Topkapı Merkez Efendi Camii
Merkez Efendi Camii; İstanbul Surdışı Topkapı ile Mevlana kapı arasında bulunan Onuncu yıl caddesine cepheli olan Merkez Efendi Mezarlığının sonunda 1514 yılında Yavuz Sultan Selim’in kızı Şah Sultan tarafından Şeyh Merkez Efendi için inşa ettirilmiştir. Camiye iki yoldan, biri mezarlık içindeki yoldan diğeri mezarlık çevresini dolanarak gidilmektedir. Topkapı’daki yıkımlar sonrasında mevcut Otogar ve ferileri yıkılınca Merkez Efendi Camiine Topkapı’dan ulaşmak kolaylaşmıştır.
CAMİNİN BANİSİ

Merkez Efendi olarak tanınan Müslihittin Ebu Taki Musa bin Mustafa bin Kılıç (1460 1552) tarihlerinde yaşamıştır. Denizli Buldan Sarımahmutlu köyünde doğmuştur. Ailesinin Selçuklu Germiyanoğullarının bir koluna bağlı olduğu tahmin edilmektedir. Denizli'de ilköğrenimini babası Hafız Mustafa Efendinin yanında tamamladı. 1478'de gittiği Bursa'da ve İstanbul'da, Veliyüddin Medresesi'nde sürdürdü. Orada Hızırbeyzade Velayettin ya da Velayettin oğlu Ahmet Paşa olmak üzere dönemin önde gelen bilginlerinden İslam bilimleri ve tıp dersleri aldı. Gittiği Karaman'da Halveti şeyhlerinden Habib-i Karamani'ye mürit olma yolunda yaptığı girişimden bir sonuca ulaşamadı. 1493'te İstanbul'a dönerek Halvetiye Tarikatı şeyhlerinden, Sümbüliye kolunun kurucusu Sümbül Sinan'a bağlandı. Tasavvuf eğitimini tamamlayarak Aksaray Kovacı Dede Dergahı'na şeyh olarak atandı. Bir süre sonra da şeyhi tarafından Denizli'ye gönderildi. Sultan I. Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan'ın Manisa'da yaptırdığı imaretin yanındaki zaviyeye şeyh oldu. Burada, yalnız şeyhliği, eğitim-öğretim etkinlikleri ile değil, aynı zamanda hekimliği ile de ünlendi. "Mesir" denilen macunu ilk o yaptı ve Nevruz günü halka macun dağıtma geleneğini başlattı.

Sümbül Sinan Efendi'nin ölümü üzerine İstanbul'a dönerek onun yerine şeyh oldu. Bir gün, günümüzde kendi adını taşıyan Silivrikapı ve Topkapı arasındaki semtte gezinirken, söylendiğine göre, yer altından bir su sesi duydu. Toprağı kazdırdığında karşısında içi su dolu bir havuz çıktı. Burada bir cami ile bir hamam yaptırdı. Damat Çelebi Lütfi Paşa'nın eşi Şah Sultan bu camiye vakıflar tahsis ettiği gibi Merkez Efendi adına başka camilerde yaptırdı. Merkez Efendi’nin vefatından sonra kabrinin üzerine, yine Şah Sultan tarafından yaptırıldığı sanılan türbenin ilk yapıldığı zamanki halinde kalamadığı, Sultan II. Mahmut döneminde duvar hizaları aynen korunarak yeniden yapıldığı biliniyor. Merkez Efendi'nin türbesi ve yanındaki kuyu eskiden olduğu gibi günümüzde de dilekte bulunulmak için halkın ziyaret ettiği bir yerdir. İyi bir Kuran yorumcusu olduğu söylenilen Merkez Efendi'nin yazılı bir yapıtına rastlanmamıştır.

MİMARİ YAPI

Avlu kapısı üzerindeki yeşil kitabede 1514 ve 1580 ikinci imar tarihi vardır. 1837'de Sultan II. Mahmut tarafından yenilenmiştir. Caminin mimarı planı kare formundadır. Bina kagirden yapılmış olup, ahşap çatılıdır. Camiye bitişik olan minare tek şerefelidir ve tuğladan yapılmıştır. Cami binası sarı boyalıdır. Cami ve çevresi şöyle yapılanmıştır: Cami karşısında türbe, çilehane, mezarlıklar, Abdülbaki Paşa Darülkurrası, Hamam bulunmaktadır.

Camiye avlu kapısından girildiğinde solda küçük bir türbede Merkez Efendi'nin iki torununun sandukaları bulunur. Buranın karşısında Merkez Efendi Türbesi vardır. Sağda cami dış giriş kapısına dört basamaktan çıkılır. Cami zemin ve tavan ahşaptır. İç giriş kapısı yekpare bir iç alana açılır. Dış giriş kapısından girince sağ ve soldan üst kata çıkılır, burası hanımlar içindir.

Merkez Efendi, cami giriş kapısının açıldığı geniş bahçedeki türbesinde yatmaktadır. Tavanı kubbelidir. Pazartesi salı dışında 9-16 arası açıktır. Türbede giriş bölümündeki ahşap tavanlı bölümdeki parmaklıkla çevrili tarafta Şeyh Hüseyin Efendi, Şeyh Ahmet Mesut, Mustafa Efendi, Nurullah Efendi, Hatice Hanım, Sıdıka Hanım, Fatma Hatun, Şeyh Mehmet Nurettin yatmaktadır. Bağdadi kubbeli bölmede ise Merkez Efendi'nin sandukası bulunur. Önünde Hattat Aziz Efendi'nin bir levhası vardır.

Camiler

Turan Aknc Kitaplar