Beşiktaş Sinan Paşa Külliyesi
Ayasofya Külliyesi; İstanbul Suriçi Sultanahmet ve Gülhane semtleri arasında Yerebatan Caddesi, Caferiye Sokak, Soğuk Çeşme Sokak ve Kabasakal Caddeleri tarafından sınırlanan yapı adasında  537 yılında mimar İsidoros ve Artemios tarafından inşa edilmiştir.
Sinan Paşa Külliyesi; İstanbul Boğazı'nın Avrupa yakasında Beşiktaş Barbaros meydanına cepheli olarak Barbaros Bulvarı ile Beşiktaş Caddesi'nin birleştiği yapı adasında 1555 yılında Kaptanı Derya Sinan Paşa tarafından Mimar Sinan'a inşa ettirilmiştir. Sinan Paşa külliyesi dört ana binadan meydana gelir. Külliye, cami, medrese ve günümüze ulaşmayan mektep ile çifte hamamdan oluşmaktadır. Külliye kurulduğundan bu yana, muhtelif dönemlerde onarımlar görmüştür. 19.yüzyılda cami iç hacimdaki kalem işleri yenilenmiştir. 1936-1937 yıllarında, Vakıflar İdaresi tarafından gerçekleştirilen onarımda, kuzey girişte bazı değişiklikler yapılmış, yine bu onarımda, caminin kıble duvarının doğu tarafına bitişik olan ve tarihi belli olmayan, mahfil yada meşruta yıktırılmıştır.1972-74'de avluda ve medrese odalarında restorasyon çalışmaları yapılmış, bu çalışmalar sırasında caminin 19.yüzyıla ait olan seçmeci üsluptaki bezemeleri, klasik üslupta bir bezeme ile değiştirilmiştir. Son olarak, 1999-2003 yılları arası Vakıflar İdaresince gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarında caminin üst örtüsündeki kurşun kaplamalar ve harimdeki kalem işleri yenilenmiştir.

KÜLLİYENİN BANİSİ

Sinan Paşa veya Sinanüddin Yusuf Paşa, Sultan I. Süleyman döneminde, 1550-1553 yılları arasında Osmanlı Donanması'nın kaptan-ı deryalığını yapmıştır. Osmanlı Hanedanı'na akrabalık bağıyla bağlı olan Sinan Paşa sadrazam Damat Rüstem Paşa'nın erkek kardeşi olup, Rüstem Paşa Sultan I. Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan'la evli olduğu için I. Süleyman'ın damadının erkek kardeşidir. Hırvat asıllı Hristiyan bir ailenin çocuğu olarak Saraybosna yakınlarında olan ya Butomır ya da Sarajovska Polje adlı bir köyde doğmuştur. Ailesinin adının Öpüçoviç veya Cığaliç olduğu bildirilmektedir. Erkek Kardeşi Damat Rüstem Paşa yanında Nefise adli bir kız kardeşi olduğu bilinmektedir. Sinan Paşa Enderun'da yetişmiştir. Sokollu Mehmet Paşa'nin Kaptan-ı deryalığından sonra 1550'de Kaptan-i derya olmuştur. 1551'de Malta Şövalyeleri'ne kar Trablus Kuşatması, 1553'de Fransa'ya yardım için yapılan Akdeniz seferinde resmen Osmanlı donanması komutanı idi. Ama gerçekte Sinan Paşa'nın kaptan-ı derya olarak görev yaptığı dönem Turgut Reis'in yıldızının parlamağa başladığı döneme denk geldi. Turgut Reis ve Sinan Paşa özellikle Kuzey Afrika'da birçok sefere birlikte katıldılar. Turgut Reis padişah ve Osmanlı denizcileri tarafından Sinan Paşa'dan daha başarılı olarak görülmekteydi. 1551'de Trablusgarp'ın Osmanlılar tarafından ele geçirilmesi Turgut Reis'in bir başarısı olarak görüldü. Ancak Sinan Paşa 1553'deki ölümüne kadar Kaptan-ı deryalık görevini sürdürdü. Öldüğünde kendisinin 2 kızı ve 1 oğlu olmasına rağmen, garip bir kararla servetini Mihrimah Sultan'a bıraktı. Öldüğü sırada Mimar Sinan, Sinan Paşa'nın adına Beşiktaş'da Sinan Paşa Camii'ni inşa etmekteydi. Ancak cami henüz hazır olmadığı için Sinan Paşa'nın gene Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş olan Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii'ne gömülmüştür.

KÜLLİYENİN CAMİSİ

"Beşiktaş Camii" de denilen Sinan Paşa Camii'nin, Mimar Sinan'ın mekan araştırmaları içinde farklı bir yeri bulunmaktadır. Üsküdar Mihrimah Camii'nde ve Şehzade Camii'nde kubbeli-kare strüktür şemasını uygulayan Sinan, ilk kez bu yapıda kubbeli-altıgen şemasını denemiştir. Külliye bitmeden Sinan Paşa'nın ölmesi, caminin döneminin diğer yapılarına göre daha sade olmasına neden olmuştur. Yapı, beyaz kesme taş ve kırmızı tuğladan, ucuz bir duvar tekniği ile inşa edilmiş ve içi fazla süslenmemiştir.

Ortada büyük ve derin bir aynalı tonoz, yanlarda ikişer kubbe ile örtülü beş açıklıklı son cemaat yeri, 1749'da harime eklenmiştir. Enine gelişmiş dikdörtgen planlı harim 12.60m. çapındaki kubbe ile örtülmüştür. Kubbe, altıgen bir ayak sistemine oturtulmuş ve kubbeye geçişler küresel üçgenlerle sağlanmıştır. Yan mekanlar ikişer kubbe ile örtülmüş ve bu kubbelerle orta kubbe arasında kalan üçgen kısımlara, dört küçük kubbe yerleştirilmiştir. Bu küçük kubbelere, Sinan'ın İstanbul dışında başka hiçbir yapısında rastlanmamaktadır. Caminin sağ tarafında yer alan tek şerefeli minaresi, Osmanlı mimarisinde pek rastlanmayan biçimde, cami hacminin ortasında yükselmektedir. Gövdesi, üç sıra tuğla arasına bir sıra kesme taş yerleştirilerek örülmüş olan minarenin külahı kurşun kaplıdır.

Yapının, iki kapılı avlusunun ortasında yer alan yekpare som beyaz mermerden yapılmış dört sütunlu, zarif saçaklı şadırvan özgündür. Şadırvanın dört yüzünde, Reisülküttap Mehmet Sıhhi Efendi'nin kitabesi yer almaktadır. Mimar Sinan, Üsküdar Mihrimah Sultan Camiinde olduğu gibi Sinan Paşa Camii'nde de son cemaat yerinin önüne ikinci bir saçak eklemiş ve ilk kez bu yapıda, avlu revakları arkasına medrese odaları yerleştirmiştir. On iki odası bulunan medrese, 1890'da, 1930'lu yıllarda ve 1970-72 arasında onarım görmüştür. Bu tamiratlar sonunda, yapı özgün durumunu yitirmiştir.

KÜLLİYENİN HAMAMI

Külliye geniş bir alana yayılmıştır. Cami ve medrese bugünkü yerinde inşa edilmişken Hamam biraz daha ileri inşa edilmiştir. Zira bugün Ortabahçe Caddesi denilen çarşı eskiden dere idi. Bugünkü kaldırıla üst geçidin orada Köprü vardı. Zira altından dere akardı. Bundan dolayı Külliye Hamamına Köprü Hamamı veya İskele Hamamı denirdi.

1957-1958 yıllarında Başvekil Adnan Menderes İstanbul'u çağdaş bir kent haline getirmeye karar verdi. Bu kararla birlikte İstanbul Sanayi üretimine açıldı. Nüfus artış hükümet tarafından öngörüldü. Adnan Menderes'in çağdaş kent görünümüne uygun yıkımlar yapıldı. İstanbul'da onlarca Osmanlı Yapısı yok edildi. Önemli olan büyük Amerikan Otomobillerine uygun caddeler ve bulvarlar yapıldı. Beşiktaş sahil yolundaki hamam yıkıldı yerine benzin istasyonu ve Amerikan taklidi Motorest lokantası kuruldu.  Mimar Sinan'ın eseri olan hamam hakkında Reşat Ekrem Koçu bir makale yazmıştır. Koçu'ya göre erkekler kısmı geniş ve sekiz köşeli göbek taşı etrafında dört halvet ve üç sofadan mürekkeptir.

‘'Menderes imarı adı verilen ve Türk İstanbul'unun üzerinden silindir gibi geçen, kör kazmanın kurbanı, sanat şaheseri bir yapı; yıkılması için zannedersiniz ki üstatlar kurulundan veya mimari bir otoriteden izin ve ruhsat alınmış olsun. Bir dahinin eseri olan bu yapı, yıktıranı ve yıkılmasına izin vereni, verenleri, o tüyler ürpertici vandalizmin yok ettiği ecdat yadigarı yüzlerce yapı ile beraber kıyamete kadar lanetle anılacaktır.''

Behçet Ünsal, hamamın yıkılması kararının alındığı Anıtlar Yüksek Kurulu üyesi olarak konuyla ilgili kurulda yapılan tartışmaları isim vererek açıklar. Kendisi ile beraber birçok kişinin bu yıkıma karşı çıktığını anlatır. Kurul Başkanı Tahsin öz fazla politize olduğu ve Menderes korkusu ile adeta kurulu zorlayarak bir oy farkla yıkılmasına karar çıkartmıştır. Çifte hamam olarak düzenlenmiş yapının, kuzeyinde erkekler kısmı, güneyinde kadınlar kısmı yer almaktadır. Hamam, Mimar Sinan'ın 1547'de yapmış olduğu, Samatya'daki Yakup Ağa Hamamı'na boyut ve plan olarak benzemektedir.

KÜLLİYENİN MEDRESESİ

Sinan Paşa Medresesi; İstanbul Boğazı'nın Rumeli yakasında Beşiktaş Barbaros Bulvarı ile Beşiktaş Caddesinin kesiştiği noktada 1555 tarihinde Sinan Paşa tarafından yaptırılmış külliyenin bir yapısıdır. Sinan Paşa Osmanlı Kaptan-ı deryası olup Rüstem Paşa'nın kardeşidir. Sinan Paşa Külliyesi Mimar Sinan tarafında Edirne Üç Şerefeli Camiden ilham alınarak inşa edilmiş bir külliyedir. Külliyeden geriye Cami ve Medrese kalmıştır. Külliye'nin hamamı ve sıbyan mektebi günümüze ulaşamamıştır.

Medrese tuğla ve taştan almaşık malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Medresenin 12 göz hücresi bulunmaktadır. Cami avlusunda bir U formu çizen medrese yapısı. Medrese kapısının iki yanında da altışar hücre inşa edilmiştir. Medrese odaları ocaklı olup, tavanları ahşaptır. Avluda ayrıca mermer bir şadırvan yer almaktadır. Sinan Paşa medresesi 1792 tarihinde 14 talebe öğretim görmekte iken, 1914 yılı teftişinde 12 öğrenci saptanmıştır. Çeşitli tarihlerde restore edilmiş olan medrese bugün turistik amaçlarla kullanılmaktadır.

Külliyeler

Turan Aknc Kitaplar