saçak modeli uygulanmıştır. Tonoz çatılıdır. Hiçbir yerde kitabe yoktur. Zemin katında giriş kemerinin yanlarında birer oda bulunur. Sıbyan mektepleri arasında bu kadar güzel manzaralı başka bir mektep daha yoktur.

KÜLLİYENİN TÜRBESİ

Gülnuş Valide Sultan Türbesi, İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında Üsküdar meydanındaki Yeni Valide külliyesinin haziresinde 1713 yılında inşa edilmiştir. Emetullah Gülnuş Sultan, Sultan IV. Mehmet’in baş kadını, Sultan II. Mustafa ve Sultan III. Ahmet’in annesidir. Rabia Gülnuş ve Emetullah Gülnuş isimleri ile de tanınan bu sultan 1642 yılında Girit’te doğmuş, Deli Hüseyin Paşa Resmo’yu fethedince bu kızı da esir alarak Osmanlı sarayına hediye etmiştir. Saray geleneğine göre kendisine Gülnuş adı verilmiş ve Sultan IV. Mehmet tarafından beğenilerek Onun baş kadını olmuştur. Sultan IV. Mehmet’in tahttan indirilmesi üzerine eski saraya gönderilmiş, oğlu II. Mustafa’nın 1695’te padişah olması ile de Valide Sultan olarak yeniden Harem’e dönmüştür. Sultan II. Mustafa’dan sonra yerine geçen diğer oğlu Sultan III. Ahmet döneminde de Harem’in nüfuslu kadınları arasında olmuştur. Sultan III. Ahmet ile Edirne’ye gitmiş, orada hastalanarak 1715 yılında ölmüştür. Bunun üzerine İstanbul’a getirilmiş ve Üsküdar’daki türbesine gömülmüştür

Gülnuş Sultan’ın Beyazıt civarında sıbyan mektebi ile sebili, Galata’da cami ile çeşmesi, Üsküdar’da da cami, sebil, sıbyan mektebi, arasta ve türbeden oluşan bir külliyesi bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Üsküdar’da Gülfem Hatun Mahallesi’nde de sebili vardır. Türbe Gülnuş Sultan’ın sağlığı sırasında 1713 yılında yapılmıştır. Sekizgen planlı türbenin üzeri madeni çemberler içerisine alınmış, kubbe ile örtülüdür. Kubbeyi birbirlerine sivri kemerlerle bağlı sekiz yuvarlak sütun taşımaktadır. Sütunların arası madeni şebekelerle çevrilmiştir. Türbenin üzerini örten kubbenin eteğinde sülüs yazı ile “İnnehu min Süleymane ve İnnehu Bismillahirrahmanirrahim ile Ayet’el Kürsi yazılmıştır.

Türbenin kuzey tarafında bronz şebekeli kapısı bulunmaktadır. Türbenin ortasında Gülnuş Sultan’a ait mezar vardır. Mezarın baş ve ayak taşları oldukça büyük ölçüde olup, üzeri istiridye kabuğu şeklinde mihrapçıklar, stalaktitler ve kabartmalarla bezenmiştir. Osmanlı mezar taşlarının en güzel örneklerinden biri olup, ayak taşında vazo içerisinden çıkan bahar gülleri, zerrinler, karanfiller, laleler kabartma olarak işlenmiştir. Baş taşında ise talik yazı ile Arapça bir kitabeye yer verilmiştir.

KÜLLİYENİN SEBİLİ

Külliyenin bir unsuru olan Sebil, tamamen mermerden yapılmış, beş yüzlü ve altı sütunludur. Sütun başlıkları stalaktikli olup kaş kemerle bağlanmaktadır. Her yüzünde pirinç şebekeli beş penceresi vardır. Saçak altında sebili turlayan ve her yüzde ikişer mısradan oluşan on mısralı, şair ve tarihçi Naimanın talik ile yazılmış kitabesi bulunmaktadır. Stalaktitli silmesinin üzerinde dar bir saçak yer almakta olup kurşun kaplı kubbesinin üzerine alem bulunmaktadır.

Külliyeler

Turan Aknc Kitaplar