Eminönü Kantarcılar Üç Mihraplı Camii
Üç mihraplı Camii, Hoca Hayrettin veya Kazancılar Camii; İstanbul Suriçi Eminönü Ragıp Gümüşpala caddesine cepheli olarak 1469 – 1478 tarihlerinde Fatih Sultan Mehmet devri ulemalarından Hoca Hayrettin tarafından inşa ettirilmiştir. Kantarcılar Camisi’ni geçtikler sonra, Kıble Çeşme Caddesi’nin ismi Küçükpazar Caddesi olarak anılmaktadır. Bundan dolayı camii üç mihraplı olarak anılmaya başlanmıştır. Hoca Hayrettin Camii olarak ta adlandırılan bu camii, Unkapanı’ndan Eminönü’ne giderken sağ yanda kalır.1980’ler öncesi o bölgede İstanbul meyve ve sebze hali bulunduğu için ve halin yarattığı karmaşa içinde adeta harap bir şekilde bulunan camii, Halin buradan kaldırılması ile ortaya çıkmıştır.
Cami, Fatih Sultan Mehmet dönemi ülemasından Kırımlı Hoca Hayrettin Efendi tarafından inşa edilmiştir. O dönemde bu semtte fazla Müslüman nüfus yoktu. Burada cami yapılmasına bu civarda oturan Hıristiyanlar karşı çıkarlar. Zaman içinde bu çevredeki Müslüman sayısı artınca camiye ek bir yapı yapmak zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Caminin yanındaki arsa Şam Kadısı Ahmet Efendi’ye aittir. Ahmet Efendi vefat edince bu arsa karısından istenir. Karısı da bunun üzerine bir şart koşar. Bu arsayı camiye vereyim ama benim adıma da camiye bir mihrap koymasını isterim demiştir. Bunu duyan Fatih Sultan Mehmet bu camiye bir tanesi Ahmet Efendi’nin karısı, bir tanesi de kendi gelinim içinde mihrap koyun direktifini verir. Ortadaki mihrap cuma ve bayram ve teravih namazlarında kullanılır.

MİMARİ YAPI

Camii açıldıktan sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından da camiye ek bir yapı yaptırmıştır. Bu yapılan kısım için bir de mihrap yapılmıştır. Caminin ilk yapılan bölümündeki iki pencere büyütülerek ek bina ile irtibat sağlanmıştır. İlk binanın tavanı kubbeli, ek binanın tavanı düz ve ahşap kaplamalıdır. Ek bina yarım metre daha yüksekte yapıldığı için ek binaya üç basamak çıkılarak bölüme geçilmektedir. Küçük ve ahşaptan olan vaaz kürsüsü iki bölümün arasındadır. Ahşap minber son yapılan bölümün sağ köşesindedir. Bir süre sonra Hoca Hayrettin’in gelini tarafından başka bir ek daha yaptırılmıştır. Bu yapılan ek içinde mihrap yapılmıştır. Cami bu durumda üç kısımlı olmuştur. Camiye uzun yıllar içinde yapılan tadilatlarla yapılan ilave bölümde mihrap yapılmasından dolayı bu isim kullanılmaya başlanmıştır.

Duvarlar tamamen kırma taş ile örülmüştür. Tamir edilen kısımlarda kesme taş kullanılmıştır. Yapının birinci kısmı kubbeli diğer kısımlar ise ahşap çatılıdır. Minaresi yapının güneyindedir. 1475 yılında vefat eden Hoca Hayrettin caminin haziresinde medfundur. İstanbul'da üç tane mihrabı olan tek camidir. İmamı her vakti ayrı mihrapta kıldırabilmektedir. Kubbe sekiz noktadan taşınmaktadır. Kubbe dört yönde taş duvarlara oturmaktadır. Diğer dört yönde ise tonozlara oturmaktadır. Camide iki sıra pencere bulunmaktadır. Alt sıradaki pencereler dikdörtgen silmeleri vardır. Bu pencereler üzerinde ise sivri tahfif kemerleri bulunur. Üst sıradaki pencereler ise sivri kemerlidir. Mekanı aydınlatmak için duvar yönlerinde kubbe kaynağına pencereler açılmıştır. Camiye sonradan eklendiği belli olan bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Caminin mihrap yönünde bir sete dayanmaktadır. Günümüzde Ragıp Gümüşpala Caddesinin düzenlenmesi ile cadde üzerinde kalmıştır.

Camiler

Turan Aknc Kitaplar