Ortaköy Küçük Mecidiye Camii
Küçük Mecidiye Camii ya da Ortaköy Teşrifiye Camii; İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında Beşiktaş Çırağan caddesi ile Yıldız Sarayının Park girişinin köşesinde Çırağan Sarayı karşısında 1848 yılında Sultan I.Abdülmecit tarafından inşa edilmiştir. Caminin mimarları saray Başmimarı Garabet Amira Balyan ve Nigoğos Balyan’dır.
CAMİNİN BANİSİ

Sultan I.Abdülmecit, 31. Osmanlı padişahı ve 110. İslam halifesidir. Sultan II. Mahmut'un Bezmialem Sultan'dan olan oğludur. Döneminde Tanzimat Fermanı'nı ilan ettirmesiyle meşhurdur. Osmanlı Devleti'nin son dört padişahının babasıdır ve en çok sayıda oğlu padişahlık yapmış olan padişahtır. Abdülmecit, babası gibi tüberküloza yakalanmıştı. Ihlamur Köşkü'nde öldüğünde 38 yaşındaydı. Fatih'te, Sultan Selim semtinde, Yavuz Selim Camii Haziresi'nde, Sultan Abdülmecit Türbesi'ne defnedildi. Batı kültürüyle yetiştirilmiştir. İyi Fransızca konuşur ve batı müziğinden hoşlanırdı. Babası II. Mahmut gibi yenilik yanlısıydı. Babasının vefatı üzerine tahta çıktı. Talihi, Mustafa Reşit, Mehmet Emin Ali Paşa, Fuat Paşa gibi devlet adamlarına rastlamasıydı. Aracısız halkın dertlerini halkın kendi ağzından dinleyen ilk padişahtır. 1 Temmuz'da 1839 tahta çıktı.

Londra ve Paris'te, Osmanlı devletindeki ıslahat hazırlıkları konusunda görüşmelerde bulunan hariciye nazırı Mustafa Reşit Paşa, bir ıslahat programının gerekliliğine padişahı inandırdı. Hazırlanan Gülhane Hatt-ı Hümayunu Mustafa Reşit Paşa tarafından 3 Kasım'da Gülhane'de okundu. Tanzimat dönemini açan bu belgeyle, yargılamasız kimsenin cezalandırılamayacağı, mal ve mülkünün zorla alımına gidilemeyeceği ilkesi getiriliyor, devletle birey arasındaki ilişkileri düzenleyecek yasaların çıkarılacağı açıklanıyordu. Fransız ceza kanunu çevrilerek uygulamaya konuldu. İlk idadiler açıldı. 1847'de Mekatibi Umumiye nezareti kuruldu. 1848'de ilk muallim mektebi, aynı yıl Harbiye'de kurmay sınıfı, 1850'de Darülmaarif adı verilen lise, 1851'de ilk bilim akademisi sayılan Encümen-i Daniş açıldı. 1846'da Darülfünun binasının temeli atıldı. Askerlik yasası çıkarılarak kura yöntemi benimsendi, askerlik süresi 4-5 yıl olarak sınırlandı.

1840'ta kaime-i mutebere adıyla ilk kağıt para çıkarıldı. 1853 yılında Abdülmecit, Rusya'ya savaş açtı. Osmanlı Devleti, müttefikleri İngiltere, Fransa, Piyemonte ile birlikte Kırım Savaşı'nı kazandı. 1856 yılında Paris'te imzalanacak barış antlaşmasından önce padişah, Tanzimat Fermanı'nı tamamlayan Islahat Fermanı'nı ilan etmek zorunda bırakıldı. Azınlıklara, savaştan önce Rusların istediğinden daha fazla haklar veren bu belge, 1856 tarihinde Paris Antlaşması'nı imzalayan İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya ve Piyemonte tarafından senet kabul edildi.  Siyasi buhranları bu şekilde atlatan Abdülmecit, yeniden ıslahat işlerine döndü. 1856'da askerlik teşkilâtı yedi ordu esası üzerine kuruldu ve Hıristiyanlar da askere alınmaya başlandı. Maarif-i Umumiye nezareti kuruldu (28 Nisan 1857). Avrupa'ya öğrenci gönderildi (1857). Mülkiye Mahreç Mektebi (1859), Telgraf Mektebi (1860) gibi bazı meslek okulları açıldı. Yeni toprak kanunu (Arazi kanunnamesi) yayınlandı (1857). Devletin gelir ve giderleri bir bütçeye bağlandı. Tersane yeniden düzenlendi.

Bu sırada mâli durum da çıkmaza girmişti. Savaş giderlerini karşılamak üzere ağır koşullarla alınan dış borçların hazineye büyük yükü yanında padişahın ve sarayın sorumsuz harcamaları da durumu gittikçe ağırlaştırıyordu. Devlet, 1854 yılında Kırım Savaşı sırasında ilk kez dışarıdan borç almak zorunda kalmıştı. Bunu ikinci (1855), üçüncü (1858), dördüncü (1860), borçlanmaları izledi. Beyoğlu sarraflarından alınan borçlar da 80 milyon altın lirayı aştı. Bunlar için rehin verilen mücevherlerle borç senetlerinin bir bölümü yabancı tüccar ve bankerlerin eline geçti. 1859 yılında sadrazam Mehmet Emin Ali Paşa azledildi. İngiltere, Fransa, Avusturya, Prusya ve Rusya Bab-ı ali'ye bir nota vererek, Islahat Fermanı'nda sözkonusu edilen ıslahatların gerçekleştirilmesini istediler. Sultan Abdülmecit, dışarıdan aldığı borçların bir kısmıyla saray ve köşkler yaptırdı. Dolmabahçe Sarayı (1853), Beykoz Kasrı (1855), Küçüksu Kasrı (1857), Mecidiye Camii (1849), Teşvikiye Camii (1854) Hırka-i Şerif Camii (1851), döneminin başlıca yapıtlarıdır. Bezmiâlem Valide Sultan Gureba Hastanesi'ni yaptırdı (1845-1846). Yeni Galata Köprüsü de aynı tarihte hizmete girdi.

MİMARİ YAPI

Çırağan Sarayı'nın arkasında, Çırağan Caddesi ile Yıldız Parkı'nı bağlayan kısa yol üzerinde bulunan cami, mimari olarak barok üslubunda yapılmış olup, tek minarelidir. Caminin genel mimarisi gibi, minaresi de geleneksel Osmanlı mimarisinden farklılıklar göstermektedir.

Cami 400 metrekarelik bir alanda yapılmıştır. Avlusu ile birlikte toplamda 1600 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Kayıtlarda, temeline Müslümanlarca kutsal sayılan Kabe'den toprak getirilip karıştırdığı geçmektedir. Çırağan semtinde yerleşim yeri bulunmadığı için yerleşik cemaati bulunmayan cami, halk arasında Misafir Camii olarak anılmaktadır. Cami bir merkezi kubbe ile örtülmüştür. Kubbe direk payelere oturan kemerlerle taşınmaktadır. Yan duvarların taşıyıcı fonksiyonu olmadığı için bol miktarda pencere inşa edilmiştir. Yapının cephelerinden iki sıra pencere yapılmıştır. Üst sıradakilerin ortasında yüksek bir yuvarlak kemer ve yanlarda iki adet daha basık yuvarlak kemer bulunmaktadır. Alt sıradaki pencerelerin tamamı yuvarlak kemerlidir. Orta sıradaki pencerede ise niş kullanılmıştır. Caminin kubbesinin dışa karşı deformasyonunu sağlayan dört ağırlık kuleleri form olarak eklektik bir görünüm sunar. Caminin minaresi soldadır. Minarenin şerefesi üstü kapalıdır. Bu tür bir minare pek Osmanlı yapılarında görülmez. Camiye yandaki caddeden ve batıdaki avludan girilmektedir. 19. Yüzyılda inşa edilen camilerde görülen giriş cephesinde ilave yapılar bulunmaktadır.

Rumeli Yakası Mescitleri

Turan Aknc Kitaplar