Fatih Yavuz Sultan Selim Camii
Yavuz Sultan Selim Camii; İstanbul Suriçi Fatih Yavuz Selim Caddesinde Tabak yunus sokağına cepheli olarak 1522 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından inşa ettirilmiştir. İstanbul'un yedi tepesindeki yedi selatin camiden biridir. Haliç'e en yakın olan tepede inşa edilmiştir. İnşa tarihi 1522 olup, mimarı tartışmalıdır. Mimar Ali'ye adı geçmektedir. Yavuz Sultan Selim'in emriyle yapılmış ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından türbe, imaret, medrese eklenmiştir. Caminin bir yanı sarnıç, bir yanı Kırkmerdiven denilen bir uçurumdur. Üç kapıyla avluya girilir: Türbe kapısı, Çarşı kapısı, Kırkmerdiven kapısı. Ağaçlı geniş bahçeli avlu şadırvanlıdır.
KÜLLİYENİN BANİSİ

Yavuz Sultan Selim 1470 yılında doğmuştur. 9. Osmanlı padişahı, 74. İslam halifesi ve ilk Osmanlı halifesidir. Babası Sultan II. Beyazıt, anası Gül-Bahar Hatun, eşi Ayşe Hafsa Sultan'dır. Tahtı devraldığında 2.375.000 km2 olan Osmanlı topraklarını sekiz yıl gibi kısa bir sürede 2,5 kat büyütmüş ve ölümünde imparatorluk topraklarının 1.702.000 km2'si Avrupa'da, 1.905.000 km2'si Asya'da, 2.905.000 km2'si Afrika'da olmak üzere toplam 6.557.000 km2'ye çıkarmıştır. Padişahlığı döneminde Anadolu'da birlik sağlanmış; halifelik Abbasilerden Osmanlı Hanedanına geçmiştir. Ayrıca devrin en önemli iki ticaret yolu olan İpek ve Baharat Yolu'nu ele geçiren Osmanlı, bu sayede doğu ticaret yollarını tamamen kontrolü altına almıştır. Sultan I.Selim, tahta babası Sultan II. Beyazıt'a karşı darbe yaparak çıkmıştır. Şehzade Selim, tahta çıkmadan önce vali olarak Trabzon'da görev yapmıştır. Yavuz Sultan Selim'e kızını vermiş olan Kırım Hanı Mengli Giray, ona askeri destek sağlayarak tahta geçmesine yardım etmiştir. 1512'de tahta çıkan Sultan Selim, Eylül 1520'de şarbon hastalığına bağlı olarak Aslan Pençesi denilen bir çıban yüzünden henüz 49 yaşında iken vefat etmiştir.

Sultan Selim, Mısır Seferi'nden sonra Batı Seferi'ne başlamak amacıyla Veziriazam'ı Kapıkulu askerleriyle Edirne'ye göndermiş, sonra kendisi de Ağustos 1520'de Edirne'ye doğru yola çıkmıştır. Ancak Selim, sırtında bir çıban çıkmasından ötürü rahatsızlanmıştır. Halk arasında yanıkara olarak da isimlendirilen bu çıban, Şirpençe ya da Aslan Pençesi ismiyle bilinmektedir. Hoca Sadettin Efendi, yazılarında Yavuz Sultan Selim'in ölümüne sebep olan çıban hakkında ayrıntılı bilgiler vermiştir ve bundan ötürü günümüzde kaynak olarak genelde onun yazılarına başvurulmaktadır. Bütün bu sıkıntılara rağmen Yavuz, sefer daha önce kararlaştırıldığı için geri dönmeyerek hasta olduğu halde Ağustos 1520 tarihinde Edirne'ye doğru yola çıkmıştır.

Yavuz, Çorlu'da kırk gün Başhekim Ahmet Çelebi tarafından tedavi edilmiş fakat yara yine de büyüyüp açılmıştır. Hareket edemeyecek kadar yorgun düşen Yavuz, tedaviden ümidini kesince Edirne'de bulunan Veziriazam Piri Mehmet Paşa ile vezir Çoban Mustafa Paşa'yı ve Rumeli Beylerbeyi Ahmet Paşa'yı acele yanına çağırtmış ve vasiyetini belirtmiştir. Ayrıca acele edip yetişmesi için Manisa Valisi olan oğlu Şehzade Süleyman'a haber göndermiş ancak oğlu gelmeden 1520 yılında 21 Eylül'ü 22'sine bağlayan gece Çorlu karargahının bulunduğu köyde vefat etmiştir. Sultan Selim'in vefatı, tek oğlu olan Manisa Valisi Şehzade Süleyman gelinceye kadar gizli tutulmuştur. Süleyman'ın 1520 tarihinde İstanbul tarafına gelip kadırga ile saraya indiği haber alındıktan sonra, Selim'in vefatı ve yeni padişahın İstanbul'a geldiği ilan edilmiştir.

Devlet erkanı, derhal İstanbul'a gelip yeni Padişah'ı tebrik ettikten sonra Selim'in naaşı, bütün ilgililer tarafından Edirnekapı haricinde, bağlar ucunda karşılanıp, hazırlanmış bulunan tabuta konmuştur. Fatih Sultan Mehmet Camii'nde cenaze namazı kılındıktan sonra, o tarihlerde Mirza Sarayı denilen günümüzdeki Sultan Selim Camii yanındaki mahalleye defnedilmiştir. Türbesi, oğlu Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Yavuz Sultan Selim; 22 Eylül 1520'de Şirpençe denilen bir çıban yüzünden vefat ettiğinde oğluna, dolu bir hazine, güçlü bir ordu ve iç karışıklıklara son verilmiş bir devlet bırakmıştır. Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Camii'nde babasının cenaze namazını kıldıktan sonra, onu Sultan Selim Camii avlusundaki türbeye defnettirmiştir.

MİMARİ YAPI

Caminin mimarı planı olarak kare bir mekandır. Camii Osmanlık Klasik Mimarisi daha ortaya çıkmadan yapılmış camilerden biridir. Planlamasında Bursa ekolunun izleri görülür. Bursa Camilerinde ibadetin yapıldığı harim dışında başka bazı fonksiyonlar için mekanlar planlanmıştır. Bu camide harim alanının kuzey ve güneyinde iki kare ek binalar vardır. Bu binalar dokuzar kubbe ile örtülmüştür. Caminin ana merkez kubbesi harimde sadece çevre duvarlarına oturur. Köşe diagonalleri ise skalaktiklerle geçilmiştir.

Şadırvanın bulunduğu iç avlu 18 tarafından taşınan 22 kubbe ile örtülüdür. Avlu ortasında Sultan IV.Murat'ın yaptırdığı abdestlik sivri kuvvesi bulunmaktadır. Avlunun dış yüzünde, son cemaat yerinin iç yüzünde çok değerli çiniler vardır. Ana kubbe dört duvardan aşağı iner. Birer şerefeli iki minaresi bulunmaktadır. İçerde mihrabın solunda mermer 8 sütun üzerinde hünkar mahfili, sağda müezzin mahfili, kıble kapısı üzerinde başka bir müezzin mahfili vardır. Mermer minber de dahil olmak üzere bütün elemanlar oymacılık ve kakmacılık, çinicilik ve tezhip, hat ve nakış sanat eserleriyle donatılmıştır. Pencereler ve kapılarda oymacılık sanatı mükemmeldir. Mihrabı çeviren çinilerin güzelliği sadece bu camide görülür. Caminin iki yanında dokuzar kubbeli iki misafirhane vardır. Karşı tarafında bir medresesi bulunmaktadır. Caminin yapıldığı alan Bizans devrinde Bonos sarayının olduğu alandır. Caminin güneyinde Çukurbostan denilen Aspar açık sarnıçı bulunmaktadır. Külliyenin imareti yıkılmış onun yerine Fatih Kız Lisesi yapılmıştır. Sıbyan Mektebi dış avlu kapısı yanındadır.

YAVUZ SULTAN SELİM TÜRBESİ

Caminin yanındadır. Üç kubbeli türbenin en sağındaki sekizgen türbe Yavuz Selim'indir. İki sıralı pencereler, 4 renkli sütunu ve 5 kemeri vardır. Bu revaklı kapıdan girer girmez renga renk çiniler göz kamaştırır. Kapılar sedef kakmalı abonozdur. Üst tarafta 'her nefis ölümü tadacaktır' ayeti yazılıdır. Yavuz Selim'in lahti maksurenin ortasındadır. Başında selimi kavuk bulunan lahitin başucunda tahta çıkış ve ölüm tarihi sırma yazıyla yazılıdır. Bir kapıda Abdülhak Hamit'in şiiri Hulusi Efendi hattıyla asılıdır. Pencere kanatları abanoz ve fildişi kakmalıdır. Türbe mimarı Acem Ali'dir. Diğer türbelerde Sultan Yavuz Selim, kızı Hatice Sultan ile kızı, Ayşe Hafsa Sultan, şehzadeler Murat, Mahmut, Abdullah ve diğerinde Sultan I.Abdülmecit gömülüdür. Yavuz'un sandukası üzerinde bir kaftan vardı ve bu kaftan İbn Kemal'e aitti.

Camiler

Turan Aknc Kitaplar